Salı, Ocak 13, 2026

Şekillenen Gündem

Kitlelerin haber alma saha ve imkanları yirminci asırda ajans saatlerinde radyo ve tv kanallarından servis edilen gelişmeler dairesinde iken günümüzdeki internet, iletişim ve erişim ile nerede ise devasa nitelikte yayılmış, hız kazanmıştır. Haber alma ve bilgi edinme artık toplumlardan her bir birey’e kolayca intikal edebilen niteliktedir. Bu araçsallık ve gelişmeler, teknolojide alınan yolların toplum ve birey hayatını etkileyen sosyal tarafları iken, geriye dönüp baktığımızda Soğuk Savaş yıllarında devletler toplulukları ve devletler arasında tesis edilmiş siyasi ve iktisadi kontrol mekanizmaları da aynı paralelde o günlerin münasebetlerinin sınırlarını muhafaza etmişlerdir. 

O dönemde, dünya siyasetinin sınırlarının tayini ve muhafazası militer bazlı kontrol sisteminde iken Demirperde çözülüşü sonrası ‘tek kutuplu’ olarak lanse edilen ancak herkesin başına buyruk görüntü veriyor olduğu sanısını yaratan siyasi zeminde çeşitlenen farklı denetim boşlukları devreye girmiştir.  Bu gelişmeler haliyle teknolojik altyapılı ve sosyal üstyapıdaki değişimlere uyumlu iktisadi ve sosyal kriterlerden oluşuyor. 

İkinci Dünya Savaşı bitiminden sonra oluşturulan uluslararası örgü ulus devlet formatında ideolojilerin ön aldığı ve kitlelere yansıyan heyecanın geleneksel toplumsal değerleri bastırdığı bir dönemi simgeledi. Oysa alttan üste değişen teknoloji eşliğinde iktisadi vizyonun yaygın kitlelere yeni bir yaşam biçimi halinde servisi idi. Son otuz senedir yeni bir dünya düzeninden bahsediliyor, iklimde ozon tabakasındaki delikten orman yangınlarına, pandemi ile sağlığa, küresel; güvenlikte terörizmden vesayet savaşlarına,  insan hakları ve yolsuzluk ile mücadeleye bölgesel-küresel vurgular yapılıyor.

Yeni tekno-endüstriyel dünyanın toplum olgusu şimdilerde yeniden şekilleniyor. Doğmakta olan şey ise net: Üreti­mi robotlara, yapay zekaya bırakan; ekonomisi ve tüketim alışkanlıkları platform imparator­luklarınca şekillenen; özel alanı tamamen veri ve algoritma lordları tarafından işgal edilmiş; bedenen ve zihnen tutsak edilerek sürüleştiril­miş lakin sürüde olduğunun farkındalığını da yitirmiş bir prangalılar topluluğu olarak “ye­ni toplum”. İçine daldığımız bu yeni tekno-fe­odal dünyada “toplum” artık ne devlet meka­nizmalarının, ne de liberal kapitalist dünyanın efendisi olan piyasaların etki alanında. Üçüncü güç, yani veri sistemleri ve platformların ege­meni tekno oligarklar, toplumun yeni mimarla­rı olarak artık sahnedeler. Toplum artık birbi­rine duygusal ya da rasyonel, yani çıkar amaçlı nedenlerle değil veri akışları ve algoritmalarla bağlanmış durumda. 

Farklı sınırlar içerisinde yaşayan yaygın kitleler bilhassa bağımlı olunan tarafları dolayısıyla farklı iktisadi konumlarından meydana gelen kontrol dışı neticeler ile karşılaşabiliyorlar. Büyük ölçüde kendileri dışında oluşan ekonomik krizlerin neticesi de küresel etkiler yaratıyor, yayılıyor. 70 yıl öncesinden itibaren inşa edilmiş ittifak, müttefik, stratejik ortaklık gibi organizasyonlar o zamanlar olduğu gibi bir ideolojik hedef planından düşüp artık ne derece önceliği olacağı değişken bir çıkar dairesinde dönebiliyor. 

Milliyetçilik ile tasarlanan ulus devletlerin bu yeni ve açık süreçte kendi çıkarları için ısrarcı siyasetler gütmeleri dikkat edilirse en fazla saldırıya maruz kalan yanları olduğu ile açıktır. Bu dönemde kafa karışıklığına yer vermemek üzere ülke içerisinde yaratılan zıtlaşma ve çatışmalardan uzak kalınmasında ve dış gelişmelere, siyasete odaklanılmasında istikrarın temini açısından büyük faydalar vardır.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar