Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından zirai ilaçların güvenli kullanımı için geliştirilen B-Reçete uygulaması için pilot illerden biri olan Mersin’de çiftçiler; henüz ilaç kısıtlaması bulunmayan Adana’ya giderek ilaç stokluyor
SEREN KARAŞAHİN
Reçete yazma yetkisi olan teknik personelin üretim yapılan bitkinin ruhsatlı ilaçlarla doğru zamanda ilaçlanmasını tavsiye eden bir sistem olan B-Reçete, 1 Temmuz 2026’da tüm Türkiye’de uygulanmaya başlayacak. Tarladan sofraya güvenilir gıda arzını sağlamak ve tarımsal ihracatta kalıntı sorunları nedeniyle yaşanan geri dönüşleri azaltmak için yasal bir zorunluluk olarak getirilen ve ocak ayı itibarıyla pilot iller seçilen Mersin, Samsun, Ankara ve Kırklareli’nde uygulanan B-Reçete sistemi ile bitki koruma ürünlerinin uygulanması, hasat bilgileri ve üretici kayıtları ürün ve parsel bazlı olarak izlenebilir hale getirildi. Bitki koruma ürünleri için E-Reçete ve Üretici Kayıt Defteri Takip Sistemi oluşturuldu.
81 ilde uygulanacak olan B-Reçete, sahada yer alan uzmanlar tarafından genel olarak doğru bulunsa da uygulamada yanlışlıklar olduğu ifade ediliyor. Pilot illerden biri olan Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, konuyla ilgili Ticaret Gazetesi’ne konuştu.
Mersinli çiftçi çözümü Adana’da buldu
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın zirai ilaçların izlenebilir bir şekilde doğru ve güvenli kullanımını sağlamak amacıyla geliştirdiği dijital takip sistemi olan B-Reçete, yetkili ziraat mühendisleri tarafından e-reçete olarak yazılıyor. Pilot illerden biri olan Mersin’de uygulanan e-reçete ile çiftçilerin ilaçları proje kapsamında olmayan Adana’ya gidip stoklu aldıklarını belirten Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, projeyi desteklediklerini belirtse de hem istişare ile uygulamaya konması hem de Mersin haricinde bir ilin pilot olarak seçilmesi gerektiğini dile getirdi. Projenin geliştirilmesi gereken çok yönü olduğunu söyleyen Yılmaz, B-Reçetenin gelmesiyle kimyasal kullanımının kısmen önüne geçileceğini beklediklerini ifade etti. Yılmaz, “Mersin pilot bölge ilan edilince tarım yapan çiftçilerimiz daha rahat ilaç almak için komşu illere yöneldiler. Adana’dan yıl boyunca kullanacakları ilaçları temin ettiler” ifadelerini kullandı.
“12 ay üretim yapmayan il seçilmeliydi”
B-Reçete uygulamasının ilk olarak daha küçük ölçekte tarım yapan şehirlerde uygulanması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Bu sistemle kimyasal kullanımını ve gereksiz gübre kullanımını azaltıp hem çiftçinin üretim maliyetlerinin düşmesi anlamında hem de ürettiğimiz meyvelerde kimyasal kalıntısının önleneceğini düşündük. Fakat tabanda üretim yapan çiftçilerle, çiftçi temsilcileriyle ya da ziraat mühendisleriyle paylaşmadan bunun artı veya eksisini belirleyemezsiniz” dedi.
B-reçete uygulaması sonra ilaçların daha az uygulanacağını ifade eden Yılmaz, bu dozla zararlıların üstesinden gelinmesi ve hastalıkların önlenebilmesinin zor olduğunu ifade etti. Gelecek aylardan itibaren zirai ilaç bayilerinin sıkıntı beklediğini ifade eden Yılmaz, “İlçelerde pilot bölge belirlenebilirdi. 12 ay üretim yapan Mersin gibi bir şehirde bu uygulamaları yaparsanız sıkıntılar yaşanır. Zirai ilaç bayilerinin endişesi önümüzdeki aydan sonra sıkıntıların yaşanması” ifadelerini kullandı.

“Önce tespit sonra sonuç olmalı”
Çiftçilerin ve ilaçları satan bayilerin sahadaki sorunlarının tespit edilip bir sonuca varılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Çiftçinin üretim maliyetlerinden yola çıkarak hangi hastalık ve zararlarla uğraştığını tespit ederek bu zararlara ve bu hastalıklara uygun bitki koruma ürünü olup olmadığı tespit edilir. Sonra da insan sağlığı ve çevre sağlığını ön planda tutarak ürünler belirlenir. Böyle ürünler yoksa organik anlamda da ürünlerin üretimi AR-GE çalışmalarıyla desteklenir. Sonra sahada çiftçinin maliyet sorunlarını çözebilecek yönde tedavi eden, kontrol altına alan bitki koruma ürünlerinin varlığını oluşturursun. En son aşamada bu belirlenen ürünleri kullanmayanlara üretim izni vermeyebilirsin” dedi.
Yeni sistemde sahada uygulanan dozların ilgili tarım zararlısını veya hastalığı kontrol altına alıp alınmadığının tespit edilmediğini söyleyen Yılmaz, “İlaçların arkasında yazan dozlar 15-20 sene önce yazılmış. Dolayısıyla hastalık ve zararlılar direnç kazandı. Bu dozlar üzerinden zirai bayii ticaret yapıyor ve veresiye ticaret yapıyor” ifadelerini kullandı.
“Teorikte güzel, uygulamada kötü”
Çiftçinin aldığı üründen memnun kalmamasıyla ürünlerin parasını ilaç bayisine ödemediğini de ifade eden Yılmaz, bu sistemin çok önemli olduğunu ama araştırılmış ve mantıklı bir şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. Yılmaz, “Teori anlamında güzel, pratik anlamında kötü bir uygulama” derken, çiftçiye tam bilgilendirme yapılmamasıyla da sahte ilaç alımının bir şekilde daha devam edebileceğini dile getirdi. Çitçilerin yaş ortalamasının yüksek olduğunu belirten Yılmaz, elektronik sisteme geçilmesiyle çiftçinin de bu ortama ayak uyduramayabileceğini ve ilaçlama doz ve zamanlarını tam olarak sisteme girilmemesiyle problemlerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.
