Diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin geleceğine ilişkin tartışmalar büyürken, meslek örgütleri ve sağlık çalışanları liyakat esaslı sistemin korunması çağrısında bulunuyor
Sağlık alanında eğitim planlaması, uzmanlık süreçleri ve istihdam politikalarına yönelik tartışmalar son dönemde yeniden gündemin üst sıralarında yer alıyor. Özellikle diş hekimliği alanında artan fakülte sayıları, mezunların karşılaştığı istihdam sorunları ve uzmanlık eğitimine ilişkin değerlendirmeler, meslek camiasında geniş yankı uyandırıyor. Türkiye’de sağlık hizmetlerinin niteliğinin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, insan kaynağının doğru planlanmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİMSEN) Başkanı Özlem Akarken, özellikle diş hekimliği alanında son yıllarda yaşanan hızlı kontenjan artışlarının ve yeni fakülte açılışlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“İhtiyaç planlaması bilimsel veriler ışığında yapılmalı”
Diş hekimliği fakültelerinin sayısındaki artışın, istihdam ve eğitim kalitesi açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olduğunu vurgulayan Akarken, “Bugün binlerce genç diş hekimi mezuniyet sonrasında istihdam konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bir yandan mevcut sistemde görev yapan diş hekimlerinin çalışma koşulları ve atama beklentileri gündemdeyken, diğer yandan yeni fakültelerin açılması ve kontenjanların artırılması meslek mensupları arasında kaygılara neden olmaktadır. Sağlık insan gücü planlamasının uzun vadeli ve bilimsel veriler doğrultusunda yapılması büyük önem taşımaktadır” dedi.

“Uzmanlık eğitiminin temelinde liyakat ve objektif kriterler var”
Diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin belirli standartlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini DUS sınav sistemini getirilerek belirlendiğini belirten Akarken, uzmanlık unvanının yalnızca mesleki bir sıfat değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluk alanı olduğunu ifade ederek, “Uzmanlık eğitimi; yoğun emek, uzun yıllar süren eğitim süreci ve objektif değerlendirme mekanizmalarının sonucunda kazanılan bir yetkinlik alanıdır. Uzmanlık dışında doktora sistemine ilişkin yapılacak her düzenleme, meslek mensuplarının beklentileri ve sağlık hizmetlerinin niteliği göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Doktora ve uzmanlık farklı akademik süreçler
Doktora programlarının bilimsel üretim ve akademik gelişim açısından son derece değerli olduğunu vurgulayan Akarken, “Doktora eğitimi ile uzmanlık eğitimi farklı amaçlara hizmet eden iki ayrı akademik süreçtir. Bilimsel araştırma ve akademik gelişim için aynı zamanda tedavi aşamalarında ise farkı ortaya koyan aynı zamanda akademik kariyerde doktora programlarının değeri tartışılmazdır. Bu nedenle her iki sürecin kendi amaçları doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
SAHİM-SEN olarak sağlık hizmetlerinde kaliteyi önceleyen her düzenlemenin destekçisi olduklarını ifade eden Akarken, “Sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için eğitimde kalite, istihdamda planlama, uzmanlık ve doktora süreçlerinde liyakat ilkelerinin korunması gerektiğine inanıyoruz. Hasta güvenliğini önceleyen, tüm adaylara eşit fırsatlar sunan ve objektif kriterlere dayanan bir uzmanlık doktora sisteminin sürdürülmesi hem meslek mensuplarının motivasyonu hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Konunun tüm paydaşların görüşleri alınarak, şeffaf ve bilimsel bir zeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
