Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), her ay merakla beklenen inşaat ile bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen gelişmeleri gösteren “Hazır Beton Endeksi” 2026 Nisan Ayı Raporu’nu açıkladı. 2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri sektörün yıllık bazda zayıf ama bir toparlanma çabası içinde olduğunu ortaya koydu
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koydu. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.
Hazır Beton Endeksi 2026 Nisan Ayı Raporu’na göre tüm endeksler 2025 yılının büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi gösterdi, ancak 2026 ocak ayında bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bıraktı. Şubat ayındaki toparlanma çabası ve mart ayındaki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı itibarıyla tüm endekslerde yukarı yönlü güçlü bir hareketlilik gözlendi.
Güven Endeksi, mart ayındaki sınırlı gerilemenin ardından nisan ayında yeniden yükselişe geçti. Endeks, eşik değerin altında kalmaya devam etse de son ayların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Bu durum, sektördeki güven algısının toparlanma eğilimini zayıf da olsa yeniden yakaladığına işaret ediyor.
Faaliyet Endeksi, mart ayındaki düşüşün ardından nisan ayında çok güçlü bir ivme yakalayarak hızlı bir yükseliş göstermiş ve eşik değerinin üzerine çıkmayı başardı. Faaliyet Endeksi’nin önümüzdeki aylarda da eşik değerin üzerinde tutunması durumunda, sektördeki faaliyet nihayet anlamlı bir hareketlilik kazanacağı düşünülüyor.
Beklenti Endeksi, mart ayında başlayan yükseliş trendini nisan ayında da sürdürdü. Endeksin artış eğilimini koruması, sektör oyuncularının önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğinin güçlenerek devam ettiğini ve geleceğe yönelik toparlanma umutlarının desteklendiğini ortaya koydu, ancak endeks değeri hâlen istenilen seviyeye ulaşmadı.
Hazır Beton Endeksi, ocak ayındaki dip seviyesinden sonra şubat-mart döneminde sergilediği kararsız seyri geride bırakarak, nisan ayında belirgin bir yükseliş gösterdi. Alt endekslerdeki pozitif hareketin etkisiyle Hazır Beton Endeksi, eşik değere oldukça yaklaştı.
Endekslerde yükselme görüldü
Genel olarak değerlendirildiğinde, nisan ayında Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde toparlanma ve yükseliş dalgası görüldü. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi’nin hâlen eşik değer sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını ortaya koydu.
Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, nisan ayında endekslerin yıllık değişimleri incelendiğinde, tüm göstergelerin geçen yılın aynı dönemine göre pozitif bölgede yer aldığı görüldü. Mart ayında negatif ayrışan Faaliyet Endeksi’nin de nisan ayında toparlanmasıyla birlikte, sektörün tamamında yıllık bazda sınırlı da olsa bir yükseliş trendi yakalandı. Güven Endeksi yüzde 0,7 oranında yıllık artış sergileyerek iyimserlik tarafındaki güçlü duruşunu korurken, Hazır Beton Endeksi yüzde 0,4, Faaliyet Endeksi yüzde 0,3 ve Beklenti Endeksi yüzde 0,1 oranında sınırlı yükselişler gösterdi. Bu tablo, sektörde psikolojik beklentilerin ve güvenin yanı sıra, sahadaki reel faaliyetlerin de geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir canlanma eğilimine girdiğini ortaya koydu.
2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri sektörün yıllık bazda zayıf ama genel bir toparlanma çabası içinde olduğunu gösterdi. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin yeniden pozitif tarafa geçmesi, inşaat sektöründeki hareketliliğin nisan ayı itibarıyla pozitife dönüş sinyalleri verdiğine işaret ediyor, ancak tüm endekslerdeki artışların yüzde 1 barajının altında kalması, büyüme ivmesinin henüz oldukça kırılgan olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Sektör, ekonomik koşullarla boğuşurken bölgesel savaş senaryolarının da gölgesinde kaldı
Raporun sonuçlarını değerlendiren THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde bir toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi’nin hâlen eşik değer sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını ortaya koymaktadır” diye konuştu.
İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkanı Işık, “2026 yılının nisan ayı itibarıyla Türkiye’de inşaat sektörü, içerideki makroekonomik dengelenme sürecine ek olarak küresel jeopolitik hatların kırılmasıyla çok daha karmaşık bir sınamadan geçmektedir. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının yarattığı yüksek finansman maliyetleri konut talebini ve proje fonlamalarını hâlihazırda baskılarken, nisan ayında tırmanan İran-ABD gerilimi ve sıcak çatışma ortamı sektörel kırılganlığı derinleştirmektedir. Bölgesel savaşın tetiklediği küresel enerji krizi ve petrol fiyatlarındaki sıçrama, inşaat sektörünün en büyük yapısal sorunu olan girdi maliyetlerini doğrudan yukarı çekmektedir. Nisan ayı verileri her ne kadar endekslerin pozitif tarafta tutunma çabasını gösterse de artan bu jeopolitik riskler güven algısının ‘temkinli’ sınırdan çok daha kırılganlaşmasına neden olmaktadır. Sektör, bir yandan sıkı likidite koşulları ve kredi hacmindeki daralmayla boğuşurken, diğer yandan bölgesel savaş senaryolarının gölgesinde öngörülebilirliği azalan bir maliyet sarmalıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu küresel konjonktür, genel bir sektörel genişlemenin yalnızca iç finansal gevşemeye değil, aynı zamanda dış dünyadaki jeopolitik tansiyonun düşmesine de direkt bağlı olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
