30 Ağustos hepimize kutlu olsun. Eylül ayına giriyoruz. İstanbul’da geçen Cuma ve Cumartesi yağmur biraz serpiştirdi. Nem artınca, bahçıvanın gözleri bitkilerdeki mantar hastalıklarına çevriliyor. Ama önce bu ayın Ay takvimine bir göz atalım.

6 Eylül’de, Ay Dünyamıza en yakın konumda, 9 Eylül ise Ay düğümü, 19 Eylül Ayın Dünyamıza en uzak olduğu tarih, 24’ü ise tekrar Ay düğümü. Bu 4 gün tarımsal faaliyetlerde bulunulmuyor. Zaten 9 Eylül bayram yapacağız. 1 ile 4 Eylül arası çıkan Ay, 5 ile 18 Eylül inen Ay, 19 ile 30 Eylül ise tekrar çıkan Ay dönemidir.
Tekrar artan nem ve güllerin mantar hastalıklarına gelirsek. Güller genel olarak yaz sonu mantar hastalıklarına neden bilinmez bir az dayanıksız oluyorlar. Sadece güller mi, yakın akrabaları olan elma armut, ayva, erik, kayısı, kiraz vb. için de aynı şeyleri söyleyebiliriz? Söz güle gelince orada insan bir duraklıyor.
Nedenine gelirseniz, bu bitki ve çiçeğinin neredeyse tüm bahçıvanların yüreğinde ayrı bir yeri olmasıdır. Bugün konu edeceğimiz kara leke hastalığını meydana getiren mantarın adı eskiden Marssonina rosae olarak bilinirdi ama şimdilerde adı Diplocarpon rosea olarak geçiyor. Her neyse fazla bilimselliğe dalmadan konuyu deşelim.

Hastalığı yapan mantarın ismini bilmesek de zımba gibi yuvarlak siyah lekeler zamanla hafifçe büyürler, yapraklar daha sonra sararır zamansızca da dökülürler. Daha sonra bitkimiz zayıflar, görüntüsü tatsızlaşır, daha da önemlisi çiçek verimi azalır.
Mikroskopik mantarların oluşturduğu bu hastalık gözle görünür duruma gelmesi için bazı koşulların ortaya çıkması gerekir. Nem, havasızlık, bitkinin yaşlanması aklımıza gelenlerden ama bir de organik maddelerden fakir topraklarda azottan fazla zengin gübrelemeler de aynı durumu körüklüyor. Doğal olarak bazı gül çeşitlerinde bu daha fazla görülüyor. Bu nedenle gül ticareti yapanlar harıl harıl mantar hastalıklarına dirençli çeşitler bulmak, hibritlemek hatta genetik yapıları ile oynayarak daha dirençli bitkiler elde etmek peşindeler.
Nasıl tanıyacağımızı zaten herkes az ya da çok biliyor. 1 ya da 1,5 cm. çapındaki siyah lekeler önce gül bitkisinin alt yapraklarında ortaya çıkıyor. Bazen siyah lekeler sarı bir çerçeve içine yerleşmiş oluyor. Hep zımba gibi lekelerden bahsediyoruz ama kenarları ufak girinti çıkıntılarla çevrilli. Anlayacağınız güllerin diğer mantar hastalıkları olan pas hastalığı ya da külleme ile karıştırmanıza pek imkan yok.

Hastalığı tanıdıysanız zaman içinde kısır daire oluşuyor. Toprağa bir önceki yıl düşmüş olan mantarlı yapraklar ilkbaharda yavaş yavaş uyanmaya başlarlar. Artan yağmurlarla ve nemle bitkinin üst bölgelerine doğru çıkar ve çoğalmaya başlarlar. Yaz boyunca hastalık bitkinin en üstüne kadar çıkar, beraberinde erken yaprak dökülmesine neden olur. Dökülen bu yaprakların üzerindeki mantar sporları daha çok çoğalmak için bir dahaki ilkbaharı beklerler. Bu nedenle önce dökülen yaprakları toplayarak yakmak en akıllıca iş olacaktır.
Hastalık ortaya çıkıp da 1 yıl bir şey yapmazsanız daha sonra önü pek alınamıyor. Yine de ümidinizi kesmeden bir şeyler denemeniz faydalı olacaktır. Önce bitkinizin yapraklarını sulamaktan vazgeçin. ilkbahar ve sonbaharda bolca kompostu gülün dibine yayın. Sodyum bikarbonat püskürtmek akla ilk gelen ilaç. 1 tatlı kaşığı sodyum bikarbonatı 1 litre suda karıştırın. Sıvının içine 1 çay kaşığı kadar da sıvının yapışkanlığını artırmak için Arap sabunu atabilirisiniz. Böylece bu sıvı ile, yaprakların ve bitkinin üzerindeki pH’ı değiştirererek mantarları rahatsız edeceksiniz.

100 gram kıyılmış sarımsak dişlerini, 1 litre suda kaynatarak, soğuduktan sonra bitkiye püskürterek iyi sonuç alanlar da var. Bunlar gibi solucan otu (Tanacetum vulgare) ya da tarla atkuyruğu (Equisetum arvense) şerbetlerinin de haftada bir püskürtmenin yararlı olduğunu söyleyenler var. Bu şerbetleri hazırlamak için 1 kg bitki (bitkiler tamamen kurutulmuş ise 100 gr. yeterli olacaktır) 10 litre suda 2 hafta bekletildikten sonra %10 kadar suda seyreltilerek püskürtülecektir.
Bütün bunları yapmaya gerek olmadan gülünüzü bol güneş alan bir bölgeye dikin. Düzenli olarak her sene budayın. Dökülen yaprakları toplayın. Her zaman mantarlara dayanıklı bitki bulamasanız da ilkbaharda bikarbonat ya da bitki şerbetleri püskürtmenizde bir engel yoktur diyelim. Çünkü sıra bu haftaki fotoğraflara geldi.
İlk fotoğrafımız kara leke hastalığını gösteriyor. İkinci fotoğrafı Op. Dr. Ender Berke yollamış. Artvin’den bir altın çilek (Physalis). Üçüncü ve dördüncü fotoğraflar ise Nil Daver tarafından Peru’da çekilmiş. Önce bir çarkıfelek diğer adıyla passiflora yemişleri, sonunda ise 4000 metre yükseklikte bile yaşayabilen kaktüsler (Austrocylindropuntia floccosa).
Keyifli Bahçeler…

