Kuraklık, orman yangınlarını tetikliyor

EBSO ve Ege Orman Vakfı iş birliğiyle Dünya Çevre Günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında ‘Orman Yangınlarına Bakış’ temalı konferans düzenlendi


2021 yılında yaşanan orman yangınlarının yarattığı tahribata dikkat çekilen konferansta, artan sıcaklık ve kuraklığın orman yangınlarının artmasına ve yangınların daha hızlı yayılmasına zemin hazırladığı vurgulandı

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve Ege Orman Vakfı iş birliğiyle Dünya Çevre Günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Orman Yangınlarına Bakış’ temalı konferans, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansta, iş dünyası temsilcileri, akademisyenler ve alanında uzman isimler yaz aylarının gelmesiyle tehlike arz eden orman yangınlarına farkındalık oluşturdu. Özellikle 2021 yılında yaşanan orman yangınlarının yarattığı tahribata dikkat çekilen konferansta, artan sıcaklık ve kuraklığın orman yangınlarının artmasına ve yangınların daha hızlı yayılmasına zemin hazırladığı vurgulandı.


“Ormanlık alanların artırılmasıyla ilgili çaba göstermeliyiz”

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Sürekli yangınlar oluyor. Biz bu yangınları ancak olduğunda vehametini anlıyoruz. Yangınların yüzde 98’inin insan kaynaklı olduğu bir ortamda yangın tabi ki olacak bunu engelleme imkanımız yok. Yeni yangınların olmaması için, ormanın sayısının artması için ülkemizdeki yüzde 56’lık orman alanlarının yüzde 60-65 seviyelerine çıkabilmesi için çaba gösteren vakıf ve kurumlar var. Dünya Ekonomik Forumu’nda her sene süren küresel risklerde son yıllarda iklim değişikliği ekstrem hava olayları ilk üçün içine girdi. Son yıllarda dünya genelinde şahit olduğumuz ülkemizde yaşadığımız seller ve yangınlar gibi afetlerde bu tehlikenin ayak sesleri olarak değerlendirilebilir. Bu tehlikeyi en aza indirmek için ormanlık alanlarımızın artırılmasıyla ilgili çaba göstermek durumundayız. Bunu yapan bugüne kadar TEMA ve Ege Orman Vakfı gibi kurumlar var. Ama biz vatandaşların da STK’lara destek olarak ağaç ve fidan dikip mutlaka katkı sağlamak mecburiyetindeyiz. İzmir’in orman yangınlarında ilk 10 bölge arasında olması yanan her ağaç yok olan her canlı ekosistemin sağlıklı işlemesi açısından son derece kritik” dedi.


“Isınma, önümüzdeki 100 yılda çok daha fazla artacak”

Ege Orman Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Cem Bakioğlu ise “Bizim bugüne kadar ormanlarla ilgili mücadelemizin asli nedeni susuzluk, kuraklık. Ekosistemden ve karbon salınımından bahsedildi. Bugün ozon tabakasının zarar görmesiyle direkt ışınların altında kalan dünyamız maalesef günden güne ısınıyor. 1900’lü 2020 yılları arasında 1.1 derece ısınma var. Bu ısınma önümüzdeki 100 yılda çok daha fazla artacak. 2 dereceye yakın düşünülüyor. Türkiye’de yağış dağılımı çok değişik. Konya bölgesinde ortalama yağış 574 milimetre, Konya havzasına baktığımızda 200 milimetre ama Doğu Karadeniz’e baktığımızda bin 500 milimetre yağış alıyor. Bu farklılıklarda geleceğin ne kadar hızla artacağını gösteriyor. Bu yıl bariz bir şekilde ısınmayı gördünüz. Ege ve Akdeniz Bölge’sinde sıcaklık 4-7 derece bu yaza mahsus artacak. Bu aynı zamanda Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da 2 derece artışı göreceğiz. Ormansızlaşan bir ülkede yağmuru çekemeyeceğimiz için önemli olan kuraklığın yaşanmaması” ifadelerinde bulundu.


