​Ardıç: Sanayici nefes almakta zorlanıyor

Ankara Sanayi Odası Nisan Ayı Meclis Toplantısı, ASO Meclis Başkanı Celal Koloğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirerek, Türk sanayisinin karşı karşıya olduğu riskleri, fırsatları ve çözüm önerilerini aktardı. “Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Enflasyonla mücadele elbette sürecektir ama bu mücadele üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmeli” diyen Başkan Ardıç, üretimi güçlendirecek politika önerilerini ve stratejik öncelikleri de paylaştı.
Başkan Ardıç, sanayicinin bugünkü gündeminin sadece üretim yapmak olmadığını, üretimi rekabetçi maliyetlerle sürdürebilmek, finansmana erişebilmek, nitelikli iş gücünü bulabilmek ve önünü görebilmek olduğunu belirtti. “Fabrikalarımızda üretim zor koşullarda da olsa devam ediyor; ama şartlar her geçen gün daha da ağırlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de bugün sanayinin geldiği durumu değerlendiren Başkan Ardıç, “Ortada çok açık bir gerçek var. Maalesef biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz” dedi.
Haziran 2023’te yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun Mart 2026 itibarıyla yüzde 30,87’ye gerilediğini, bunun 7,3 puanlık bir düşüşe karşılık geldiğini belirten Başkan Ardıç, “Aynı dönemde reel sektör üzerindeki baskı hafiflemedi; tersine birçok alanda daha da sert hissedilmeye başlandı” diye konuştu. Başkan Ardıç, sözlerine şöyle devam etti:
“Göstergeler bu gerçeği açıkça söylüyor. Sanayi üretimine bakıyoruz, ivme zayıf. İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne bakıyoruz, eşik değerin altında. Kapasite kullanım oranına bakıyoruz, arzu edilen seviyenin gerisinde. Reel kesim güven endeksine bakıyoruz, hâlâ temkinli. Hangi göstergeye baksak aynı cevap geliyor: Bazı makroekonomik göstergelerde toparlanma görülürken, üretim tarafı henüz nefes alabilmiş değildir. Daha da önemlisi, bu süreç reel sektörün omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha ağır bir yük bindirmiştir. Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar. Bizim gibi petrolü, doğalgazı, enerji kaynakları sınırlı bir ülkenin kalkınmak için üretim yapmaktan başka çaresi yoktur. Biz üretimle büyümeyi başarmış bir ülkeyiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla üretmek zorundayız.”


“Türkiye öne çıkabilecek ülkelerden biridir”


Ardıç, Türkiye açısından bu dönemin yalnızca riskler barındırmadığını, aynı zamanda önemli fırsatlar sunduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı coğrafyalarda sermaye güvenli liman arayışına girer, tedarik zincirleri yeniden kurulur, yatırım akımları yön değiştirir. Türkiye; coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı, geniş pazar erişimi ve yetişmiş insan kaynağıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek ülkelerden biridir.
Bu potansiyelimizin kalıcı avantaja dönüşebilmesi; yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi, uluslararası alandaki etkinliğimiz, görünürlüğümüz ve diplomatik gücümüzle de doğrudan ilişkilidir.”


“Diplomasi gücü de ticaretin yönünü belirlemektedir”


