KESİAD’ın konuğu olan Tokyo Ticaret Başmüşaviri Sedat Yıldız, Türkiye ile ticari ilişkilerin mevcut durumunu ve Japonya pazarında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı
Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KESİAD) Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin ilk çevrimiçi etkinliğinde, Türkiye Cumhuriyeti Tokyo Ticaret Başmüşaviri Sedat Yıldız, Japonya’nın ekonomik yapısını, Türkiye ile ticari ilişkilerin mevcut durumunu ve Japonya pazarında dikkat edilmesi gereken başlıkları KESİAD üyeleriyle paylaştı. KESİAD Uluslararası İlişkiler Komitesi koordinasyonunda Türkiye Cumhuriyeti Tokyo Ticaret Müşavirliği ile çevrimiçi toplantı gerçekleştirdi. KESİAD üyeleri ve iş insanlarının katıldığı toplantıda, uluslararası ticaret ve iş birliği fırsatları Japonya pazarı özelinde değerlendirildi.
Özken: Üyelerimizin ihracat kapasitelerini destekleyeceğiz
Toplantının açılış konuşmasını yapan KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özken, yeni dönemde KESİAD üyelerinin yurt dışı pazarlara erişimini kolaylaştıracak etkinliklere ağırlık vereceklerini söyledi. Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin ilk çevrimiçi etkinliğini Japonya gibi yüksek standartlara sahip bir ülke ile başlatmalarının önemli olduğunu belirten Özken, “KESİAD olarak üyelerimizin yalnızca yerel pazarda değil, küresel pazarlarda da daha güçlü yer almasını istiyoruz” dedi. Bu dönemde Ticaret Bakanlığı’nın uzmanlarını, ticaret müşavirlerini ve farklı ülkelerde görev yapan bürokratları üyelerle buluşturacaklarını aktardı.
Yıldız: Japonya ekonomisi güvenlik odaklı yeniden şekilleniyor
Türkiye Cumhuriyeti Tokyo Ticaret Başmüşaviri Sedat Yıldız, sunumunda Japonya ekonomisinin genel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Japonya’nın doğal kaynaklar, enerji ve ara malı açısından yüksek dışa bağımlılığa sahip olduğunu söyleyen Yıldız, bu yapının küresel jeopolitik risklerle birleşerek ekonomi politikalarını güvenlik odaklı bir çerçevede yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Japonya’nın tedarik güvenliğini artık ekonomik güvenliğin temel parçası olarak gördüğünü dile getiren Yıldız, “Japonya, yalnızca güçlü bir üretim ülkesi değil, aynı zamanda tedarik zincirlerini çok hassas yöneten bir sistem ekonomisidir. Küresel ticarette artan korumacılık, Rusya Ukrayna krizi, ABD Çin ticaret gerilimi ve enerji bağımlılığı Japonya’nın politika setini değiştirdi. Bugün Japonya için mesele sadece ithalat yapmak değil, sürdürülebilir, izlenebilir, standartlara uygun ve kesintisiz tedarik ağı kurmaktır” ifadelerini kullandı.
Japonya’nın ihracat yapısına da değinen Yıldız, 2025 verilerine göre Japonya ihracatında otomotivin yüzde 20,2, makine ve mekanik ürünlerin yüzde 17,7, elektrik ve elektronik ürünlerin yüzde 14,4 pay aldığını söyledi. Hassas optik ve medikal ürünler, kimyasallar, demir çelik ve metaller ile kauçuk ve plastik ürünlerinin de Japon sanayi yapısında önemli yer tuttuğunu aktaran Yıldız, ülkenin imalat gücünün birkaç sektöre sıkışmadığını, çok katmanlı ve dengeli bir sanayi altyapısından beslendiğini belirtti.
“Türkiye ile Japonya ticaretinde yapısal ayrışma var”
Türkiye ile Japonya arasındaki ekonomik ilişkileri de değerlendiren Yıldız, iki ülke arasındaki ticarette temel sorunun ürün kalitesinden çok tedarik yaklaşımı ve sistem uyumu olduğunu ifade etti. Japon alıcıların uzun vadeli tedarik, standart ve spesifikasyon, izlenebilirlik, düşük oynaklık ve süreklilik beklediğini söyleyen Yıldız, Türkiye’nin ise çoğu zaman fırsat bazlı, ürün odaklı, esnek ancak yeterince bağlanmayan bir ihracat yapısı sergilediğini anlattı.
Türkiye’nin birçok üründe ilk çıkış ülkesi olmasına rağmen nihai tedarikçi olarak konumlanamadığını belirten Yıldız, “Ürün Türkiye’den çıkıyor, başka ülkelerde işleniyor, sınıflanıyor, paketleniyor ve Japonya’ya farklı bir marka ile giriyor. Bu durumda katma değer ve görünürlük Türkiye dışında kalıyor. Japonya pazarında başarılı olmak isteyen firmalarımızın yalnızca ürünü satmayı değil, tedarik sisteminin güvenilir bir parçası olmayı hedeflemesi gerekiyor” diye konuştu.
