2025 yılı, konut sektörü için toparlanma ve hareketlenme yılı olarak öne çıkıyor. Faiz oranlarındaki düşüş ve artan satışlar sektörde iyimser bir tablo ortaya koyuyor. Ancak, ekonomik belirsizlikler ve kredi erişimindeki zorluklar, piyasada öngörülebilirliği azaltıyor. Bir süredir ötelenen konut ihtiyacına dikkat çeken sektör temsilcileri, ev sahibi olmak isteyenlerin banka kredi faizlerinin düşmesini beklediklerini vurguluyor. Yılbaşından beri yükselme trendinde olan konut satışlarının yaz aylarıyla daha da artmasını beklediklerini dile getiren temsilciler, ekonomideki gidişatın sürdürülebilir ve öngörülebilir olması gerektiğine dikkat çekiyor.
Öncü: Yatırımcı krediye ulaşmakta zorlanıyor
Sirius Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Barış Öncü, “Sirius Yapı olarak satışlarımız genel itibariyle hız kesmedi. Bunda kendi inisiyatifimizle oluşturduğumuz 24 ay vadeli faizsiz ödeme imkânı sunmamızın da etkisi büyük oldu. Şu anda kooperatifleşme sisteminin sektör için daha sürdürülebilir bir model olduğunu düşünüyorum. Konut satın almak isteyenlerin elini rahatlatacağı ve daha öngörülebilir bir sistem. İş birliği içinde olduğumuz yapı kooperatiflerinde piyasaya göre daha uygun koşullarla konut arzı yapıyoruz. Artan dövizle birlikte inşaat girdi maliyetlerinde de son dönemde yüzde 10’a varan artış yaşadık. Sektör olarak önümüzü net göremesek de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Konut almak isteyen yatırımcılar krediye ulaşmakta zorlanıyor ve daha temkinli hareket ediyor. Bu konuda sektörün daha çok desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Tanyer: Yeterince konut üretilmiyor
Tanyer Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Tanyer, “Tüm dünyada ekonomide zaman zaman dalgalanmalar olabiliyor. Bu dalgalanmaların geçici olduğunu bilerek hareket etmek lazım. Enflasyon hedeflerinin korunması, sıkı para politikalarının devam etmesi de çok önemli. Pandemiden itibaren yapı tarafında yeterince konut üretilmiyor. Talep ise hala geçerliliğini koruyor. Şu anda yeni başlayan, yapımı devam eden projeler herkes için önem taşıyor ve kıymetli. İnsanlar konut yatırımını güvenli liman olarak görüyor. İzmir bana göre Türkiye’nin parlayan yıldızı. Yaşam biçimi, iklimi, ulaşım kolaylığı ve tatil merkezlerine olan yakınlığı nedeniyle nitelikli göç almaya devam ediyor. Konut alanında yapılacak çok iş var” diye konuştu.
Okay: Rekabet arttı, fiyatlar sabit kaldı
FCTU Yönetim Kurulu Başkanı Gülçin Okay, “Konut satışlarında yaşanan düşüş stoktaki konut adetlerini de artırıyor. Fiyatlar da bu nedenle yatay seyir izliyor. Yatırımcılar hem kullanım hem de yatırım için ev araştırmaya devam ediyor. İnsanlar kredi faizlerinin düşmesini bekliyor. Rekabet arttı, fiyatlar sabit kaldı. Ev almak isteyenler artık kendilerine en uygun olanını daha rahat seçiyor. En uygun fiyatlı ve gelecekte prim yapacağına inandığına yöneliyor. Alıcılar hem oturmak hem de yatırım için 5-6 milyon bandına kadar araştırma yapıyor. Bu rakamların üstüne çıkabilmeleri için kredi faizlerinin düşmesi lazım. Geliri belirli olan insanlar bu rakamlara sıkışmış durumda. Bankalardan kredi almak zorlaştı. İnsanların ekonomik nedenlerle kredibilitesi de düştü. Aslında konuta alım talebi ve ihtiyacı çok fazla. Kredi oranları makul seviyelere düşürülürse konut satışları da patlar. Ancak mülk sahipleri bu talep nedeniyle piyasanın satın alma gücünün üstünde fiyat belirlerse bu gayrimenkuller yine satılmaz” ifadelerinde bulundu.
