Tesla CEO’su Elon Musk, perşembe günü yapılan genel kurul toplantısında tarihin en büyük kurumsal maaş paketi hissedarlardan onay aldı. Yatırımcıların %75’ten fazlası, Musk’ın Tesla’yı yapay zeka ve robotik odaklı bir teknoloji devine dönüşme vizyonuna destek verdi.
Oysa bir gün öncesine kadar öne çıkan muhtelif görüşlerden Lipton: “Elon Musk mitolojisi,Tesla hissedarlarının ona olan bağlılığının devam ettiği algısına dayanıyor”. demiş, Denholm geçen hafta yazdığı bir mektupta hissedarları, ödeme planını reddetmeleri halinde Musk’ın Tesla’dan tamamen ayrılabileceği konusunda uyarmış ve “yönetici pozisyonundan vazgeçmesi ve Tesla’nın zamanını, yeteneğini ve vizyonunu kaybetmesi riskiyle karşı karşıyayız.” uyarısı vardı.
Musk’ın destekçileri için istifa tehdidinde bulunmak normal bir müzakere yöntemi olduğu kanısı zaten mevcut. Ancak London Business School’da şirket yönetim kurulları üzerine çalışmalar yapan profesör Randall Peterson, tek bir yöneticiye bağımlılığın kırmızı bayrak olması gerektiğini söyleyerek, “Mezarlıklar vazgeçilmez adamlarla dolu.” dedi.
Austin, Teksas’taki Tesla fabrikasında düzenlenen toplantıda dans eden robotların sahne aldığı bir sunum yapan Musk, coşkulu alkışlarla karşılandı. Dünyanın en zengin insanı olan Musk, yeni maaş planı kapsamında önünüzdeki 10 yıl içinde 1trilyon dolara kadar hisse kazanabilecek. Bu oylama, Tesla’nın uzun vadeli değerlendirmesi açısından kritik görülüyor. Şirketin geleceği Musk’ın kendi kendine giden araçlar üretme, ABD genelinde robotaksi ağı kurma ve insansı robotları ticarileştirme hedeflerine dayanıyor.
20.asırda diplomasi ve bürokrasinin hayli öne çıktığı dönem hüküm sürdü. Modern dünyada yaşanan sermaye birikimi varlığını devlete borçlu olmayan ekonominin güçlerini açığa çıkardı. Yakın zamana kadar ekonomi elitleri; finansçılar, girişimciler, büyük şirketlerin yöneticileri, sağ-sol, ılımlı, liberal demokratik ilkelere bağlı hatta zaman zaman sosyal kaygılarla dengelenmiş biçimde ülkelerini yöneten teknokratlar veya onlara imrenenlerden oluşan siyasi bir sınıfa güveniyorlardı. Davos Uzlaşısı denilen bu düzen değişimdedir.
Yeni teknoloji elitleri, yani bu dünyanın Musk’ları, Zuckenberg’leri, Cook’ları ve Altman’ları çok farklı yerdedir. Onların yaşam felsefesi, mevcut düzenin yetkin bir şekilde yönetilmesini değil, aksine, her şeyi yok etmek için kontrol edilemez bir arzuya dayanmaktadır. Elon Musk ve benzerlerinin çıkışlarını dolar milyarderlerinin tuhaflıkları olarak düşünenler büyük hata yapıyorlar. Donald Trump’ın yeniden seçilmesi bir dönüm noktası oldu. Çünkü hayli bir zamandır teknoloji devleri harekete geçmek için hazırdılar.
Sosyolog Emile Durkheim’a göre kollektif bilincin üzerinde temellendiği ahlaki uzlaşı veya toplumsal ahlak din ile oldukça bağlantılıdır. Ona göre din toplumsal dayanışma üreten en önemli toplumsal olgulardan biridir. Buna göre dinin kaynağı topluluğun kutsal olan ile olmayan arasında yaptığı ayrımdan kaynaklanmaktadır. Sosyal hayatı mümkün kılan, bireylere rehberlik eden bu kollektif nitelikteki merkezi değer sisteminin ani toplumsal değişmelere bağlı olarak daha da zayıflaması durumunda ise adına ‘anomi’ dediği tehlikeli bir olgunun gelişmesinden söz eder.
Anomi, kuralsızlık ya da toplumun temel değerlerinde belirsizlik anlamına gelen bir olgudur. Gelecek kontrolü ve ihtiyaç duyduğu araçlar önemlidir fakat önce “insan sonrasını”(post-human)anlamak gerekiyor. Çünkü insan’a düşmandır. İnsanın biyolojik, zihinsel veya toplumsal sınırlarını aşmış bir varlığı ya da- buradaki anlamıyla-dönemi ifade eder bu deyim. Felsefe, teknoloji, biyo-teknoloji ve ‘yapay zeka’ tartışmalarında kullanılır kavram olarak. Lakin özü şudur; insanın artık merkezde olmadığı bir düşünce biçimidir.