Uluslararası ilişkilerde, savaş da dahil olmak üzere kurallar vardır ve yakın zamana dek tüm ülkeler buna saygı gösterdi. Bu kuralı dinlemeyen bir ülke ortaya çıktı, ABD, başkanı da Donald Trump.
Kuralı tanımayan Donald Trump yalnız mı? Hayır! Binyamin Netanyahu hiçbir kuralı tanımadığı gibi, Hitler’in “Yahudi soykırımını” örnek alarak Filistinli soykırımına girişti.
Trump ve Netanyahu’nun gerekçeleri “hayali” de olsa, diledikleri saldırıyı önceden planlanmış olarak yapıyorlar. İsrail İran’ı “önleyici saldırı” adı altında bombalamaya başladı. Önleyici saldırı ne demek? Trump da masada İranlı yetkililerle görüşmeler sürerken 28 Şubat’ta İran’a saldırıya girişti.
Bu iki devlet yöneticisi, biri başkan diğeri başbakan, geç yaşlı, çocuk, bebek demeden bombalıyor, öldürüyor. Bu kişilerin yetiştirdikleri Taliban, El Kaide, IŞİD, SDG, PKK; PJAK yöneticileri de öyle. Onbinlerce kişiyi öldürenlerden birisi bugün devlet başkanı oldu, diğeri Suriye’de özerk bölge başkanı, bir diğeri İmralı’da özgürlük ve barış lideri konumunda.
ABD ve İsrail’in yapmak istediği dünyada uluslararası diplomasiyi yok ederek, sadece gücü egemen kılmak. Amerikan başkanı İsrail’i vekil güç olarak mı kullanıyor ya da Netanyahu Amerika’yı silahlı güç olarak mı sahneye sürüyor? Burada ayrım yapmak zor. Görünen o ki, bu iki devlet, başkan ve başbakanlarının siyasi geleceği için dünyayı ateşe attılar.
Bu iki kişinin önceden planlama yaptıkları çok açık. ABD nin dünyanın bir numaralı petrol rezervine sahip Venezuela’nın petrolüne el koyması, Pakistan ile Afganistan’ı savaşa sokması İran’a saldırı ortamını sağladığı gibi, petrol fiyatlarının fırlamasına da neden oldu.
Trump İran’ın Hürmüz boğazını kapatacağını bilmiyor muydu? 1985’te STFA’nın Projeler Müdürü olarak Birleşik Arap Emirliğinin karşısında yer alan Quesm adasında bir yat limanı, Hint okyanusuna komşu Jask kentine bir iskele yaptık. Bandar Lengeh limanını da genişlettik. Bunlar sivil inşaatlardı ancak askeri amaçla kullanılacağı biliniyordu.
Hürmüz boğazı kapatılınca İran gibi Katar, Kuveyt, Bahreyn de petrol ve doğal gaz sevkıyatı yapamayacak ve dünya enerji fiyatları yükselecek. İran’ın petrol ihracatının yüzde 33’ü Çin’e yapılıyor. Bu ihracat kesilirse Çin üretim krizine girer mi? Venezuela’nın petrolüne çöken Trump “Çin Venezuela’dan petrol alacaksa bize başvuracak” derken İran saldırısını muhtemelen planlamıştı.
Petrol fiyatları varil başına 82 doların üzerine çıkınca Amerika kaya gazı üretimini de ekonomik duruma getirmiş olacak ve ihracatı ile para kazanacak. Avrupa Birliği de Amerika’nın kuyruğunda Trump’ın ağzından çıkanlara bakacak. Daha önce Trump NATO konusunda silahlanma için ulusal gelirin yüzde 5’i kadar silahlanma yapılması konusunda Avrupalıları uyarmıştı. Türkiye de belirli bir takvim içinde bu “talimata” uyacak. Para harcanırken modern gelişmiş silahların önemli kısmını ABD’den uçak, koruma kalkanı silahları gibi astronomik fiyatlarla alacak.
Konu para kazanmak ve silah yönüyle de dünyada rakip tanımadan silah üreticilerini yok etmek. Bu hakkı kendilerinde görenler uluslararası diplomatik kuralları tanır mı? Diplomatik görüşmeler devam ederken masadaki ülkeye saldırı düzenlemek, kız öğrenci yurduna bomba atıp 160 kız öğrenciyi öldürmek ne demek?
Trump ile Netanyahu işbirliğinde böyle uluslararası kurallar, insani değerler yok ediliyor. İstedikleri yere çökerler, istediklerini alırlar, karşı çıkanı öldürürler, istediklerini o ülkelerin başına getirirler ve köleleri yaparlar.
Sırada kimler var, dünyayı hangi ekonomik krize doğru itecekler, kimi vurduracaklar, kim kiminle çatışacak? Herkesin hayal gücüne göre gelecekteki kaosu birlikte göreceğiz.