Türkiye’den İran’a 2.3 milyar dolar ihracat
SEDA GÖK
ABD’nin İran’a yönelik son operasyonları, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirirken, Türkiye’nin ihracat ilişkileri de bu jeopolitik gölge altında dikkatle izleniyor. 2024 ve 2025 yıllarındaki Türkiye-İran ticareti, sadece rakamlarla ifade edilemeyecek kadar stratejik bir öneme sahip. Tarım ürünlerinden kimyevi maddelere, mücevherden teknolojiye kadar farklı sektörlerdeki ihracat hareketleri, sessiz bir ekonomik manevra olarak öne çıkıyor ve Türkiye’nin bölgedeki ticari konumunu güçlendirmeye devam ediyor.
Türkiye’nin İran’a yönelik ihracat rakamları, küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen belirli sektörlerdeki güçlü büyümesini koruyor. Türkiye’nin İran’a gerçekleştirdiği toplam ihracat, 2024 ve 2025 yıllarındaki genel performansıyla 2,3 milyar dolarlık devasa bir hacme ulaştı.
TİM verilerine göre 2024 yılında 2 milyar 373 milyon dolar olarak kaydedilen Türkiye’nin İran’a toplam ihracatı, 2025 yılındaki küresel konjonktür ve pazar dengeleriyle birlikte 2 milyar 314 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, toplam hacimde yüzde 2,5’lik sınırlı bir daralmaya işaret etse de, İran’ın Türkiye için stratejik bir ticari partner olma özelliğini koruduğunu teyit etti.
İran pazarı, Türkiye için sadece bir komşu değil, aynı zamanda tarımsal ürünler ve kimyevi ham maddeler için vazgeçilmez bir partner olma özelliği taşıyor. Özellikle mücevher, deri ve gemi/yat hizmetlerindeki artışlar, niş alanlarda Türk ihracatçısının rekabet gücünü artırdığını gösteriyor. Ancak elektronik ve sanayi ürünlerindeki düşüşün, yerel üretim politikaları mı yoksa rekabet koşullarından mı kaynaklandığı ihracatçılarımız için kritik bir soru işareti olmaya devam ediyor.
TİM’in 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan verileri, ihracatın kompozisyonunda önemli bir değişim yaşandığını ve ‘geleneksel sektörlerin’ yerini ‘stratejik ham maddelere’ bıraktığını ortaya koyuyor. Pazarın lokomotifi olma özelliğini sürdüren sektörlerde Kimyevi Maddeler ve Hububat grupları başı çekiyor. İhracat hacmi bakımından zirve şu şekilde şekilleniyor.
Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, yaklaşık 537,7 milyon dolar ile listenin başında yer alıyor. 2024 yılına oranla 2025 yılında binde 2’lik sembolik bir düşüş yaşasa da pazar payını koruyor. Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar sektörü 317,3 milyon dolarlık hacmiyle ikinci sırada yerini alıyor. Sektör, geçen yıla göre yaklaşık 78 milyon dolarlık net bir artış sağladı.
Makine ve Aksamları Sektörü özelinde 198,3 milyon dolar ile teknoloji odaklı ihracatın kalesi olmaya devam ediyor.
Sektörel bazda en yüksek oransal artışlara bakıldığında, İran pazarında yeni fırsat kapılarının aralandığı görülüyor. Mücevher ve madencilik sektörlerindeki ivme, ihracatçının yüzünü güldürdü. Mücevher sektörü yüzde 64,6’lık devasa bir artışla ihracatını 3,6 milyon dolardan 5,9 milyon dolara taşıdı.
Madencilik ürünlerinde yüzde 35,2 artış hızıyla stratejik ham madde talebinin arttığını kanıtladı. Hububat ve Bakliyat özelinde yüzde 32,8’lik büyüme oranıyla hem hacim hem de hız kategorisinde “çifte başarı” sağladı. Veriler her ne kadar genel bir canlılığa işaret etse de bazı sektörlerde ciddi daralmalar dikkat çekiyor. Özellikle Fındık ve Mamulleri sektörü yüzde 81,3 gibi keskin bir düşüşle 2025 yılında 560 bin dolara geriledi. İklimlendirme Sanayii (yüzde-16,7) ve Elektrik-Elektronik (yüzde-17,5) sektörlerinde de talebin yavaşladığı görülüyor.
