Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri ülkemizi parçalamaya çalışıyorlar. Bunun için kapatılan tarikatlar kullanıldı. Her dönemde gelişen Türkiye’de oluşan değerleri yok etmeye dönük yeni tarikatlar oluşturuldu. Teknoloji ilerledikçe şeyhler de teknolojiyi kullanmaya başladılar. 1950’li yıllarda bir şeyhe gelen müridine sorular sorulurdu, annesi, babası, nereli diye ve bunlar o zaman ülkede birkaç kişide olan teype kaydedilir, şeyhe götürülürdü. Şeyh de mürit geldiği zaman bu bilgileri kullanarak müridini şaşırtır, kendisine bağlardı. Bugün akıllı telefon, internet, hologram gibi birçok teknoloji kullanılıyor. Bazı şeyhler bir tarikattan diğerine geçebiliyor, atanabiliyor. Cübbeli Ahmet efendi gibi.
İstihbarat örgütleri her kesimden insanları kontrol altına alarak yandaş yapabilmek için yüzyıllardır farklı yöntemler kullanır. Ülkemizde benzer çalışmalar sürdürüldü. Demokrasiye geçildikten sonra gerçekçi ve hayali ideolojiler yaratıldı, tıpkı şeyhlerinin farklı tarikatlarla mürit yaratmaları gibi.
Ortamı ve zihinleri karıştırmak için 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbeleri gibi sağa karşı gibi görünüp solcuları hapse atan sistemler kuruldu. 1980’de CHP ve DYP kapatılarak parti yöneticileri, iş ve ilçeler dahil olmak üzere, siyaseten yasaklandı. Yeni partiler kuruldu. Birçok siyasete girmek isteyen insanlar partilere kaydoldu, içlerinde bir sürü fırsatçılar vardı. 6 Eylül 1987 Referandumu sonunda yasaklar kalkınca eski partiler yeniden öne çıktı.
Bu referandum sırasında DSP İstanbul İl başkanı olarak çok çalışmıştım. Rahmetli Süleyman Demirel’i İzmir’de düzenlediğimiz Kordon Toplantılarına davet etmiştik. Konuşma arasında DYP’nin gelişimini sorduğumda şöyle demişti: 12 Eylül’de bizim köklerimizi kestiler. Yani parti örgütü siyaseten yasaklanınca yeni insanlarla kurumsal bir parti yaratmak zaman isterdi. Demirel’in en büyük özelliklerinden birisi, Türkiye’nin neresine giderse gitsin bölgenin özelliğini, tanıdığı insanları, halkın liderlerin kaydettiği hafıza kartlarını evinde saklamasıydı. Bir yere giderken gerekli kartları alır, cebine koyar ve sanki orada yaşamış gibi bilgileri kitlelere aktarırdı.
Derken araya FETÖ deneyimi girdi. Sadece kendi müritlerini yetiştirmekle kalmadı. Orta Asya ve Afrika da okullar kurarak bölgesel yöneticilerin çocukları bu okullara yazıldı. Çocuklar eğitilirken CIA ajanları babalarıyla öğretmen havasıyla ilişki kurdular. Bu sistem zaman içinde açığa çıtı. Okulların bir kısmı kapatıldı, bir kısmı o ülkenin diğer kısmı bizim eğitim bakanlığımızın kontrolüne girdi. FETÖ sisteminin bir özelliği de her kuruma, her partiye sızmasıydı. Orduya sızan FETÖ’cüler Atatürkçü subayları FETÖ’cü suçlamasıyla ordudan attırdılar, yerlerine kendi adamları geçti.
Bir ara kim FETÖ’cü kim Atatürkçü bilemez hale geldik. Bazı FETÖ’cüler dükkanına Atatürk resmini ve Türk bayrağını asarak kendilerini sakladığı gibi yandaşlarına da kendilerini tanıtmış oldular.
Peki, Cumhuriyet Halk Partisine sızanlar kimlerdi. Hangileri yönetimde genel başkanların yakınındaydı, hangileri genel başkan muhaliflerinin yanındaydı? Parti içinde taraf tutarak diğer tarafı “ölümüne” suçlamak onların metodu mu acaba? Sonunda atanmış, saray yandaşı diyenler mi, kimseyi partiye sokmayın, sokak bizim diyenler mi? Bir sözcü “atanmışlar mahallelere sandık koyabilecek mi” derken parti içi çatışmayı mahallelere taşımak mı istiyor, yoksa istemiyor mu?
Bazı siyasiler ne diyorsa tersini yapıyor ne yapıyorsa tersini söylüyor. Şöyle bir iddia da var: Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Özel bir senaryonun gereğini yapıyorlar. Görevleri CHP’ni parçalamak ve Erdoğan’ın yeniden kazanmasını sağlamak. Bu iddiayı savunanlar var, gerekçeleri de görece ikna edici.
Peki, ülkenin omurgasını oluşturan, devletimizin güvencesi Cumhuriyet Halk Partisini sapasağlam tutabilmek için ne yapmalı? Önerilerden birisi partideki liderlerin biraraya gelerek konuşması.
Önyargılılar bu öneriye itiraz edecektir. Partide lider tek, bizimki kimseyle konuşmaz önce kurultay kararı alınsın, atanmışa hayır, parti seçilmişindir filan. Bu itirazların dışında CHP’ni güçlendirecek önerisi olan var mı acaba?