“Orman yangınları küresel ısınmayı tetikliyor”

Ege Orman Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Vekili Enver Bakioğlu, Avrupa Birliği Kopernikus Atmosfer İzleme Servisi’ne göre, 2023’te dünya çapındaki orman yangınlarının sebep olduğu emisyon miktarının 8 milyar ton karbondioksit salınımına eş değer olduğunu belirterek “Bu miktarın yüzde 20’si Kanada yangınlarından oluşuyor. Bu miktar Türkiye’nin 2021 emisyonlarının yaklaşık 14 kat. Türkiye 2021 emisyonları 564 milyon ton karbondioksit civarında gerçekleşti. Ülkemiz ormanlarının yüzde 57’si yangın riski yüksek alanlarda yer alıyor. Güneyde Osmaniye’den, güneybatıda Muğla’ya İzmir’den Balıkesir’e değin uzanan bin 600 km uzunluğundaki ülkemiz ormanlarının yüzde 60’ı olan 12.6 milyon hektarlık alan yangına çok hassas bölgelerde yer alıyor. İzmir ve Muğla Orman Bölge Müdürlükleri sınırlarındaki alanlar ise birinci derece hassas bölgelerde yer alıyor” dedi.


“Her yıl ortalama 24 bin hektar ormanımızı kaybediyoruz”

Yangın sebebi ile tahrip olan orman alanlarının, insan kaynaklı yangınların toplam yangın alanlarına oranı yaklaşık yüzde 98 olduğunu söyleyen Bakioğlu, şunları söyledi: “Toplam gerçekleşen yangınlarının sebeplerin içerisinde insan faktörü yüzde 98’le birinci sırada yer alıyor. Resmi verilere göre, insan kaynaklı yangınlar sebebiyle tahrip olan orman alanlarının sebep dağıtımları yüzde 40 ile piknik ateşi, çoban ateşi, sigara, anız yapma gibi ihmaller; yüzde 35’i faili meçhul ki bu faili meçhuller de insan kaynaklı sınıfında öngörülüyor. Yüzde 23’ü ise kasıt sebepleriyle gerçekleştiği görülüyor. Toplam sebeplerin sadece yüzde 2’si doğal sebeplerle çıkmış. Doğal sebeplerin başında da yıldırım geliyor. Orman yangınları sonucunda yaşam döngüsünde görülen kırılma nedeniyle, ormanları sunduğu toprak kuruma, biyoloji çeşitlilik, karbon depolama, oksijen üretme, temiz su üretimi, iklim düzenleme, dengeleme, yaban hayatını barındırma gibi yaşamsal ekosistem hizmetleriyle en az 35 yıl telafisi olmayacak, çok boyutlu, çok büyük kayıplar yaşanıyor. Türkiye’de 2021 yılı orman yangınları konusunda Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketli olarak maalesef tarihe geçti. Yaklaşık 2 bin 793 adet yangın sonucunda 140 bin hektarlık orman alanımızı kaybettik. Son 10 verilene baktığımızda yılda ortalama 2 bin 931 adet orman yangınında her yıl ortalama 24 bin hektar ormanımızı kaybediyoruz.”


“Doğayı düşünmeden yaşama lüksümüz yok”

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, dünyanın 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlığı yoğun şekilde tehdit eden çevre sorunları ile mücadele ettiğini söyleyerek, “Dünyayı 100 trilyon doların üzerine taşıyan büyüme yolculuğu, getirdiği refahın yanında, pek çok ekosistem sorununa da yol açtı. Geldiğimiz noktada dünyanın önemli bir kısmı, doğa ile yeniden barışmanın yollarını arıyor. Ne yazık ki kaynakları sınırsızmış gibi tüketilen yeryüzünde bu çok da kolay olmayacak. Fosil yakıtların kontrolsüzce kullanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel çapta yaygınlaşmaması nedeniyle birbiriyle paralel karşımıza çıkan, küresel ısınma, iklim değişikliği ve karbon emisyonu tüm dünya için önlem alınması kaçınılmaz problemler. Bundan sonraki süreçte doğayı düşünmeden yaşama lüksümüz yok” dedi.