Altunhan: Nitelikli projeler yapılması şart
Turkmall Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Altunhan, “İzmir’de yapı stoğunun yenilenmesi ve yeni arsa üretebilmek için kentsel dönüşüme büyük ihtiyaç duyuluyor. Bizim amacımız modern ve depreme dayanıklı konutlarla insanlara sağlıklı, güvenli konutlar sunabilmek. Türkiye’nin özel sektör eliyle gerçekleştirilen ve alan bazlı en büyük kentsel dönüşüm projesi unvanını taşıyan Forum Göztepe’nin ardından şimdi de Cumhuriyet Mahallesi’nde Novada Park Karşıyaka ile ikinci büyük dönüşüm projesini yaşama geçiriyoruz. İzmir’de kentsel dönüşüm alanında yapılacak çok iş var. Çünkü İzmir aktif fay hatlarının üzerinde ve deprem riski taşıyan bir şehir. Bunun yanı sıra kentin yapı stoğu da yaşlı. İzmir’in yüzde 80 oranında dönüşmesi gerekiyor. Özellikle kent merkezinde bu sağlıksız konut stoğu daha çok dikkat çekiyor. Yeni ve sağlıklı konutların inşa edilmesi, günün ihtiyacına cevap verecek nitelikli projeler yapılması şart. Asıl işimiz yaşam alanları yaratmak. İzmir ve Ege’de yeni kentsel dönüşüm, konut ve karma projelerdeki yatırımlara devam edeceğiz” dedi.
Yücesoy: Fiyatlar şu anda yatay seyrediyor
Yücesoy Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı Cem Yücesoy, “Konut fiyatları katlanan girdi maliyetleri dikkate alındığında düşük seviyede kaldı. Ancak sabit gelirliler de konuta ulaşmada finansman zorlukları yaşıyor, yani konutlar alım güçlerine göre pahalı hale geldi. İnşaat ve arsa maliyetleri yüksek olduğu halde konut fiyatları yatay devam ediyor. Bu nedenle konut almak isteyenlerin acele etmeleri gerekir. Artan girdi maliyetleri konut fiyatlarına halen yansıtılmadı. Yapı firmaları konutlarını aslında değerinin altında satıyor. Bu nedenle yıl sonuna kadar mevcut rakamların iki katına çıkabileceğini düşünüyorum. Bugün bir yandan maliyetleri, kişilerin gelir dağılımını ve ödeme koşullarını değerlendirdiğimizde konut almanın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Diğer yandan üreticilerinin yüksek maliyetleri ve düşük karlılığı hesaplandığında da konutların bu kadar ucuza satıldığı bir dönem görmedim. İki yıldır yüksek faiz politikası vardı. Aslında faizin yüksekliği talebi de düşürdüğü için konut almak isteyenlere bir anlamda avantaj sağlıyor. Faiz politikası konut fiyatlarını törpüledi ama inşaat maliyetlerini düşürmedi. Maliyetlerin yüksekliği ve talep olmaması gibi nedenlerle lüks konut dışında reel anlamda düzenli bir üretim yok. Fiyatlar şu anda yatay seyrediyor. Eylül ayına kadar da alım avantajı olan bir dönemdeyiz.

