

SEDA GÖK / TİCARET SOHBETLERİ
Kimya sektörünün küresel ticaret rotasında İstanbul yeniden merkez oluyor. 20 yıllık deneyimiyle bölgenin en önemli buluşma platformlarından biri haline gelen TURKCHEM Eurasia, 2026’da yeni iş birlikleri, ihracat fırsatları ve yeşil dönüşüm gündemiyle sektörün nabzını tutmaya hazırlanıyor.
Artkim Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler, TURKCHEM’in yalnızca bir fuar değil, Türk kimya sanayisinin küresel değer zincirindeki yerini güçlendiren stratejik bir platform olduğunu vurguluyor. Ahmet Güler ile TURKCHEM’in 20 yıllık gelişimini, hedeflerini, uluslararası iş birliklerini ve fuarın plastik ve kimya sanayicilerine sunduğu fırsatları konuştuk.
Erdem, gelecek hedeflerini iki ana başlıkta topluyor; sağlık turizmi ve istihdamın sürdürülebilirliği… İzmir’in turistik potansiyeline dikkat çeken Erdem, bu alanda doğrudan uçuşların artırılması gerektiğini vurguluyor.
▶︎ Türk kimya sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan TURKCHEM, 2026 yılında nasıl bir içerik ve vizyonla ziyaretçilerini karşılamaya hazırlanıyor?
TURKCHEM Eurasia’yı 2006 yılında hayata geçirdiğimizde, kimya sanayisini alt segmentlere bölmeden bütün bir ekosistem olarak aynı çatı altında buluşturmayı hedeflemiştik. 20 yıl sonra, 25-27 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 11’inci kez kapılarımızı açacağız. “Kimyayla İlgili Her Şey” mottomuz bir slogan değil, fuarın kurgusunun kendisi. 2026 edisyonunda da Özel ve Spesifik Kimyasallar, Genel Kimyasallar, Petrokimyasallar, Laboratuvar ve Üretim Teknolojileri başlıklarını birlikte ele alıyor, EMEA bölgesinin en kapsamlı kimya platformu olma iddiamızı sürdürüyoruz.
▶︎ TURKCHEM’in bu yılki en önemli gelişmeleri neler?
Bu yılın bizim açımızdan en belirleyici gelişmelerinden biri, fuarımızın Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında destekleniyor olması. Bakanlık bu statüyü, sektörel etkisi, uluslararası niteliği ve ihracata katkısı yüksek olan yurt içi fuarlara tanıyor. Bizim için bu, 20 yıllık emeğin resmi olarak tescillenmesi anlamına geliyor. 5973 Sayılı İhracat Destekleri Hakkında Karar’da yapılan düzenlemeyle 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olan yeni uygulama kapsamında, gerekli şartları sağlayan katılımcı firmalarımız yer kirası ve stant giderleri için metrekare bazlı devlet desteğinden yararlanabiliyor. Yani katılımcımızın fuara ayırdığı bütçe, doğrudan ihracat performansına dönüşecek bir yatırıma dönüşüyor.
▶︎ Uluslararası alanda ne gibi iş birlikleri öne çıkıyor?
Uluslararası vizyon tarafında iki gelişmenin altını özellikle çizmek isterim. Birincisi, Avrupa’da yaklaşık 1.600 şirketi temsil eden Avrupa Kimyasal Distribütörleri Birliği FECC’nin destekleyen kuruluşlarımız arasında yer aması Yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlayan ve yıllık 26 milyar euro hacme sahip bir sektörü temsil eden FECC ile kurduğumuz bu ilişki, Türk üreticisinin Avrupa distribütör ağlarına doğrudan erişimini hedefliyor. Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil, küresel tedarik zincirlerindeki konumuyla değerlendiriliyor; FECC’nin desteği tam da bu noktada anlam kazanıyor. Avrupa’daki ticari ilişkiler tarafında İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası da stratejik partnerlerimiz arasında yer alıyor.
