Kestelli: Türkiye, Avrupa Birliği’ndeki pazar payını kaybedebilir

SEREN KARAŞAHİN

Avrupa Birliği’nin Hindistan ve MERCOSUR ülkeleriyle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’nin pazar payını kaybetmesine yol açacağını dile getiren İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, gümrük birliğinin yeniden düzenlemesi ve emek yoğun sektörlerin dönüşümünün sağlanması gerektiğinin altığını çizdi

İzmir Ticaret Borsası (İTB) şubat ayı olağan meclisi Meclis Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi başkanlığında gerçekleşti. İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, meclis konuşmasında Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ve Latin Amerika ülkelerinin dahil olduğu MERCOSUR ile yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’yi etkileyeceğine vurgu yaptı. Yapılan anlaşmaların Türkiye’deki sektörleri olumsuz etkileyeceğine dikkati çeken Kestelli, “Türkiye pek çok sektörde pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya gelecek. Kısa ve orta vadede otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinin yeni süreçten olumsuz etkileneceği öngörülüyor” dedi. 


Tarife kalemlerinin %90’ından fazlasında gümrük vergileri kaldırılacak

Ekonomide dezenflasyon sürecinin arzu edilen hızda ilerlemediğinin gözlemlendiğini söyleyen Kestelli, ocak ayı enflasyon verilerinin Merkez Bankası’nın hedef güncellemesi ve beklentilerdeki katılığın, sürecin öngörülenden daha zorlu bir patikada ilerlediğine işaret ettiğini dile getirdi. Amerika Birleşik Devletleri’nin gümrük vergileri kararlarının tüm dünyada ticaret dengelerini değiştirdiğini belirten Kestelli, Avrupa Birliği’nin Latin Amerika ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarıyla tarife kalemlerinin yüzde 90’ından fazlasında gümrük vergilerinin kaldırılacağını, söz konusu ülkelerin de gümrüklerini AB mallarına açacağını ifade etti. 

Serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’ye olumsuz etkisinin dokunacağını söyleyen Kestelli, “AB ile Hindistan ve Latin Amerika ülkeleri arasındaki ticarette neredeyse tüm engelleri kaldıran bu anlaşmanın, Türkiye’yi de birçok farklı açıdan derinden etkilemesi ne yazık ki kaçınılmaz görünüyor. Bunun başlıca nedeni de Türkiye’nin en çok ihracatı AB ülkelerine yapması ve AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması’nın eşitsiz yapısından kaynaklanıyor” dedi. 


“Tarım ve otomotiv sektörleri olumsuz etkilenecek”

Kestelli, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 41’ini, ithalatının da yüzde 32’sini AB ülkelerine yapması, toplam dış ticaretin yüzde 36’sının AB ile yapılan işlemlerden oluştuğunu dile getirdi. AB’nin Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olduğunu söyleyen Kestelli, “AB’nin yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları işte tam da bu noktada Türkiye için kötü haber anlamına geliyor. Çünkü bu anlaşmalar ile Türkiye’den Avrupa’ya ihraç edilen emek yoğun sektörlerdeki birçok mal, Hindistan ve Latin Amerika’dan daha ucuza alınabilecek ve Türkiye pek çok sektörde pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya gelecek. Buna ek olarak AB ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’ndaki ortak gümrük tarifesi şartı sebebiyle Hindistan ve Güney Amerika malları Türkiye’ye gümrüksüz girebilecekken, Türk malları aynı şekilde o ülke pazarlarında boy gösteremeyecek. Yani bu anlaşmalardan hem dış ticaretimiz hem de iç pazardaki hakimiyetimiz zarar görecek. Kısa ve orta vadede otomotiv, makine, kimya, tarım ve elektronik sektörlerinin yeni süreçten olumsuz etkileneceği öngörülüyor” ifadelerini kullandı. 

Hindistan’ın AB ile ticarette Türkiye’ye karşı avantaj sağlamasında etkili olan faktörlerden birinin de işçi ücretlerindeki fark olduğunu söyleyen Kestelli, “Hindistan’da eyaletten eyalete göre değişen ortalama ücret 200–400 dolar arasındayken, Türkiye’de bu değer yaklaşık 906 dolar seviyesinde bulunuyor. Dolayısıyla Hindistan’ın hem sayısal çoğunluğa hem de daha düşük ücretle işçi çalıştırabilme gücüne sahip olması, emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin AB ile olan köklü ticaretini baltalama potansiyeli taşıyor” dedi. 


Yeni gümrük birliği talebi

Türkiye’nin atması gereken iki stratejik adımdan bahseden Kestelli, gümrük birliğinin yeniden düzenlemesi ve emek yoğun sektörlerin dönüşümünün sağlanması gerektiğinin altığını çizdi. Türkiye’nin atması gereken stratejik adımları sıralayan Kestelli, “Katma değerli üretim sonucu ortaya çıkan teknoloji yoğun ürünlerin muadillerini elde etmek, emek yoğun sektörlerdeki ürünlere kıyasla zor olduğundan bu senaryoda Türkiye’nin ithalat ve ihracatı, kendi söz hakkı bulunmayan anlaşmalara bağlı olmaktan görece kurtulacak ve en azından bu tarz durumlardan daha az etkilenecektir. Ayrıca teknoloji yoğun ürünlerin üretimi için kurulması gereken altyapı oluşturulduğunda otomasyon teknolojileri de gelişeceğinden birim maliyeti düşürmek mümkün hale gelecek ve bu sayede Türkiye efektif şekilde daha verimli ve daha kaliteli ürünler üretebilecektir” dedi. 

Önerilerin gerçekleşmemesi halinde ucuz emeğe ve katma değersiz üretime devam edileceğini, işçi ücretlerinin artmayacağını ve ticari rekabet baskısı altında kalınacağını ifade etti. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM