Güvenlik güncelleme ister

Savaşların nedenleri hakkında kayda değer önemli vurguların başında devletler arasındaki ihtilaf konuları gelir, öncelikle burada ülke, halk, toplum terimlerinden çok devlet kavramı öne çıkar. Geçmişte zaman ve mekana göre değişiklikler gösterebilen birçok sosyolojik bileşenler(sınıf, mezhep vb) için de hayli yol kaydedildi.

Vestfalya Anlaşması(1648) ile Viyana Kongresi(1815) arasında kalan süre, mutlak monarşi idareleri, imparatorluklar, sultan ve hanlıkların Fransız İhtilali(1789)den sonra yayılan kimlik, milliyetçilik akımlarının, ulus devletler formatına ulaşmasını 1830-1848 devrimlerine dek erteledi. 1776’da Birleşik Devletler bağımsızlık ilanı, Avrupa’da hem mutlak monarşilerin meşruti monarşilere evrilmesi; hem de sanayi devrimi ülkelerinde birikmiş toplumsal gerginliklerin ihtilalci risklerine ek süre sağladı.

19.asrın sonuna doğru ulus devletler kısmen şekillense de, sanayi devriminden etkilenen Avrupa’nın emekçileri, ideolojik fay hatlarını o günlere dek hiç görülmemiş biçimde etkiliyor,  burjuva, işçi, köylü sınıflarının hareketliliği gelecek asır için dünya siyasetine giriyordu. Eninde sonunda her iki Dünya Savaşında da Avrupa merkezde kaldı, sıyrılamadı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası hegemonya sisteminin ekonomik, siyasi ve askeri temelini oluşturan NATO, günümüzde ortak bir stratejik hedefe kilitlenmiş bir güvenlik şemsiyesinden ziyade çözülme sürecindeki bir ittifak görüntüsü veriyor. Kongre konuşmasında İngiltere Kıralının NATO’yu savunarak, vazgeçilmez ortaklık olarak nitelediği ve ‘bizi son seksen yıldır ayakta tutan her şeyi göz ardı etmemeli aksine bunun üzerine inşa etmeli’ sözleri güne uygun bir görüntüdür.

İki Dünya Savaşının ardından İki kutuplu bir dünyanın fiili sınır bölgesinde bulunan eski merkez Avrupa’nın bölünmüş olarak soğuk savaş dönemine girilmesi o zaman ‘hür dünyanın’ güvenlik şemsiyesi olarak NATO’nun(1949) ABD önderliğinde devreye girmesini sağladı.

Son senelerde belirgin hale gelen yük paylaşımı tartışmaları gerçekte daha derin bir krizin yansıması.  Birleşik Devletlerin ekonomik gerileyişi, küresel hegemonyasını sürdüremeyeceği koşullarını yaratıyor. Bu durum, ABD’nin dünya çapındaki önceliklerini değiştirmesini zorunlu kılıyor. Avrupa ise çözülen Atlantik ittifakının boşluğunu dolduracak bir Avrupa Güvenlik Mimarisi içinde.

Avrupa Birliği, NATO, AGİT’den oluşan karmaşık bir sistemin son zamanlarda bazılarının hip-hop tavırları ile pişmiş aşa su katmaları Avrupa’yı belirsizlik içine itiyor. Mevcut konjonktür ABD’nin dünya çapındaki önceliklerini değiştirmesini zorunlu kılmakta(en azından soğuk savaş gibi bir aciliyet veya Avrupa’nın savaş sonrası kalkınma ehemmiyeti gibi bir durum yok). Avrupa ise çözülen Atlantik İttifakı’nın boşluğunu dolduracak bir güvenlik arayışı içinde. Bu çerçevede ABD’siz bir güvenlik mekanizmasının olabilirliği tartışılıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası hegemonya sisteminin ekonomik, siyasi ve askeri temelini oluşturan NATO’yu dönüştüren yukarıdaki gelişmeler, ABD yönetimine göre son İran olayında da görüldüğü üzere stratejik hedefe kitlenmiş bir güvenlik şemsiyesinden çok çözülmek üzere olan ittifak görüntüsü verdi. Bu nedenle Temmuz 2026’da Ankara’da yapılacak NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, çok kutuplaşmanın hızlandığı Atlantik sistemindeki çözülme ile yeni eksen arayışlarının kesiştiği hassas bir döneme denk geliyor.

Trump Aralık 2025’te Ulusal Güvenlik Stratejisi’ni (NSS), Ocak 2026’da ise Ulusal Savunma Stratejisi’ni (NDS) yayınlamıştı. Şimdi gözler, bu hedefleri somut askeri adımlara dönüştüren Küresel Duruş Değerlendirmesi (GPR) belgesinde.

Temmuz 2026’da gerçekleşecek NATO’nun Ankara Zirvesi öncesinde yayınlanması beklenen bu belge, ABD’nin dünyadaki askeri varlığını yeniden tanımlıyor. Trump’ın Avrupa’daki müttefiklerinden asker çekme kararı, her ne kadar bu ülkelerin İran geriliminde ABD’ye yeterli destek vermemesiyle ilişkilendirilse de, asıl neden stratejik bir eksen kaymasıdır. ABD, odağını Çin ve Asya-Pasifik bölgesine kaydırıyor. Dolayısıyla bu çekilme kararı anlık bir öfkeden çok, planlı bir askeri güncellemenin sonucudur.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar