Tekstil sanayicilerinden üç aşamalı kapsamlı yol haritası  

Tekstil ve hazır giyim sektörü temsilcileri; sanayisizleşme riskine bütünleşik sanayi politikası çağrısı yaptı. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, “Türk ihracatçısı yarışa her sabah 10 puan geriden başlıyor” dedi

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), sektördeki gelişmeleri ve Türk sanayisinin geleceğine yönelik politika önerilerini düzenlediği basın toplantısında paylaştı. TGSD Müşterek Başkanları Toygar Narbay ve Ümit Özüren’in katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcilerine de sunulan Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası ile sektörel analizlerde ortaya konulan bulgular ele alındı. TGSD, üç aşamalı kapsamlı bir yol haritası açıkladı. Sektörün mevcut ekonomik koşullara uyum sağlamasından uzun vadeli küresel bir markalaşma atağına geçmesine kadar olan süreci kapsayan bu vizyon belgesi kısa, orta ve uzun vadeli taleplerden oluşuyor. 


Kısa vadede stabilizasyon dönemi

TGSD’nin ilk aşamada önceliklendirdiği stabilizasyon dönemi, 2026-2028 yıllarını kapsarken; sektörün mevcut mali yapısının güçlendirilmesini ve finansman imkanlarının iyileştirilmesini hedefliyor. Dernek, bu dönemde net ihracata yüzde 10 oranında döviz dönüşüm desteği sağlanmasını talep ediyor. İstihdamın korunması amacıyla sunulan çalışan başına 3 bin 500 TL’lik desteğin, bölgesel gelişmişlik düzeyine göre kademeli bir şekilde artırılması isteniyor. Finansman tarafında ise reeskont faiz oranının politika faizinin yüzde 50’si oranında sabitlenmesi, faiz tahsilatlarının dönem sonunda yapılması ve bu kredilerin yüzde 100 Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle desteklenmesi bekleniyor. Ayrıca Türk Eximbank’ın toplam kredi ve ihracat imkanlarının, 2018 yılındaki yüzde 16,5 seviyesine yeniden çıkarılması talep ediliyor. 


Değişim ve dönüşüm dönemi 3 yıl sonra

Sektörün yapısını ve üretim altyapısını modernize etmeyi amaçlayan orta vadeli süreçte; Nitelikli Tedarikçi Sertifikasyon Sistemi’nin (NTSS) kurulması ve üretim havzalarının segmentasyonunun yapılması hedefleniyor. 2029-2034 yıllarını kapsayan planda bu kapsamda, sınır bölgelerine üretim havzası, Doğu illerine ise serbest bölge statüsü verilmesi isteniyor. Sektörün uluslararası pazarlarda güçlenmesi adına Marka Satın Alma Fonu oluşturulması; ortak showroom, lojistik ve satış konsorsiyumlarının desteklenmesi öngörülüyor. Tüm teşvik sisteminin bütüncül bir anlayışla tek bir merkezden yönetileceği ve NTSS ile entegre olacağı bir yapının tasarımı talep ediliyor. Bunlara ek olarak kamu alımlarına erişimin kolaylaştırılması, teknik tekstil yatırımlarının artırılması, bir yetenek akademisinin hayata geçirilmesi ve Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı’nın (BİGEB) kurulması hedefler arasında yer alıyor.


Uzun dönemdeki plan Türkiye markası

TGSD’nin 2050 vizyonu doğrultusundaki uzun vadeli stratejisi, bütüncül ve multidisipliner bir yaklaşımla “Türkiye Markası”nın küresel ölçekte konumlandırılmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda hazır giyim, tekstil, moda, perakende, turizm, gastronomi, dizi-film, havacılık ve spor gibi farklı sektörlerin temsilcileri ile tarihçiler, düşünürler, pazarlama stratejistleri, sivil toplum kuruluşları, akademi, odalar, birlikler ve bakanlıkların aynı çatı altında bir araya geleceği çok yönlü bir mekanizmanın tesisi hedefleniyor. 

2022-2026 haziran döneminde 364 bin kişilik istihdamın ve 10 bin 497 işletmenin kaybedildiği hazır giyim ve tekstil sektörlerinde yaşanan bu daralmanın Türk sanayisi için bir uyarı olarak ele alınması gerektiğini belirten Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanı Toygar Narbay, Türk ihracatçısının küresel rekabetteki yarışa her sabah 10 puan geriden başladığına dikkati çekti.  Mevcut modelin sanayisizleşmeye yol açtığını ifade eden Narbay, üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve marka politikasını tek çatı altında toplayacak yeni ve bütünleşik bir sanayi politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Narbay ayrıca bu politikaya yönelik üç aşamalı yol haritası önerilerini de paylaştı. 


“Bizim %13,6 rakiplerimizin %3,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor”

Jeopolitik ve ekonomik gelişmelerin Türk sanayicisini küresel rekabette dezavantajlı konuma taşıdığını belirten Narbay, “Bugün Türkiye’de bir sanayicinin yalnızca sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor. Düşük enflasyon ve faiz ortamında faaliyet gösteren küresel rakiplerimizde ise bu eşik yüzde 3,6 seviyesinde. Aradaki 10 puanlık fark nedeniyle Türk ihracatçısı her sabah yarışa geriden başlıyor. Bu durum yalnızca hazır giyim ve tekstili kapsamayıp tüm ihracatçılarımız için geçerli” dedi.


“Yeni OVP’deki rakamlar sanayisizleşmeyi doğruluyor”

Sanayisizleşme uyarısının yalnızca sektörün değerlendirmesi olmadığını, 6 Eylül’de yayımlanan Orta Vadeli Program’daki (2027-2029) rakamlarda da görüldüğünü belirten Narbay, şunları söyledi; “Mal ihracatımızın milli gelire oranı yeni OVP içinde yer alan tabloda 2025’te %17,1 iken 2029’da %14,2’ye geriliyor. Yani ekonomi büyürken mal ihracatının payı küçülüyor. Dahası bir önceki programda 2028 için %16,4’lük bir oran öngörülmüştü; yeni programda aynı yılın öngörüsü %14,5’e inmiş durumda. Bir yıl içinde beklentinin 1,9 puan geri çekilmesi, bizim işaret ettiğimiz eğilimin resmi projeksiyonlara da yansıdığını gösteriyor.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM