Türkiye, çevresinde yer alan enerji merkezlerine alternatif bir enerji köprüsü gücü olacak. Karadeniz’de keşfedilen 710 milyar metreküplük doğal gaz ise ülkeyi enerji ihracatçısı konumuna taşıdı. Yapılan boru gazı ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) iş birlikleri ile Türkiye, enerji transferinde köprü görevi görmeye başladı.
Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin yayını Ekonom Dergisi’nin 71. sayısında yer alan Barış Şimşek’in haberine göre Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) önümüzdeki yıl itibariyle elektrik üretecek olması, Sinop ve Trakya’da iki yeni NGS için görüşmelerin sürmesi, küçük modüler reaktörlerin geliştirilmesi için ABD ile varılan mutabakat Türkiye’yi bu alanda da küresel oyuncular ligine taşıdı. Ülkenin karbon nötr hedefleri kapsamında yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlara ise bu yıl 2 bin megavat güneş ve rüzgâr enerjisi daha eklenecek.
Enerji ithalatına 65 milyon dolar
Şimşek, haberinde Türkiye’nin coğrafi koşullar sebebiyle petrol ve doğal gaz üretemediğini bunun da ithalatı artırdığını paylaştı. Buna göre 2024 yılında enerji ithalatına ödenen miktarın 65 milyar dolara ulaştığını söyledi. Şırnak’ın Gabar Bölgesi’nde yapılan petrol keşfinin ve Karadeniz’de yapılan doğal gaz keşfinin ülkenin ihtiyacının küçük bir kısmının karşılanacağının bilinmesine rağmen Türkiye gibi enerji fakiri bir ülke için gelecek vaat etmesi açısından önem taşıyor.

Avrupa, Putin’in fikri olduğu düşüncesinde
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, 20 Ekim 2025 tarihinde aldıkları bir kararla Rusya’dan doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatının 2028 yılı başında tamamen sonlandırılmasına hükmetti. Bu karar Rusya’nın fazla gazını dünya piyasalarına satamayacak olması nedeniyle bölge için kritik bir önem taşırken, Türkiye’nin ise bölgedeki doğal gaz merkezi olma hedefine hizmet edecek cinste. Avrupa’nın güvenilir tedarik sisteminin merkezinde konumlanan Türkiye, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın “Turksih Blend-Türk harmanı” yaklaşımıyla bölgede dengeleri doğal gaz ve LNG özelinde yeniden kurmaya hazırlanıyor. Türkiye bu yöntemle Karadeniz gazı, İran, Rusya, Azerbaycan, Türkmenistan gibi farklı kaynaklardan gelen boru gazları ve ABD başta olmak üzere çok sayıda ülkeden gelecek sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) birlikte karıştırarak bir tedarik portföyüne dönüştürecek. Bu portföy ülke içerisinde tüketim için kullanılacağı gibi gazın fazlası ihraç edilebilecek. Avrupalı bazı kaynaklar bu duruma “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ambargoyu Türkiye üzerinden delecek” yaklaşımıyla karşı çıkarken, Türkiye ise burada ithal edeceği gazı karıştırarak satacak olması nedeniyle artık Rus gazı denemeyeceğini savunuyor.
Uzun dönemli kontratlar sona eriyor
Türkiye’nin enerji tablosunu köklü biçimde değiştirecek gelişme ise 2025–2026 döneminde yaşanacak. Hali hazırdaki sözleşmelerin bitmesiyle Türkiye, 31 milyar metreküpün üzerinde boru gazı kontratını yenileme imkânı bulacak. Bu miktar Türkiye’nin toplam tüketimin yaklaşık yüzde 60’ına denk gelirken, AB’nin Rusya’ya ilişkin son kararı, üretim fazlası Rus gazının Türkiye tarafından satın alınması sürecinde elini güçlendirecek. Türkiye aldığı gazı satarak aracılıktan da para kazanır hale gelecek. Avrupa’ya ihracat Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’nın (TANAP) devamı Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) ve Batı Hattı üzerinden yapılabilirken, Türkiye burada ithal ettiği gazı harmanlayarak mix bir doğal gaz ortaya çıkaracak.