İkincisi, Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret Temsilcisi Ofisi’nin desteği. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaretinin hızla büyüdüğü bir dönemde bu destek, Azerbaycanlı alıcıların fuara yönlendirilmesi ve iki ülke arasındaki ticari köprünün güçlendirilmesi açısından stratejik bir değer taşıyor. Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya arasında doğal bir ticaret köprüsü konumunda bulunuyor ve biz TURKCHEM’i bu köprünün fiziksel buluşma noktası olarak konumlandırıyoruz.

▶︎ TURKCHEM’in katılımcı ve ziyaretçi profili hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bir önceki edisyonumuzda 97 ülkeden 434’ün üzerinde katılımcı firma ile üç salonluk bir alanda yerini aldı ve fuarımız 13 bin 897’nin üzerinde ziyaretçiyi ağırladı. Katılımcı ve ziyaretçi profilimiz; üreticiler, tedarikçiler, distribütörler, satın alma yöneticileri ve sektörün karar vericilerinden oluşuyor. Kimya sektörünün 30’a yakın ana sektöre hammadde sağladığı düşünüldüğünde, ziyaretçi çeşitliliğimiz de plastikten tekstile, kozmetikten gıdaya, ilaçtan enerjiye kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.
▶︎ TURKCHEM’in uluslararası niteliği her geçen yıl güçleniyor. Bu yıl yabancı katılımcı ve ziyaretçi açısından nasıl bir tablo bekliyorsunuz?
Geçtiğimiz edisyonda katılımcılarımızın 243’ü yurt dışından geldi, ziyaretçilerimizin ise yüzde 32’sini yani 4 bin 447 kişiyi yabancı profesyoneller oluşturdu; bu oran özellikle Rusya, İran, Pakistan, Özbekistan, Orta Doğu ve Doğu Avrupa gibi bölgelerden gelen yoğun ilgiyle şekillendi. 2026 edisyonu için destekleyici kuruluşlarımız ve bürokrasi kanalları ile yakın coğrafyalardan katılımın daha da artmasını bekliyoruz. Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya arasındaki doğal ticaret köprüsü konumu, bu uluslararası büyümenin en önemli itici gücü. Bu yılki fuarımızda, bu rakamların da üzerine çıkacağımızı öngörüyorum.
▶︎ Kimya sanayisinde sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, döngüsel ekonomi ve yeni teknolojiler giderek daha fazla önem kazanıyor. TURKCHEM’de bu başlıklar nasıl ele alınacak?
Sürdürülebilirlik, fuarımızın merkezi gündem maddelerinden biri. Geçtiğimiz edisyonda sürdürülebilirlik partnerimizle birlikte hayata geçirdiğimiz uygulamalarla sektörde bir ilke imza attık; doğal boyalar, biyolojik olarak parçalanabilen kimyasallar ve su tasarrufu sağlayan teknolojiler gibi yenilikçi çözümler öne çıktı. “Kimya Sektöründe Ar-Ge ve Yeşil Destekler” gibi panellerle sürdürülebilirliğin Ar-Ge çalışmaları ve çevre dostu politikalarla nasıl desteklendiğini ele aldık. 2026 edisyonunda da bu eksende, döngüsel ekonomi uygulamaları ve yeşil dönüşüm teknolojilerine odaklanan içerikleri genişleterek sürdürmeyi planlıyoruz.
Dünya zorlu bir dönemden geçmesine rağmen kimya ve plastik sektörlerimiz üretmeye ve ihraç etmeye devam eden bir sektör. Yüksek finansman maliyetleri, dalgalı iç talep ve küresel pazarlardaki belirsizlik hepimizin gündeminde. Oysa tam da bu dönemlerde yeni pazarlara açılmak, yeni alıcıyla tanışmak ve tedarik zincirindeki konumunu güçlendirmek en kritik yatırım haline geliyor. TURKCHEM’i bu yüzden bir maliyet kalemi değil, ihracat yatırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
