Dona Dayanmayan Bitkileri Eve Alma Vakti

Ekim ayının sonuna geldik. 29 Ekim tarihinin bizim için ne kadar önemli olduğunu lütfen unutmayalım. Hepimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz. Gün, tarih falan derken Ay takvimi takipçilerini unutmayalım. Kasım ayında 3; 17; 30 Kasım 2026 tarihleri Ay düğümü günleridir. 13 Kasım Ayın Dünyamıza en uzak, 25 Kasım 2026 tarihi ise en yakın olduğu tarihlerdir. Anlayacağınız bu 5 gün, Ay takvimi izleyicileri tarım işlerinde çalışmıyorlar.  Bunun yanında 1 ile 12 Kasım saat 10.31’e kadar inen Ay; 12 Kasım bu saatten 25 Kasım 2026 günü arasında çıkan Ay ve 26 Kasım’dan 30 Kasıma kadar inen Ay günleridir. 

Bugün size Ay hareketleri ile ilgisi olmayan başka bir eylemden bahsedeceğiz. Yaz mevsimini, dışarıda geçirmiş olan bitkilerinizi evinizin içine alırken nelere dikkat edelim? Bitki severlerin her zaman dikkat etmedikleri bir ayrıntı var. O da bitkilerin soğuğa ve kuruluğa dayanma dereceleridir. Bizim evlerde yetiştirdiğimiz özellikle büyük yapraklı bitkiler genellikle tropikal veya subtropikal iklim kuşağındandırlar. Doğal olarak kaktüsleri ve sukulentleri bundan ayrı tutuyoruz.

Genel olarak 4 derecenin altındaki sıcaklıklarda geniş yapraklı ev bitkileri ve kaktüs grubu etli bitkiler soğuktan etkilenmeye başlarlar. Yaşadığınız bölgede don oluyorsa, sevdiğiniz bitkileri kaybetmemek için hava sıcaklığı 10 dereceye gelince yavaş yavaş  bitkileri ev içine ya da korunaklı bölgelere alma zamanı gelmiş demektir. Hava sıcaklığının çok oynak olduğu yıllarda bitki hayatı ile kumar oynamamak için elimizi çabuk tutmak iyi olacaktır. Bazı cins kaktüs ve sukulentlerin soğuğa ve kuruluğa inanılmaz derecede dayanıklı olduğunu unutmayalım.

Diyelim ki evinizde balkonu cam ile kapattınız, burayı yeşil bir cennete çevirmek istiyorsunuz. Yapacağın ilk iş bitkilere dikkatlice bakmak, en ufak böcek ya da bir hastalık belirtisini tespit etmektir. İçeri almadan hafif bir duş aldırmak kış öncesi bitkilerin canlanması için iyi de olabilir. Yaprak bitleri, kırmızı ufak örümcekler ve diğer asalaklar için Arap sabunu çözeltisi ya da şimdilerde çok konuşulan neem yağı kullanmanız gerekebilir.

Çok narin bitkileri dondan korumak için birdenbire karanlık bir bölgeye çekmeden önce birkaç hafta daha ışıklı bir bölgede durmalarını sağlamak uyum açısından daha faydalı olacaktır. Bazı bitki severlerin bitkilerini içeri aldıklarında, alıştırmak için başlangıçta en az birkaç saat dışarıya çıkardıklarını fark ettik. Aslına bakarsanız ev bitkileri büyük bir çoğunlukla kışı yarı uykuda geçirseler de bir parça ışığa ihtiyaçları vardır. Bitkiyi koyduğunuz yeni yerinde hiç ışık yoksa, bu durumda yaprakların yeşil ve canlı halde kalmaları için arada bir lambaya ihtiyacınız olacaktır.

Kapalı bir bölgeye aldığınız bitkiniz, soğuk hava akımlarından korumalı, bunun yanında kalorifer gibi merkezi ısıtma araçlarından uzak tutulmalıdır. Kalorifer dilimlerinin yakınında olan bir bitki saksısı tümüyle toprağı kuruduğundan ister istemez susuzluk çekmeye başlar. Havanın nemi de az olacağından geçen haftalarda yazdığımız gibi uçlarından yavaş yavaş kurumaya başlar. Ev bitkileri, hava neminin daha yüksek olduğu banyo ve mutfak gibi bölgelerde daha rahat yaşayabilirler.

Cam ile kapalı, ısıtmasız balkonlarda ise bitkiye verilen su miktarı azaltılmalıdır. Tersi durumlarda saksı toprağı balçık gibi bir duruma gelebilir. Yukarıda da söylediğimiz gibi zaten bitkilerin çoğunun kışın yarı uyku dururmuna geçtiğini ve su ihtiyaçlarının azaldığını tekrar hatırlatalım. Balçık gibi toprakta birçok bitki kökünün çürüyebileceğini de aklımızda tutalım. Kışın ısıtılmayan camekanlarda sukulent ve kaktüslerin ancak susuzluktan buruşma izleri görününce sulamanmalarında fayda vardır.

Hava sıcaklığı ile bitkiye verilen su miktarı arasında önemli bir ilişki vardır. Su derken havanın nemini de buna katabiliriz. Yoksa bitkilerin yaprak sağlıkları tehlikeye girer. Güneş enerjisi panelleri gibi yapraklar da bitkiye enerji sağlayarak nişasta üretimine ve bitkinin yaşamsal işlevlerini yerine getirmesini sağlar.

Bugün yaprakları merkeze alarak konuştuk. Bu nedenle fotoğraflara oya ağacının kızaran yaprakları ile başlayalım dedik. O gün bir de baktık Okşan kardeşimiz çatlaklar arasında yeşererek çiçek açmış bir horozibiği çiçeğini fotoğraflamış, sağolsun. Bu arada Galatasaray’lı arkadaşlarımız bir kaçamak yapıp Japonya’ya kadar uzanmışlar. Bir yığın da fotoğraf çekmişler. Dr. Gökhan Ünal siyah bambu ormanından tek fotoğrafla bu hafta konuğumuz oluyor.

Son fotoğrafımız ise yine Japonya gezintisinden, Dr. Abdurrahman Yaycı pembe renkli tahıl ailesinden “Muhlenbergia”lar ile sayfamıza konuk oluyor. Muhlenbergia bitkisi, Hollandalı peyzaj mimarı Piet Oudolf’un en sevdiği bitkilerdendir. Rüzgarda salınan tahıllar, içlerinde bulundukları bahçeye hareketlilik sağlamak için kullanılabilirler.

Keyifli bahçeler…

Oğuzhan Daver

Diğer Yazarlar