SEDA GÖK
Hidroelektrik sektöründe artan maliyetler ve düşen piyasa fiyatları, santrallerin finansal sürdürülebilirliğini tehdit ederken, sektör temsilcileri çözüm önerilerini bir kez daha gündeme taşıdı. HES’ler için özel taban fiyat belirlenmesi, üretimin yoğun olduğu bahar aylarına yönelik mevsimsel fiyat düzenlemesi yapılması, sabit giderlerin kaldırılması ve üretime dayalı kapasite mekanizması oluşturulması talepleri öne çıktı. Sektör, bu adımların hem doğal gaz ithalatını azaltacağını hem de enerji arz güvenliğini güçlendireceğini vurguluyor.

HES’ler sistemin “dengeleyici gücü”
HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, hidroelektrik santrallerin Türkiye elektrik üretiminde baz ve dengeleyici kapasite olarak kritik rol oynadığını belirterek, bu katkının piyasa mekanizmasında özel olarak fiyatlanması gerektiğini söyledi. Bölgesel gelişmelerin enerji arz güvenliğini daha hassas hale getirdiğine dikkat çeken Güven, HES’lerin kuraklıkla mücadele ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Düşük fiyatlar yatırımı zorluyor
Türkiye’de elektriğin yaklaşık yüzde 20’sinin hidroelektrikten karşılandığını ve kurulu güçte yüzde 25 payla HES’lerin lider olduğunu hatırlatan Güven, artan güneş kapasitesiyle birlikte piyasa takas fiyatlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti. Mevcut tablo, HES’lerin finansal yapısını zorlarken yeni yatırımların da önünü kesiyor. Güven, bu noktada pompaj depolamalı santraller için acil bir yol haritası oluşturulması gerektiğini vurguladı.
‘Madde 7’ sektörü tedirgin ediyor
Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de TBMM gündemine gelmesi beklenen torba kanun teklifinin 7’nci maddesi oldu. Düzenleme, barajlı HES’lerin belirlenen işletme programlarına uymaması halinde su kullanım anlaşmasının feshedilmesini içeriyor. Sektör temsilcileri ise bu yetkinin kaldırılarak daha ölçülü yaptırımlar getirilmesini talep ediyor.
Kot uygulaması verim kaybı yaratıyor
Bilgin Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Altuğ Bilgin, barajlı HES’lerin arz fazlası dönemlerde sistemi dengeleyen en önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Ancak mevcut kot uygulamalarının depolama kapasitesini sınırladığını ve yüzde 20’ye varan üretim kaybına yol açtığını ifade etti.
Sektör üçlü baskı altında
Sektör temsilcileri, düşük gelir, yüksek işletme giderleri ve düzenleyici uygulamaların yarattığı baskıya dikkat çekiyor. Ak Enerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım, özellikle Şubat-Mayıs döneminde fiyatların sıfıra yaklaştığını belirterek bu dönem için taban fiyat uygulaması önerdi. Limak Enerji Genel Müdürü Can Değirmenci ise sektörün “üçlü baskı” altında olduğunu vurguladı.
Üretici finansal sıkışma yaşıyor
Güriş yöneticisi Cem Özkök, mevcut piyasa fiyatlarıyla hibrit projelerin hayata geçirilemediğini belirterek, iletim bedelleri ve sabit giderlerin üretici üzerindeki yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Üreticilerin kredi geri ödemelerinde zorlandığını ve bazı santrallerin üretimi durdurduğunu ifade etti.
Yenilenebilirin omurgası: Hidroelektrik
Enerjisa Üretim cephesinden yapılan değerlendirmede, hidroelektrik santrallerin yenilenebilir enerji sisteminin omurgasını oluşturduğu vurgulandı. Şebekeye daha fazla yenilenebilir kaynak entegre edilebilmesi için HES’lerin verimli çalışmasının kritik olduğu ifade edildi.
Pompaj depolamalı HES’ler için çağrı
Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü’nden Cengiz Güneş, artan yenilenebilir enerji payının şebeke istikrarı açısından riskler doğurduğunu belirterek, pompaj depolamalı HES’lerin öncelikli yatırım alanı olması gerektiğini söyledi. Güneş, sektörü kapsayan teşvik ve finansal destek paketinin bir an önce açıklanması gerektiğini vurguladı.

