CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yılbaşından 17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi verilerini değerlendirerek, Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine ilişkin alarm bildirimlerinin endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi. Gürer, Avrupa Birliği ülkelerince Türkiye menşeli ürünler hakkında yapılan 270 bildirimin 197’sinin sınırdan geri çevrilme, 195’inin ise “ciddi risk” kapsamında değerlendirilmesinin tarım ve gıda denetim sistemindeki sorunları açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Avrupa Birliği’nin resmi kayıtlarına göre, Türkiye hakkında yapılan 270 bildirimin büyük bölümünün ürünlerin daha sınır kapılarında reddedilmesiyle sonuçlandığını belirten Gürer, “Türkiye’den Avrupa’ya gönderilen ürünlerle ilgili 270 bildirim yapılmış. Bunların 197’si sınır reddi, 13’ü alarm bildirimi, 49’u bilgilendirme, 11’i ise takip amaçlı bildirim niteliğinde. İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün Avrupa Birliği sınırlarında geri çevrilmesi, üreticinin değil; denetim mekanizmasının ve yanlış tarım politikalarının sorgulanması gerektiğini gösteriyor” dedi.
Bildirilen ürünlerin büyük bölümünün insan sağlığını tehdit eden riskler taşıdığına dikkat çeken Gürer, “270 bildirimin 195’i doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirilmiş. Ayrıca 38 bildirim de potansiyel ciddi risk taşıyor. Yani toplam bildirimin yaklaşık yüzde 86’sı yüksek risk grubunda yer alıyor. Bu tablo, ihracat öncesi denetimlerin yeterince etkin yapılmadığını ortaya koyuyor” diye konuştu.
Pestisit kullanımı dünya ortalamasının üzerinde
Türkiye’de pestisit kullanımının özellikle yoğun üretim yapılan bölgelerde dünya ortalamasının çok üzerine çıktığını belirten Gürer, “Dünya genelinde hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 2,6 kilogram düzeyinde. Türkiye ortalaması 2,1-2,3 kilogram arasında görünse de bu rakam gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Çünkü üretimin yoğun olduğu ilk 10 ilde kullanım 6,7 kilograma, Konya hariç tutulduğunda ise 9 üretim ilinde hektar başına 9,5 kilograma kadar çıkıyor. Soframıza gelen sebze ve meyvenin yetiştiği illerde pestisit kullanım oranları dünya ortalamasının birkaç katına ulaşmış durumda” dedi.
Verilerine göre bildirimlerin önemli bölümünün mikotoksinlerden kaynaklandığını belirten Gürer, özellikle kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen aflatoksin ve ochratoksin sorununa dikkat çekti.
Gürer, “En fazla bildirim nedeni Ochratoksin A oldu. Bunun yanında aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin nedeniyle de çok sayıda ürün Avrupa kapılarından geri döndü. Mikotoksinler uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarında oluşuyor. Bu nedenle yalnızca üretim değil, hasat sonrası süreçlerin de etkin şekilde denetlenmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Pestisit kalıntılarının da Türkiye’nin ihracatında önemli bir sorun olmaya devam ettiğini belirten Gürer, “Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil, Fosthiazate gibi birçok pestisit nedeniyle Avrupa Birliği tarafından bildirim yapılmış. Çiftçi bilinçlendirilmeden, etkin denetim yapılmadan ve kalıntı analizleri yaygınlaştırılmadan bu sorunların çözülmesi mümkün değil” dedi.
En fazla bildirimi Bulgaristan, Almanya ve Fransa yaptı
Gürer, “Türkiye kaynaklı bildirimlerin en büyük bölümünü Bulgaristan, Almanya ve Fransa gerçekleştirdi. Bulgaristan 65, Almanya 61, Fransa ise 53 bildirim yapmıştır. Bu üç ülke tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bu durum Türkiye’nin Avrupa pazarındaki güvenilirliğini de olumsuz etkiliyor” diye konuştu.
Türkiye’nin tarımsal ihracatta itibarını koruyabilmesi için üretim ve denetim süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gürer, “Üretici artan maliyetlerle mücadele ediyor. Gübre pahalı, ilaç pahalı, mazot pahalı. Tarım danışmanlığı yetersiz, denetimler eksik. Çiftçi yalnız bırakılırken ihracatta yaşanan her olumsuzluğun faturası üreticiye kesiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ihracata gidecek ürünlerde kalıntı analizlerini artırmalı, üreticiye eğitim ve teknik destek sağlamalı, pestisit kullanımını sıkı biçimde denetlemeli, depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartları eksiksiz uygulamalı. Avrupa kapılarından geri dönen her ürün yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarı” dedi.