25 milyar metreküp ihraç edilebilir
Türkiye, sahip olduğu 5 LNG terminali, 7 doğal gaz boru hattı ile dünyanın birçok farklı noktasından gaz tedarik ederken, bu hatlarla yaklaşık 75 milyar metreküp doğal gaz Türkiye’ye getiriyor. Türkiye yerli üretim hariç kendi ihtiyacı olan 50 milyar metreküpü düştükten sonra buradaki 25 milyar metreküplük fazlalığı Avrupa piyasalarına hızlı ihraç edebilme kapasitesine sahip. Bunun için Yunanistan ve Bulgaristan tarafında kapasite artışına ihtiyaç duyuluyor.
Akkuyu 2026’da elektrik üretmeye başlayacak
Doğal gaz ve petrolün yanı sıra yenilenebilir enerji kaynaklarından sayılan nükleer enerjide de 2026’da önemli gelişmeler yaşanacak. Dünyada çalıştırılabilir toplam 397 bin 742 megavat elektrik kapasiteli 439 nükleer reaktör bulunurken, inşa aşamasında 68 reaktör yer alıyor. Toplam çalıştırılabilir reaktör sayısına bakıldığında ABD 94 adet reaktör ile ilk sırada yer alıyor. Akkuyu NGS’de 2025 sonu itibariyle test elektriği üretilmesi hedeflenirken, 2026’dan itibaren ise ilk reaktörün ticari olarak elektrik üretimine başlaması hedefleniyor. Santraldeki 4 reaktörün 2030 yılına kadar tamamıyla devreye alınması ile birlikte ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 10’unun buradan karşılanması amaçlanıyor.
ABD ile SMR iş birliği
Yeni dönemde Türkiye’nin enerjideki yakın ortaklarından biri olacak ABD ile imzalanan “Stratejik Sivil Nükleer İş birliği Mutabakat Zaptı” kapsamında küçük modüler reaktörlerin (SMR) yapılması sağlanacak. Bilindik nükleer santrallere kıyasla daha düşük maliyetli, esnek ve güvenli enerji üretim teknolojileri olarak öne çıkan bu santraller, fabrika ortamında üretilebildiği gibi modüler yapıları sayesinde ihtiyaç duyulan bölgelere ve sanayi tesislerine de kolayca taşınarak kurulabiliyor. ABD iş birliğinde geliştirilmesi planlanan bu yeni teknolojinin Türkiye’de 5 bin megavat düzeyinde kurulu güç potansiyeli olduğu öngörülüyor.
Nadir elementler tüm dünyanın radarında
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’nın Rusya ile süren savaşını bitirmek için Ukrayna’dan talep etmesi ile dünya gündemine taşınan nadir toprak elementleri (NTE) Türkiye içinde kritik önem taşıyor. Son dönemde Türkiye’nin NTE’lerin işletmesini ABD’ye vereceği iddiasına karşı çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, madenlerin Türkiye tarafından işletileceğini ve teknoloji geliştirmede ortaklıkların söz konusu olabileceğini söyledi. Dünyadaki NTE üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını, işlenmesinin ise yüzde 92’sini Çin gerçekleştirirken, pazara hâkim olan Çin, bu madenlerin ihracatına kısıtlama getirdi. Çin’in bu hamlesi yaklaşık 694 milyon tonluk cevher ile Çin’in Bayan Obo bölgesinden sonra dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip Eskişehir Beylikova’yı kıymetli hale getirdi. ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri, NTE’lerin yüzde 60-70’ini Çin’den temin ederken, Çin’in ihracat kısıtlaması kararı bu elementler için rotalarını Türkiye’ye kırmalarına vesile olacak.