Ormanları ve tarım arazilerini korumanın bu ülke için beka meselesi olduğunu vurgulayan Kestelli, “Kayıplarımız bütün çabalara rağmen azımsanmayacak ölçüde. Yarattığı tahribat ve duygusal sarsıntı da tahminimizden büyük oluyor. Orman yangınlarının önlenmesinde bilincin artırılmasına yönelik, birbirinden kıymetli, alanında uzman isimler birazdan bizlerle hayati bilgiler paylaşacaklar. Dinlediklerimizi elimizden geldiğince yakın çevremize aktarmak, kurumlarımızda önlemler almak, farkındalık yaratabilmek adına faydalı olacak” diye konuştu.


“İzmir’deki orman alanı 475 bin hektarın üzerinde”

İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, “İklim kriziyle, mücadeleye kesintisiz devam etmeliyiz. İklim bilimciler uzun zamandır ormanların yangınlara karşı daha kırılgan hale geldiğini anlatıyor ve uyarılarda bulunuyorlardı. Ortalama sıcaklıklardaki artışlar, havadaki nem oranın düşmesi, sıklığı ve şiddeti artan sıcak dalgaları maalesef yaz aylarını orman yangınları için uygun koşulları sağlıyor. 28 Temmuz 2021’de başlayıp iki hafta boyunca devam eden orman yangınları Ege ve Akdeniz Bölgelerindeki yaşam kaynaklarımızı yok etti. Cumhuriyet döneminin en büyük orman yangını olarak, tarihe geçen yangınları, uzun süre çaresizlik içinde izlemek zorunda kaldık. Yaşanan orman yangınları sonucunda zarar görmüş olan ekosistemlerin ivedilikle onarılması büyük önem taşıyor. Bugün İzmir’deki orman alanı 475 bin hektarın üzerinde” dedi.

Yangınları en kısa sürede tespit edilmesi ve kısa mücadeleyle kontrol altına alınmasının oldukça önemli olduğunu söyleyen Özpoyraz, “Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın aldığı tedbir ve önlemlerle yangına ilk müdahale süresinin 40 dakikadan 11 dakikaya düşürülmesini de son derece sevindirici buluyoruz. Orman yangınlarının küresel bir sorun olması nedeniyle uluslararası iş birliği gerekiyor. Halkımızın da orman yangınları konusundaki farkındalığın ve eğitim ve etkinlikler ile artırılması gerekiyor. Bu doğrultuda orman yangınlarının etkilerini ve nasıl önlemler alınabileceğine düzenli olarak anlatılması ve kamu spotlarının artırılması faydalı olacaktır” diye konuştu.


“Yangınlarla mücadele şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor”

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ise “İklim değişikliği insanların başlatmış olduğu yangınların kısa sürede çok geniş alanlara yayılmasına sebep oluyor. Daha sıcak, kurak yağışların azaldığı bir ortamda 250 santigrat derecede tutuşacak bir materyal insanların bilerek bilmeyerek kasıtlı ihmalle başlattığı bir kıvılcım yüzde 30-40 neme sahip bir kuru otu tutuşturmayacakken ya da tutuştursa da büyümeyecekken kuruduğu ve nemi azaldığı için kısa sürede yangına dönüşebiliyor. Sorun burada değişen koşullarda. Dünya ve iklim koşulları değişti. Yangınlara yaklaşımımızı ve yangınlarla mücadele şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. 2021 yılı çok kurak bir dönemdi. Yaprak su dengesini sağlayabilmek için yapraklar da azalıyor ve kuruyor. Canlı ağaçların dahi su içeriği azalıyor. İklim değişikliği aslında yanıcı madde yükünü de artırıyor. Bu koşullarda başlayan yangın canlı ağaçlarda su içeriği azaldığı için kısa sürede yangının büyümesine sebep oluyor” ifadelerinde bulundu.

Türkiye’de orman yangınlarının 3’te 2’sinin 700 metrenin altındaki alanlarda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tolunay, “Çünkü denizden yükseldikçe hava soğur. Her 100 metrede yarım derece sıcaklık düşer. Kızılçam da buna uyum sağlamış bir türdür. 700-800 metrenin üzerine çıktığınız zaman ağaç türü değişmeye başlar. Örneğin Karaçam’a döner. Kızılçam yangın sonrası kendini çabuk toparlar. Ancak Karaçam ormanları yanarsa işimiz o zaman zor. İklim değişikliğine bağlı olarak yangını bilmeyen buna uyum sağlamamış türlerde de yangınlar olabilir. Buna da dikkat etmemiz gerekiyor” dedi.


