Çarşamba, Şubat 28, 2024
spot_img

“Tasarrufun Azı, Çoğu Olmaz…”

Yaşlı dünyamızı senelerdir zorlayan çevresel sorunların bilincinde olunmasına rağmen, yaz boyu İzmir gibi ve çevresinde benzer bölgelerde yaşarken, hepsi çok normal hakkımızdır gibi görülse de, bahçelerimiz, verandalarımız, balkonlarımız, arabalarımız bol bol suyla yıkanırken, deniz sonrası soğuk su ile çoluk çocuk duş alırken, hatta sokak önlerini serinletirken, yüzme havuzlarımızın suyu sık sık olmasa da arada sırada değiştirilirken mutluydu insanlarımız! Kolaya alışmıştık bir kere ve mutluluğumuzun devam ettiğini, hep böyle devam edeceğimi sanıyorduk her halde! Ta ki dünya ısısının giderek arttığının, barajlarda su seviyesinin süratle düştüğünün farkına varılmasına kadar! 

Yaşadığımız bunaltıcı sıcaklar sırası ve sonrasında suyumuzda ki kötüye gidişi duyduk da, acaba tüm olmasa bile alışkanlıklarımızı bir nebze olsa bile değiştirebildik mi? Tabii ki hayır! Çünkü yaşam alışkanlıklarımızı değiştirmek bir yana, onlardan vazgeçebilmek bile hiç kolay değildir. Ayrıca, malum her hangi bir tasarrufa pek önem veren yanımız da yoktur!

Acaba zaman içinde, dünyamızda her sene giderek artmakta olan zaman zaman “Afata” bile dönüşen, genelde yaşanılan “Global iklim değişiklikleri ve Çevre sorunlarına rağmen” alışkanlıklarımızdan kurtulmaya başlayarak, İklim konferanslarından çıkan yaptırımı olmayan kararlar gibi, yavaş yavaş da olsa değiştirmeyi başarabilir miyiz? 

Yaşanmış manidar bir örnekle devam edelim: 
 Yakın bir arkadaşım, 15 yaşında ki oğlunu, Fransızcasını ilerletsin diye Fransa’ya benzer yaşta çocuğu olan bir arkadaşını yanına 3 haftalığına göndermiş. Sene galiba 1980’ler! Sayılı gün çabuk geçer derken oğlu evine dönmüş.

Malum kucaklaşmalar sonrası özlem ve merakla babanın, “anlat bakalım nasıl geçti, memnun kaldın mı, istifade ettin mi? gibi soruları üzerine: “aslında çok kolay olmadı, ilk günlerde anlaşmakta zorluk çeksemde babayla da, çocukla da iyi arkadaş olduk, çok eğlendik, oynadık, güldük, beni gezdirdiler, lisanımada her halde faydası oldu.

Ama evin çocuğu, ben ne zaman Lavaboya gitsem hemen yanıma gelir ve ne zaman musluğu açsam, diş fırçalamaya kalksam daha ellerimi sudan çekip yüzüme götürsem anında musluğu kapatıyor, beni orada hiç yalnız bırakmıyordu! Çok şaşırdığımı gördükten sonra, ayni hareketleri tekrar etmeyeceğini düşünmüş olsam da bu davranış maalesef son güne kadar devam etti. Misafirleri olarak sesimi çıkarmasamda sıkılıyor ve üzülüyordum. Davranışı acayibime gidiyor, nedenini ise hiç anlamıyordum. Netice de akan su idi! Kötü bir şey mi yapıyordum yani!”. 

Anlaşılan Fransa da okullarda ve de ailenin yetiştirmesinde küçük şeylerde bile çocukların tasarruf alışkanlığına çok önem veriliyormuş! Sanırım bu eğitim orada yalnız su ile sınırlı olmayıp, gereksiz yanan aydınlatmalar yanında her halde TV’ler bile belki kontrollü kullanılıyordu. Aslında tasarrufun ne küçüğü vardır ne de sonu! Etrafımıza şöyle bir bakarsak tasarruf yapılabilecek daha neler buluruz kim bilir… Çevreyi, havayı, tabiatı bozan, kirleten biz insanlar olduğumuza göre, düzeltmek de her şekilde bize düşmelidir! 
 
Tam da üstüne geldi: Dubai kentinde 1 Aralık günü başlamış ve 12 gün sürecek olan “COS28 Dünya Çevre Zirvesi”’nde Çevre sorunlarının baş mimarları olan 198 ülke temsilcilerinin uzak hedefli taahhütlere girmekte pek hevesli olmadıkları anlaşılmaktadır.

Herkes öncelikle kendilerini, kendi çıkarlarını düşündüklerinden benzer konferanslardan pek bir netice çıkmayacağı bilinciyle işin başa düştüğünü kabul edip, önce ailelerimizde, sonra okullarda tasarruf bilincini yerleştirmek için hiç zaman kaybetmememiz, politikacılarımızdan da bu konuda bir beklentimiz olmadan sabırla ve kararlılıkla, farkındalık yaratarak çalışmalıyız. 


Saygılarımla…

Necdet Kestelli

Diğer Yazarlar