Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, Türkiye’nin ihracatını etkileyeceğini belirten Mahmut Özgener, Gümrük Birliği sürecinin en kısa zamanda sonuca bağlanması gerektiğini söyledi
İzmir Ticaret Odası (İZTO) ocak ayı olağan meclis toplantısı Meclis Başkanı Selami Özpoyraz idaresinde gerçekleştirildi. İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, konuşmasına başlamadan önce Nusaybin’de Türk bayrağına karşı yapılan saldırıyı kınayan Özgener’in “Bayrağımıza uzanan el hep kırılmıştır, bundan böyle de kırılacaktır” ifadelerinde bulundu.
Toplantıda yaptığı konuşmada küresel ticarette yaşanan gelişmeleri değerlendiren Özgener, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, Türkiye’nin ihracatını etkileyeceğini vurguladı. Özgener, “Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda sonuca bağlanması gerekiyor” dedi.
Gümrük vergilerinde indirim bekleniyor
Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, dünya ticaretinin yönünü etkileyecek ölçekte yeni bir ekonomik yakınlaşmayı temsil ettiğini belirten Özgener, anlaşma ile Avrupa Birliği’nde öne çıkan, endüstri, tarım ve gıda sektörlerinde önemli bir rekabet avantajı sağlanacağını ifade etti. Özgener, “Hindistan tarafından Avrupa Birliği’ne uygulanacak gümrük vergisi indirimleri ile ciddi bir pazar avantajı yaratılacak. Bu kapsamda, otomobillere uygulanan gümrük vergilerinin kademeli olarak yüzde 110’dan yüzde 10’a kadar düşürüleceği, otomobil parçalarına uygulanan vergilerin ise 5 ila 10 yıl içerisinde tamamen kaldırılması bekleniyor. Makinelerde yüzde 44’e varan, kimyasallarda yüzde 22 ve ilaçlarda yüzde 11 oranında uygulanan gümrük vergilerinin de büyük ölçüde kaldırılması hedefleniyor. Anlaşma, Avrupa Birliği’nin tarım ve gıda ürünleri ihracatına uygulanan, ortalama yüzde 36’nın üzerinde seyreden gümrük vergilerinin de kaldırılması veya azaltılmasını amaçlıyor” dedi.
Ülkemizin Avrupa Birliği’ne olan ihracatında otomotiv endüstrisi, makine ve elektrikli ürünlerin ön plana çıktığını belirten Özgener, “Anlaşma ile ortaya çıkan yeni durum, Hindistan’da üretimi gerçekleştirilen benzer ürünler karşısında ihracatçılarımızın pazar kaybı yaşayabileceğini ortaya koyuyor. Yeni gelişmeyle, Hindistan’ın ülkemize Avrupa Birliği ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satabilmesinin kapısı aralanıyor. Bunun nedeni; ülkemizin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, Avrupa Birliği’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı bu tür serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması, buna karşın sonuçlarına fiilen maruz kalması. Bu durum, ihracatçılarımız açısından asimetrik bir rekabet baskısı yaratıyor; pazar payı kaybı riskini de beraberinde getiriyor. Sonuç olarak; mevcut Gümrük Birliği süreci, Avrupa Birliği’nin imzaladığı her STA, ülkemizin aleyhinde olabiliyor. Rekabet imkanımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor” dedi.

“Küresel ekonomi güvenliği optimize ediyor”
Özgener, küresel ekonominin büyümeyi değil, güvenliği optimize ettiğini gözlemlediklerini dile getirdi. 2026 yılına ilişkin global makroekonomik dinamikleri değerlendiren Özgener, şunları söyledi: “Yeni küresel düzenin ilk temel unsurunun, çok taraflılıktan çok kutupluluğa evrildiğini analiz ediyoruz. Gümrük tarifelerinin, yaptırımların, ihracat kontrollerinin, yatırım kısıtları ve finansal sınırlamaların artık devletlerin temel politika araçları haline geldiğini görüyoruz. Öte yandan; ulusal güvenlik kaygılarının, ekonomik verimliliğin önüne geçmeye başladığını gözlemliyoruz. Küresel ticarette çok taraflı uyuşmazlık çözüm mekanizmaları zayıflarken, ikili ve bölgesel düzenlemeler giderek daha fazla ön plana çıkıyor. Tedarik zincirleri artık küresel ölçekte değil, siyasi bloklar içinde yeniden şekilleniyor.”
Enflasyonla mücadelede ‘güçlü mesaj’ vurgusu
Özgener, 2025 yılı boyunca ülkemiz ekonomisinin en temel gündem maddesinin enflasyon olduğunu ifade ederek, “2026 yılına girerken de bu başlığın yalnızca fiyat istikrarı açısından değil; reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından da belirleyici olmaya devam ettiğini görüyoruz. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadelede kararlı duruşu sergileyen güçlü mesajlar vermeye devam etmesi çok önemli. Türkiye gibi dış ticarete ve dış finansmana duyarlı ekonomiler için makro dengelerin birlikte yönetilmesi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Bu nedenle dezenflasyon sürecinin seyri kadar, reel ekonominin bu sürece nasıl uyum sağladığı, ihracat performansının ne ölçüde sürdürülebilir olduğu ve döviz kuru dengesinin nasıl şekillendiği önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri arasında yer alacak. 2026 yılına girerken Türkiye ekonomisi açısından temel meselenin, dezenflasyon süreci devam ederken yalnızca büyümeyi desteklemek değil; büyümenin hangi sektörler üzerinden, hangi dış talep koşullarıyla ve hangi kur dengesi içinde gerçekleştiğini doğru yönetmek olacağını düşünüyoruz” ifadelerinde bulundu.

Dikili ve Kınık OTB projelerinde son durum
Dikili ve Kınık Organize Tarım Bölgeleri ile ilgili gelişmeleri paylaşan Özgener, “Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi ‘Altyapı ve Jeotermal Isıtma Sistemleri Yapım İşi Sözleşme İmza Töreni’, Yönetim Kurulu Üyemiz ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan’ın öncülüğünde gerçekleşti. İmzaladığımız sözleşmeyle sahadaki uygulama sürecini resmen başlatmış olduk. Bir diğer projemiz Kınık OTB’de ise yatırımcı parsellerinin satışına başlanması ve altyapı ihalesinin başarıyla tamamlanmasıyla katma değerli üretim yolunda hızla ilerliyoruz. Kınık OTB’de; tohum, fide ile tıbbi ve aromatik bitkilerde katma değerli üretim ve ihracatı hedefliyoruz. Bölgemiz; sertifikalı tohum üretimi, kümelenme modeli, modern ve sürdürülebilir tarım uygulamaları ile özellikle kadın istihdamı başta olmak üzere bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyor” dedi.