Kaya: Konut stoklarını maliyetlerine satıyoruz
Erkaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Kaya, “Nüfus artışı, evlilikler ve tayinler gibi nedenlerle konuta olan talep devam ediyor. Son dönemde, evlilik yapacak gençler için paketler açıklandı. Şu anda konut piyasası tam anlamıyla hareketlenmiş değil. İnsanlar finansa ulaşmakta zorlanıyor, daha uygun uzun vadeli geri ödeme koşulları istiyor. Bankalardaki faiz artışı nedeniyle İnsanlar birikimlerini bankalarda değerlendirmeyi seçti. Bu nakit paralar ekonominin çarklarına girmediği için fayda sağlamıyor. Yapı firmaları olarak elimizdeki konut stoklarını neredeyse maliyetlerine satıyoruz. Bu durum sürdürülebilir değil. Mutlaka faizlerin düşürülmesi ve yeni kredi imkânlarını sunulması gerekiyor. Satışların düşmesi nedeniyle konut fiyatları da bir süredir sabit durumda. İnsanlar fiyatlar daha da artmadan konut almak istiyor. Bu nedenle imkânı olanlar şimdi konut satın almalı” diye belirtti.
Durmuş: Yurtdışına ilgi giderek artıyor
Coordinat Yapı Kurucu Ortağı Onur Durmuş, “Son yıllarda Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkul piyasalarına olan ilgisi belirgin artış gösterdi. Türk yatırımcılar artık sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp, yurtdışında da fırsatları değerlendiriyorlar. Almanya, ekonomik istikrarı ve yüksek yaşam standartlarıyla öne çıkıyor. Bu nedenle yurtdışına yönelik kurduğumuz Coordinat Construction GMBH firmamızla Almanya’nın Duisburg kentinde yeni bir projenin yapımını sürdürüyoruz. 38 daire ve iki ticari birimden oluşan Coordinat West’i bu yılın son çeyreğinde tamamlamayı planlıyoruz. Projemize Türkiye’den gelen yoğun ilgi bu trendin en somut göstergesi oldu. İzmir hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için cazip bir pazar olmaya devam ediyor. Coordinat Bornova projemizin başarısı da bunun bir kanıtı. Genç müteahhitlerin yatırım yaparken sadece bugünü değil, geleceği de düşünmeleri gerekiyor. Sürdürülebilir ve yenilikçi projelerle hem yurtiçinde hem de yurtdışında başarılı olmak mümkün” dedi.
Tozburun: Zemin mühendisliğinin önemi artıyor
Konut sektörü için kentsel dönüşüm çalışmaları da önem taşıyan konular arasında. Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, son yıllarda konut ve ticari alanlar konusunda birçok yeni yatırım yapılan İzmir’de, zemin mühendisliği alanında büyük iş potansiyeli bulunduğunu söyledi. Tozburun, İzmir’in nitelikli göç aldığını ve artan nüfusla birlikte özellikle kent merkezinde çok katlı rezidansların birbiri ardına yükseldiğini belirtti.
Deprem tehdidine karşı, zemin mühendisliğinin önemine dikkat çeken Tozburun, “Deprem ülkenin en öncelikli sorunlarının başında geliyor. Zemin iyileştirmeleri binanın toplam maliyetinin yüzde 20-30’unu oluşturuyor. Eğer gerektiği şekilde yapılırsa geri kalan yüzde 70’lik kısmın maliyetini de korumuş oluyor. Milyonlarca TL’lik bir binanın zeminine gereken önem verilmezse o bina depreme ve diğer etkilere karşı daha dayanıksız oluyor. Zemin iyileştirme çalışmaları binaların ömrünü uzatıyor ve projeye değer katıyor. Bu nedenle profesyonel yapı firmaları zemin iyileştirme çalışmalarına özel önem gösteriyor. İstanbul, Türkiye’nin finans merkezi. Bütün büyük firma ve bankalar orada bulunuyor. Olası bir depremde ülke olarak maddi ve manevi anlamda çok büyük kayıplar verebiliriz. İzmir, birinci derecede deprem bölgesi üzerinde yer alan bir kent olarak risk altında. Bu konuda vatandaşların bilinçlenmesi yerel yönetimler ve hükümet olarak acil adımlar atılmalı. Kentsel dönüşümle birlikte yaşlı ve depreme dayanıksız konut stoğunun bir an önce ada bazlı olarak dönüştürülmesi gerek” dedi.