Türkiye’nin diplomasi sahnesinde daha etkin ve oyun kurucu bir rol üstlendiğini belirten Başkan Ardıç, “5. Antalya Diplomasi Forumu’nun bunun somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Forumun “Yarını tasarlamak ve belirsizliklerle baş etmek” temasının sanayi gündemiyle aynı zemine oturduğunu vurgulayan Başkan Ardıç, şöyle devam etti:
“Artık dünyada yalnızca üretim gücü değil, diplomasi gücü de ticaretin yönünü belirlemektedir. Diplomasi sahnesinde güçlü olan ülkeler, küresel ticaretin kurallarını yazabilmekte ve akışını yönlendirebilmektedir. Antalya Diplomasi Forumu’nun yıldan yıla güçlenerek dünya gündemine taşınmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’a ve değerli diplomatlarımıza sanayicilerimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Güçlü bir sanayi, güçlü bir dış politikayı besler; güçlü bir dış politika da sanayicinin küresel pazarlarda elini kuvvetlendirir.”
Başkan Ardıç, sermayenin güvenini ispat etmiş coğrafyalara yöneldiğini belirterek, Türkiye’nin de bölgesinde bu güveni en kurumsal biçimde sağlayan ülke olduğunu vurguladı. “Güçlü üretim altyapımız, sanayi birikimimiz ve yetişmiş insan kaynağımız; ülkemizi en cazip yatırım alanı haline getirmektedir” dedi.


“Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir”


Sanayicilerin yenilenebilir enerji yatırımlarına güçlü bir ilgi gösterdiğini, güneş enerjisi alanında önemli adımlar attığını belirten Başkan Ardıç, bu yatırımların elektrik üretim kapasitesine de olumlu şekilde yansıttığını ifade etti. Ancak uygulanan politikalarda yaşanan ani ve öngörülmeyen değişikliklerin, bu olumlu ivmeyi sekteye uğratma riski taşıdığına dikkat çekti. Özellikle lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasına geçişin mevcut yatırımların fizibilitesini zayıflattığını, yatırımcı güvenini sarstığını ve sanayicilerin geleceğe dönük planlarını belirsizliğe sürüklediğini belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bu durum yalnızca bireysel yatırım kararlarını değil, aynı zamanda üretim sürekliliğini, istihdamı ve uluslararası rekabet gücümüzü de doğrudan etkilemektedir.
Daha da önemlisi, bu tür düzenlemeler, ülke olarak ortaya koyduğumuz stratejik hedeflerle çelişme riski taşımaktadır. Yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik ederken, bu yatırımların ekonomik sürdürülebilirliğini zedeleyebilecek adımlar atılması; politika tutarlılığı açısından ciddi bir soru işareti yaratmaktadır. Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir.
Özellikle vurgulamak isterim ki; saatlik mahsuplaşmaya yönelik mevcut mevzuatın, sanayimizin ihtiyaçları, ülke hedefleri ve yatırım güvenliği perspektifinden yeniden ele alınması ve bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.”


“Birçok firma, pazarını kaybetmemek adına neredeyse karsız ihracat yapmak zorunda kalıyor”

Kur hareketleri üretim maliyetlerindeki artışa ayak uyduramaması durumunda ihracatçının kâr marjının hızla daraldığını belirten Başkan Ardıç, şunları söyledi:
“Bugün öyle bir tabloyla karşı karşıyayız ki, ihracatçımız artık kazanç sağlamayı değil, dış pazarlardaki varlığını korumayı öncelemektedir. Geldiğimiz noktada birçok firma, mevcut pazarını kaybetmemek adına neredeyse kârsız ihracat yapmak zorunda kalmaktadır.
Buna Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yeni sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetim düzenlemeleri de eklendiğinde tablo daha da ağırlaşıyor. Artık ihracat yapmak yalnızca üretmek değil; kurala uyum, karbon ayak izi ve izlenebilir tedarik zinciri sınavından geçmek anlamına gelmektedir.
Yani bugünün ihracatçısı yalnızca rakibiyle değil; kurallarla, koridorlarla ve iklim politikalarıyla da yarışmaktadır. Güçlü bir yeşil dönüşüm altyapısı, erişilebilir ihracat finansmanı ve daha etkili bir dış ticaret politikası, bu yarışta sanayimizi ayakta tutacaktır. Çünkü bugün ihracat yapmak, yalnızca ürünü yola çıkarmak değildir; üretimin her aşamasını şeffaflık, belge ve ölçüm zemininde savunabilmektir.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM