“Yeni çağın stratejik gücü halkın karnını doyurabilmek”

İzmir Ticaret Borsası’nın (İTB) temmuz ayı meclis toplantısında konuşan Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, “Yeni çağın en stratejik gücü, toprağını işleyebilen, suyunu yönetebilen ve kendi halkını doyurabilen ülkeler olacak” dedi 

SEREN KARAŞAHİN 

İzmir Ticaret Borsası’nın (İTB) temmuz ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer başkanlığında İZQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleşti. Konuşmasında bu yüzyılda ülkelerin gücünün sadece belirli özelliklerle ölçülmeyeceğini ifade eden Tuncer, “21’inci yüzyılda artık ülkelerin gücü sadece petrol rezervleriyle, doğal gaz boru hatlarıyla veya teknoloji şirketlerinin piyasa değeriyle ölçülmeyecek. Yeni çağın en stratejik gücü; toprağını işleyebilen, suyunu yönetebilen ve kendi halkını doyurabilen ülkeler olacak” dedi. 

Dikkat edilmesi gereken konunun yalnızca nüfus artışı olmadığını belirten Tuncer, ayna anda yaşanan üç büyük krizden bahsetti: “Birincisi iklim değişikliği, ikincisi su kaynaklarının azalması, üçüncüsü ise verimli tarım arazilerinin hızla baskı altına girmesi” diye konuştu. 


Tarımda genç nüfusun azlığı dikkati çekiyor 

Verilerle ortaya konan gerçekler, tarımda genç nüfusun azlığını ortaya koyuyor. Her geçen yıl çiftçilerin azalması sektörde de dikkati çeken önemli başlıklardan biri olarak ortaya çıkıyor. Genç nüfusun tarıma yönelmediğini söyleyen Tuncer, “Ciddi bir gerçekle karşı karşıyayız. Tarım nüfusumuz yaşlanıyor, gençler köylerden uzaklaşıyor, tarlalar babadan oğula geçiyor ama çoğu zaman toruna ulaşmıyor. Bugün birçok bölgede üreticilerin önemli bir kısmı ileri yaş grubunda bulunuyor” dedi. Genç kuşakların tarımı cazip bir gelecek olarak görmemesinin bilgi aktarımını, üretim sürekliliğini ve kırsal kalkınmayı doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, tarımın teknoloji, yapay zekâ, veri, girişimcilik ve yüksek gelir modelleriyle buluşmadığı takdirde yarının çiftçisinin kalmayacağını dile getirdi. 

Hayvancılıkta da durumun git gide kötüye gittiğini ifade eden Tuncer, “Üretim maaliyetlerinin sürekli artması, yem ham maddesinde dışa bağımlılık, damızlık verimliliği, küçük işletmelerin finansmana erişememesi, meraların etkin kullanılamaması, hayvan hastalıklarıyla mücadelede sürdürülebilirlik, su kaynaklarının azalması, iklim değişikliğinin hayvan refahı üzerindeki etkileri ve en önemlisi de üreticinin geleceğe güven duymaması” diye konuştu. Tuncer, hayvancılıkta en büyük kaybın bazen bir hayvan olmadığını, üreticinin sektörden tamamen çıkması olduğunu dile getirdi. 

Klasik tarım anlayışının yeterli olmadığını söyleyen Tuncer, artık yeni nesil tarıma geçilmesi gerektiğini ifade etti. Tuncer, “Yeni nesil tarım, veri odaklı, uydu destekli, sensörlerle yönetilen, yapay zekâ ile tahmin yapılan, yönetimini optimize eden, karbon ayak izini azaltmayı önceleyen, genç girişimciyi merkeze koyan bir anlayışla yönetilmeli” ifadelerini kullandı. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM