Doğa sizi şaşırtmıyor mu?

Bütün canlılar demeyeceğim. Örneğin yerlerine çakılı duran bitkiler konumuz harici. Çoğunlukla bütün canlılar, canlı tipine göre değişse de belirli bir alanın içinde sürdürüyorlar bütün hayatlarını. Bir de şu mübarek somon balıklarına bakın! Devasa okyanusun tuzlu sularında erkekli dişili dolaşırken ve beslenirken birbirleriyle tanışıyorlar (!) ve bayanlar hamile kalıyorlar. Be mübarek hatun! Yumurtlasana Allah’ın devasa okyanusunda işi başlattığın yere yakın bir yerinde. Ama ne yapıyor somonumuz? Son derecede meşakkatli, tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkıyor. Okyanusun tuzlu derin sularını bırakıp karalardan akarak inen nehirlerin sığ, engebeli, kayalıklı, çağlayanlı, tatlı sularına koşuyor. Neymiş? O azgın suların akışının tersine yüzecek, nehrin yukarı bölümlerine çıkacak, oralarda bir yerde sâkin bir köşe bulacak ve binlerce yumurtasını oraya bırakacakmış. Somon kardeş senin beynin mi sulandı? Bir kere tuzlu sulardan çıkıp tatlı sulara gitmek de neyin nesi? Balık dediğin iki bölüme ayrılmaz mı? Bazıları denizlerin tuzlu sularında, bazıları nehirlerin, derelerin, göllerin tatlı sularında yaşamaz mı? “Bunlarda doğuştan bir tuhaflık var” deyip bu konuyu geçelim. Peki bayır yukarı çıkmak ne oluyor? Suyun akışının tersine yüzmek ne oluyor? Minik çağlayanları aşmak için yay gibi gerilip, ok gibi kendinizi fırlatmak ne oluyor? Dekatloncu musunuz siz? Haydi bunları da görmezden gelelim. Ama şu yaptığınıza tepem iyice atıyor: Bak kardeşim, her şeyi kabul edeyim hatırınız için de kendinizi yolda bekleyen ayılara yem yapmaktaki gönüllü çabalarınıza dayanamıyorum. Yahu onların adı üstünde: Ayı. Neden kendinizi ayılara yediriyorsunuz? Onlar zaten armudun iyisini ve balın âlâsını yiyorlar.

Böyle anlamsız bir yolculuktan sağ kurtulanlar ve yumurtlayacakları yere per perişan ulaşabilenler için derin bir oh çekmek mümkün sanıyorsanız, acele etmeyin. Yumurtladıktan sonra oracıkta bitkinlikten ölüp kalıyorlar. Yaaa! Gördünüz mü somon kardeşlerimizin uzun yolculuğunun nereye vardığını? Madem öleceksin, okyanusta yumurtla, ailenle ve arkadaşlarınla tatlı tatlı helâlleş ve yavaşça kumlara uzanıp ebedî hayata patırtısız, gürültüsüz intikâl ediver. 

Şimdi diyeceksiniz ki: “Bu somonlar hakikaten tuhafmış. Acaba bunların akıllanması mümkün olamaz mı?” El cevap: “Hayır efendim. Olamaz. Çünkü, nehirlerin tepe noktalarında bir yerlerde dünyaya gelen somoncuklar, analarından üşütük doğdukları için bu kez nehirlerden aşağıya, okyanusa iniyorlar ve… büyüyünce analarının yaptıklarını tekrarlıyorlar”. Buna rağmen, madalyonun muhteşem bir öbür yüzü var: Somoncuklar da ana-babaları da tabiatın kendilerine biçtiği hayatı yaşıyorlar. Yüce Yaradan’ın düzeni böyle. Üstelik böyle şaşkınlık yaratan kim bilir daha ne yaşamlar var. 

Bu arada itiraf etmeden geçemeyeceğim: Somon füme akıllara durgunluk verecek kadar lezzetli bir yiyecek ve sırf bu nedenle onları yakalayıp füme yapanları bağışlıyorum.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Fazıl Bülent Kocamemi

Diğer Yazarlar