Arayışlar

Tarihte kurumsallığın idari yönetimler üzerinde giderek hakimiyet tesis eder hale gelmesi uzun zamanlar adı henüz devlet olarak telaffuz edilmemişse de ‘devlet’in prototip unsurları olarak başlayıp sonraları büyük coğrafyalara oturan çoğunlukla otokrat, monarşik karakterli idari tablolar ile şekillendi.

20.asrın başlarından itibaren ulus-devlet markası altında, ağırlıklı olarak Avusturya, Rusya ve Osmanlı coğrafyaları üzerinde ve fakat tüm dünya çapında muhtelif idari rejimlerde üniter veya federatif, her ne olursa olsun ulus devletlerin sayıları çoğalmıştı. İkinci Büyük Savaş sonrasındaki Birleşmiş Milletler hatta Soğuk Savaş döneminde ideolojik devlet bölünmeleri dolayısı ile rakam bir miktar daha arttı. 

    20.asır; beş kıtaya yayılmış olan takribi yüz seksen devlet olarak çok daha fazla idari bölgenin ve toplumlarının tamamının birbirlerinden sosyal ve kültürel izole  olunmuşlukları üzerine inşa edildi.
    Fakat aynı zamanda iktisadi temelli olmak üzere kontrollü bir uluslar arası münasebetler inşası, teknoloji ve finans arzının belli merkezden çevreye doğru yayılımı hız kazanır. Yönlendirilmenin devletler camiasında meydana gelen tüm gelişmeleri iktisadi temelli ve ilkeleri esas kılacak şablonun bir merkezden, kurumsal ve bireysele doğru tümdengelim modeline bağlı şekilleneceği görüldü.

    Kitlesel algılamayı etkileyen siyaseten “hür dünya”, “demirperde” ve “bağlantısızlar”; iktisaden “gelişmiş”, “gelişmekte olan”, “az gelişmiş” sıfatları ile kategorize edilen ve “kalkınma” retoriği ile uyarlanan “yabancı sermaye”, “dış yardım”, “hibe” türü destekler ile küreselleşmenin adımları asrın sonunda fazlası ile duyulur hale geldi. 

    Büyüme modelleri ile cezbedilme, coğrafyaları ve toplumları çok da geçmeden üretim-tüketim ekseninde, çevre ve iklim değişikliklerinde yeterlilik ile yetersizlik arasında bir ikilemin boyunduruğuna alan krizler ve yapılandırmaların sürekli muhatabı, devlet ekonomilerini sorumlu hale getirdi.  

    Basit bir sondajlama ile 1929 İktisadi bunalımı ABD içerisinde meydana gelmiş zaman içerisinde dünyayı etkilemiştir. 1974 Petrol krizi, Ortadoğu’dan çıktı ve enerji kaynaklarına bağımlı sanayilerden başlamak üzere indirekt çevreye tesir etti. 2008 Küresel krizi adı üstünde küresel ve şoke edici biçimde dünyayı etkiledi. 

    20.asır biterken “özelleştirme” rüzgarları ile neoliberal politikaların önü açılarak tıkanmış olan üretim tüketim kanallarının avantajlarına sahip bölgeler lehine işbirlikçi tekelleşme’ye yol verildi. 

      Büyüyen ekonomiler, genleşen mali sisteme bağlı anlayış, dayatmacı rekabet bir tarafta; kirlenen çevre, ısınan iklim, azalan standartlar, yükselen güvensizlik dünya kamuoyu huzursuzluğu, pandemi ile görece durağanlaştı. Sonrasında yeni nesil saldırı savaşları etrafında samimiyetsiz ve tuhaf ittifak görüntülerinde durum bir bakıma ara istasyon misalidir.

      Demir Uzun

      Diğer Yazarlar