Türkiye startup ekosistemi 2025’te hem toplam yatırım hacmi hem de gerçekleşen işlem adedi bakımından belirgin bir daralma yaşadı. Yıl genelinde girişimlere aktarılan yatırım tutarı 589 milyon dolar seviyesinde kalırken, toplam işlem sayısı 306 olarak kaydedildi
Girişimcilik ekosistemi, 2025 yılında belirgin bir daralma yaşasa da fintech ve oyun sektörlerine yapılan yatırımlar ile yapay zekâ girişimlerine olan yatırımcı ilgisi katlanarak büyüdü. 2025 yılında yönettikleri 7 fon ile 24 girişime yatırım yaparak portföylerindeki şirket sayısını 78’e çıkardıklarını belirten APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, 2026’da ise girişimcilik ekosisteminde yatırımcı beklentilerinin belirgin şekilde değişeceğine inanıyor. Ekosistemin “hızlı büyüme” anlayışından “ölçülü ve akılcı büyüme” yaklaşımına evrildiğini belirten Keçeli’ye göre aynı zamanda AI-native girişimler de yılın yükselen değerleri olacak.
Türkiye startup ekosistemi 2025’te hem toplam yatırım hacmi hem de gerçekleşen işlem adedi bakımından belirgin bir daralma yaşadı. Yıl genelinde girişimlere aktarılan yatırım tutarı 589 milyon dolar seviyesinde kalırken, toplam işlem sayısı 306 olarak kaydedildi. Bu veriler, önceki yıla göre yatırım miktarında yüzde 45, işlem sayısında ise yüzde 48 oranında bir gerilemeye işaret ediyor. Sektörel dağılıma bakıldığında, 2025’te yapılan yatırımların yüzde 68’i fintech ve oyun sektörlerine yöneldi. Özellikle fintech sektörü, bugüne kadarki en yüksek yatırım tutarına ulaşarak tarihi bir rekor kırdı. Yatırım sayısı açısından ise yapılan her dört yatırımdan biri yapay zekâ alanında gerçekleşti.
2025’i hem girişimcilik ekosistemi açısından değerlendiren Keçeli, “Küresel olarak artan çevresel kaygılar ve enerji krizi, Türkiye gibi hem tarımsal hem de yenilenebilir enerji kaynakları açısından avantajlı ülkelerde büyük fırsatlar doğuruyor. Bu bağlamda, yerel ve uluslararası yatırımcılar, sürdürülebilirlik ve çevre odaklı projelere daha fazla finansman sağlıyor” dedi.
AI-native modeller daha cazip hale gelecek
2026’da hızlandırıcı ve kuluçka programların klasik mentorluk yapılarının ötesine geçeceğini öngören ve bu programların girişimlere sadece eğitim ve danışmanlık sunmakla kalmayıp aynı zamanda küresel yatırım ağlarına erişim, uluslararası pazarlara açılma ve stratejik iş birlikleri sağladığına dikkat çeken Keçeli, “Bu programlar, özellikle deep tech, healthtech ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimler için büyüme sürecinin kritik bir parçası haline geliyor. Üstelik hızlandırma programları da startup’ların daha erken aşamada global düşünmesini teşvik ederek, ekosistemin genel ölçeğini büyütüyor” diye konuştu.
Tüm bunların yanında AI-native girişimlerin de startup’lar için önemli bir rekabet avantajı yarattığını söyleyen Keçeli, yatırımcılar açısından ise AI-native modellerin, daha düşük maliyetli, daha esnek ve daha ölçeklenebilir yapılar sunduğu için daha cazip hale geleceğini vurguladı.
