Anlaşıldığı üzere dünya çapında süreli bir denetim ve kontrol kabiliyeti için görünürde kaç kutuplu düzen olursa olsun gereken unsurlar genel olarak; güç, iktisat ve siyaset üçlüsü ile tarif ediliyor. Kurulu bir düzen ilelebet denge hali olamaz. Varlığın tabiatındaki gerilim bileşenlerinin karşı direnci ile karşılaşılan kararsızlık halidir.
Devlet ve bayrak ile tanımlanan ancak yüzölçümü, nüfusu, sahip olduğu doğal kaynakları, kurumsal ve bireysel birikimleri güç, iktisat, siyaset üçlüsünün yardımcı katsayıları olarak öne çıkar. 21. asrın başından bu yana sonu gelmeyen ekonomik krizler, devletlerce (başta ABD) müdahil olunan savaşlar, salgın süreci gibi ağırlıklı tablonun ‘devlet’ aygıtını hayli aşındırdığı ve güç, iktisat, siyaset profillerinin hükümranlık tesisinde yetersiz oldukları açıktır. Gelişmeler her açıdan bir belirsizlik bulutu içerisinde aksıyorken güvensizlik günbegün artıyor.
Aralarındaki ihtilafların geriye matuf 2008 küresel krizi dönemine uzanan şeklen sözde Rusya-Ukrayna fakat siyaseten sözde Atlantik-Avrasya sınır gerilimi nihayet Rusya’nın müdahalesi ile neredeyse dört yılını doldururken, öncesindeki krizler ve sistemik sorunların görmezden gelinip sanki salgın ile başlamış intibaını veren şimdi de Ukrayna krizi ile katmerlenen safhasında yeni oyunlar arayışları, uzatmalar var. Anglo-Amerikan ittifakının pek açık edilmeyen çözülümünün çevresinden dolaşan ABD-AB ihtilaf dönemi, Gazze, Suriye, Tarifeler, Venezuela, İran, Grönland, ABD ve AB üyelerinde ara ve genel seçimler vb. çeşnisi bol vitrini oluşuyor.
Soğuk savaş dönemi boyunca dillere pelesenk olmuş ‘’özgürlük’ temasını tozlanmaya yüz tutmuş raflardan meydanlara indirdiler. Uluslararası kurumsal platformlarda Batı dünyasının yıllarca demokrasi fiyakalı turlamalarının yerini, uluslararası hukukun görmezden gelindiği, karizmatik liderler modasının geçerliliğinde ahşap- çavuş ilişkileri öne çıktı.
Sadece siyaset değil, bilhassa artık çatışmalarda medyanın sergilediği uluslararasına servis edilen yayınlar; 1- savaşan tarafların gerçekçi ve şeffaf olmayan yanlarını görmezden gelme, 2- savaşın gidişatı ile ilgili tesis edilmek istenen algı üzerine kurulu tipik geçiş dönemi vurgulamalarıdır.
Kitleler ve kamuoyları önünde uluslar arası siyasetin görünen klasik kurumu ‘devlet’, ulus etiketiyle ortaya çıkmaya başladığı 1789 Fransız İhtilalinden iki asır sonrasında dünya ölçeğinde sayısı ikiyüze yakın bayrak adedi ve çoğu yıpranmış biçimde adeta idare ediyor.
Bu konuda en belirgin sorun ekonomik krizler ve borçlanma histerisi olarak dikkati çekiyor.
Uluslararası Finans Enstitüsü(IIF) verilerine göre küresel borçlar 2021 yılının son çeyreği itibarı ile 296 trilyon dolar’a ulaştı. Dünya toplam GSYİH’ın
83.8 trilyon olması enflasyondan öte devlet kurumlarının borçlanma mükellefiyetinin muhataplar arası mahsuplaşmada varolan risklerin sistematik işleyişi negatif etkileyebileceği kuşkusu vardır.
Uluslararası münasebetlerin çok yönlü ve hareketli dinamiği çerçevesinde bahsedilen şu birkaç başlık münferiden önem arzediyor olsalar da ilişkiler trafiği içinde daha çok sayıda ortak konular vardır. Yıpranan ‘devlet’ kurumsalının derlenip toparlanması yolunda bütün devletlerce atılacak ilk adım ise unutulan ‘samimiyet’ testidir.