“Toprak kaybı, erozyon ve taşkınlara karşı önlemler alınmalı”

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kavgacı ise yangını iyi tanımak gerektiğini söyleyerek, “Yangın ekolojik bir olay. İnsan yokken de bu dünya yanıyordu. Üzerinde bitki örtüsü olan her ekosistem yanma potansiyeline sahiptir. Akdeniz ülkesiyiz ve dünya üzerinde bizim gibi dört tane daha Akdeniz coğrafyası var. Her yıl yangınlar olur ve binlerce hektar orman alanı yanar. Ancak ülkemizde yangına uyumlu bir toplum yangına uyumlu bir orman yapısı ve peyzaj oluşturmazsak yanarız. Akdeniz coğrafyasıyız ve eğer bu coğrafyada yaşıyorsanız yangınla yaşamayı öğrenmeniz gerekiyor. Yangın yönetimini doğru bir noktadan doğru bir şekilde yapmak gerekiyor. Bu ekosistem insan olmadan da yanıyordu ve insan Yaklaşık 15 bin yıldır bizim coğrafyamızda Akdeniz iklimi egemen” dedi. Prof. Dr. Kavgacı, yangın sonrası doğru bir restorasyon planlanması yapılması gerektiğini söyleyerek, “Üretim ve pazarlama ekolojik ve biyolojik desteklemeli, yıkıma neden olmamalı. Toprak kaybı, erozyon ve taşkınlara karşı önlemler alınmalı” sözlerine yer verdi.


“İklim değişmeden biz değişeceğiz”

Orman Yangınlarıyla Mücadele Daire Başkan Yardımcısı İlhami Aydın da “2100 yılına doğru dünyada bazı değişiklikler kaçınılmaz görünüyor. Biz de “İklim değişmeden biz değişeceğiz” diyerek kendimizi ona göre yeniledik. Dünyada son yıllarda yanan alan miktarı 82 milyon hektar. Bu dünya çapında bir hektar. Ülkemizde ise Türkiye dünyada orman varlığını artırabilen ender ülkelerden bir tanesi.  Bütün bu teşkilatın görünmeyen kahramanları her şeye rağmen yangınlarda kaybettiğimiz alanın çok daha fazlasını yerine getirmeye çalışıyor. 2035 yılından itibaren Gümüşhane’den başlayıp Kirkit Vadisi’nde de büyük yangınların çıkabileceğini öngörüyoruz ve tedbirlerimizi ona göre alıyoruz. Son yıllarda bütün yangınların kayıtlarını tutuyoruz. Bugüne kadar Türkiye’de yılbaşından bu tarafa 676 tane yangın olmuş. 2021 yangınları bizim için milattır. Ülke olarak bu kadar büyük yangınları hiç yaşamamıştık” dedi.

Çevreye duyarlı 6 sanayi tesisi ödüllendirildi
Konferansın ardından EBSO tarafından hem farkındalık oluşturmak hem de çevreye duyarlı sanayi tesislerini ödüllendirmek amacıyla düzenlenen ‘Ege Bölgesi Sanayi Odası Çevre Ödül Töreni’ gerçekleştirildi. 2023 yılı Çevre Ödülleri’nin firma temsilcilerine takdim edildiği törende çevre koruma çalışmalarıyla öne çıkan 6 firma 2 kategoride ödüllendirildi. Kobi Ölçekli Sanayi Tesisi Grubu’nda birinciliğe Batı Beton Anonim Şirketi Gaziemir Hazır Beton Tesisi Şubesi layık görüldü. Birim Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ikinci olurken, Form Endüstri Tesisleri Sanayi Anonim Şirketi İzmir Şubesi ise üçüncü oldu. Büyük Ölçekli Sanayi Kuruluşu Tesisi Grubu’nda ise Ege Profil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi birinci sırada yer aldı. Kale Pratt & Whitney Uçak Motor Sanayi Anonim Şirketi ikinciliğe layık görülürken, Uysal Makina Sanayi İthalat İhracat ve Ticaret Anonim Şirketi Uysal 2 Şubesi de üçüncü oldu.
İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM