Haziran ayında işsizlik oranı yüzde 7,6’ya geriledi

TÜİK verilerine göre, işsiz sayısı haziran ayında bir önceki aya göre 168 bin kişi azalarak 2 milyon 688 bin kişi oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının haziran ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 168 bin kişi azalarak 2 milyon 688 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 7,6 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,5 iken kadınlarda yüzde 9,8 olarak tahmin edildi.
İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 227 bin kişi artarak 32 milyon 733 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 48,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,1 iken kadınlarda yüzde 32 olarak gerçekleşti.


İşgücüne katılma oranı %52,9 olarak gerçekleşti

İşgücü, 2026 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 58 bin kişi artarak 35 milyon 420 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 52,9 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,7 iken kadınlarda yüzde 35,4 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,8 puan azalarak yüzde 12,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 10,4, kadınlarda ise yüzde 17,3 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 0,1 saat artarak 42,5 saat olarak gerçekleşti.


Atıl işgücü oranı %28,8 oldu

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı haziran ayında bir önceki aya göre 2 puan azalarak yüzde 28,8 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,5 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 19,2 olarak tahmin edildi.


İnsan zihni, psikolojik bütünlüğünü korumak için gerçekleri çarpıtabilir 

İnsanlar neden gerçekleri kendilerine çarpıtma ihtiyacı duydukları hakkında bilgi veren Karpat, “Çünkü insan zihni yalnızca saf doğruyu kaydetmek için değil, aynı zamanda psikolojik bütünlüğünü ve konforunu korumak için de çalışır. Zihin bu duygusal yükü azaltmak için gerçeği bükerek olduğundan farklı yorumlayabilir. Biz buna psikolojide bilişsel çelişkiyi azaltma çabası da deriz. Bu mekanizma akut dönemlerde koruyucu bir kalkan olabilir; fakat kronikleştiğinde kişinin sağlıklı kararlar almasını ve gerçekçi değerlendirmeler yapmasını ciddi şekilde zorlaştırır” dedi. Karpat, bazen bir gerçeği olduğu gibi kabul etmenin büyük bir kayıp, başarısızlık, reddedilme veya ağır bir suçluluk duygusuyla yüzleşmeyi gerektirdiğine işaret etti. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM