Tezat


Haftanın haberi; kitlesel algılamalara  göre asalet ile rezalet uçları olan bir sopanın, asaleti temsil eden tarafından dile getirilen kontrol ve denge”(check and balance)sistematiğini birlikte sürdürülebilir olduğunun her şeye rağmen mümkün olduğu üzerindeki akrobatik mahareti sayılır. Hatta bir adım ileri ona sadece sahip olmak değil bilakis onu göstermektir. 

Bizdeki tarafgir ruhlar, İngiltere Kıralı Charles ile Birleşik Devletler Başkanı Trump arasındaki diyalogları ‘Kıral ve Soytarısı’ kabilinden yorumluyor ve artık meşrebine göre kimileri kıral, kimileri de soytarı sempatizanı kesiliyorlar. “İşte Paşam İstanbul” demiş Fahrettin Kerim.

Bakış açısına göre değişebilir olan her şey gibi olayları çok yönlü irdeleyebilmek hatta varsa kişisel kanıları aşabilen devrimci ruhu ortaya koyamadan konum gereği politik tutum ile “her şey zıddı ile kaim” diyalektiğinden besleyebilmek göründüğü kadar kolay olmayabilir. 

Sorulmadan iş sonunda gelir önce sahiplenme sonra  “bizim anlattıklarımızı kabul edin” e bağlanır. Hatta müesses nizam içinde dahi en karşıtlar bir gün “Bu karar iyi karar gidelim..”der olur. Piramidin üst sıralarının beklentisi zaten o’dur. 

Hikayenin bütününde statünün sürdürülmesi adına meydana gelen yalpalar ve tüm çelişkilerin sorumluluğu bunca asırdır büyük zorluklar gerektirmiştir. Kendi refahları artık o derece artmıştır ki, mevcut yaşanmışlıkların, kendi aralarındaki bu güne dek yapılmaya fırsat bulunamayan hesaplaşmaların Fuzuli’nin, “haddeden geçmiş nezaket yal ü bal olmuş sana” misali tabirinde nüktedan atışmaların aynı gezegende yaşamaya mecbur ancak olan biten ile ilgili yaygın topluluklara sergileniyor olmasıdır.

Yoksa bağımsızlığının 250. yıldönümünü kutlayan bir ülke için “250 yıl, Birleşik Kırallık için daha geçen gün” sözleri hayli manidar mesajlar taşıyan ironidir.

Belki hegemon olarak henüz bir yıllık ise de, içinde bulunduğu yaşamın kendisine bahşettiği kurumsal, bireysel ilişkiler ve tecrübeler çerçevesinde hayatta olan idarecilerin kıdemlilerinden sayılabilecek Kral Charles III, ABD ziyaretinde temaslarda bulundu. Kongrede yaptığı konuşmasında daha çok tarihi zeminde günümüze kadar gelen Birleşik Devletler-Birleşik Kırallık ilişkilerinin bir anlamda 250 yıllık ABD mazisinden çok daha gerilere gittiğini vurguladı. Hatta konuşmanın devamı içinde Magna Carta(13.asır)a teknik gönderme yaparak, 2026’da ABD’nin bağımsızlığının 250. yılının, her iki devletin de demokratik kurumsallıklarını anlamlı kıldığını ekledi. 

İster istemez günümüz dünyasının ‘belirsizlik’ dönemini işaret ettiği konuşmasının hemen başında adeta bu kadar belirsizlik ve güvensizliğin içinde tek belirli olanın Birleşik Devletler ve Birleşik Kırallık arasındaki sağlam yapının varlığı iddiası ise başta Temsilciler Meclisi üyeleri olmak üzere Birleşik Devletler halkının doğrusu! kalplerine su serpti.

Tarihi satırlar arasında Bağımsızlık Bildirgesi(1776) öncesindeki dönemler Birleşik Kırallık ile Koloniler arasındaki olayları teğet geçen konuşmada, her iki devletin demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün güçlü savunucuları oldukları, önemli olanın ise sadece olmaktan öte muktedir olduklarını ekledi. Kişi hak ve özgürlüklerinin temeli, parlamenter rejimin ve modern anayasal düzenin başlangıcı olarak kabul edilen Magna Carta’nın aslında kırallar ile asiller arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ihtiyacından kaynaklandığı pas geçilmekteydi.

Kapitalist sistem içinde kalabalık bir nüfusla halk egemenliğini gerçekleştirmenin zorluğu karşısında doğrudan doğruya bireyin temsil edilmesine çalışılmasını emredici vekâlet olarak nitelendiren J J Rousseau, seçmenlerin ve vekillerin olduğu bir yapıda seçmenler vekillerine talimat verecekler, vekiller de bunları uygulayacaklardır. Talimatlar ve talepler yerine getirilmediği takdirde seçmenler vekilleri azledebileceklerdir görüşündeydi. 

Ancak iş öyle bir duruma geldi ki, evvelce hegemon kavramının temsil olunduğu, asalet, hanedan, mevkii, rütbe, ikbal zaman içinde radikal gelişmelerle akabinde sınai, enerji, finans, teknolojik hamleler ile demokratik hegemonlarını yarattı. Şimdi de ‘küresel demokrat hegemonik’ çekişmeleri senaryosu geçerli.

Birleşik Devletler gibi bir ülke için kâğıt üzerinde yazılı olmayan; yaygın seçmen gurupları ile yoğun seçmen gurupları mukayeselerinin gerçekçi analizleri yapılmadan ne seçmen, ne vekil ne de demokrasi yeterli çözüm üretemez. Ayrıca Kıral’ın ‘belirsizlik’ diye nitelediği günümüz dünyasında bu kadar çok alt başlığın bulunması, ne yazık ki demokrasinin gerekliliğini dahi sorgular hale getirebilmiştir. Durum iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda Batılı, üç-beş de Doğudan teşne ülkenin ‘demokrasi oyunu’ şeklinde ‘şimdilik’ sahnelenmektedir.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar