Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm toplantıları kapsamında Gaziantep’te düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Fatih Karahan toplantıda Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri değerlendirdiği bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalar ile yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Gaziantep ve bölge illerde 2025 yılında 457, son 5 yılda toplamda 2 bin 585 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.
Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda aldıkları mesafeyi önemsediklerinin altını çizen Karahan, “Hem kısa dönem göstergeler hem orta vadeli görünüm, dezenflasyonun sürdüğünü ve süreceğini gösteriyor. Beklentileri kalıcı olarak çıpalamak için sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğiz. Ekonomideki büyüme, beklentiler ve risk primindeki iyileşme eşliğinde sürerken, sektörel dönüşüm belirginleşiyor. Fiyat istikrarı, kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacak” diye konuştu. Karahan, TCMB rezervlerinde 145 milyar dolar artış sağlandığını ve 143 milyar dolara ulaşmış olan Kur Korumalı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) bakiyesinin sıfıra yaklaştığını kaydetti.
Enflasyonda gerileme eğilimi
Yaptığı sunumda, enflasyonda önemli bir düşüş kaydedildiğini belirten Karahan, enflasyonun 63 ay sonra iki ay üst üste yüzde 1 seviyesinin altında gerçekleştiğini vurguladı. Enflasyonda Mayıs 2024’ten bu yana genele yayılan bir gerileme görüldüğüne dikkati çeken Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kira ve eğitim kalemleri hizmet enflasyonunu yukarı çekiyor. Hizmetlerde daha düşük katılık 2026’da dezenflasyonu destekleyecek. İş yeri kira enflasyonundaki gerileme maliyet yönlü baskıları hafifletiyor. Maliyet yönlü baskılar zayıflıyor. Tüketici ve firmaların enflasyon beklentileri de gerileme eğilimine girdi.”
Kredi faizlerinin, enflasyon ve enflasyon beklentilerinden etkilendiğini söyleyen Karahan, faiz indirimlerinin ancak enflasyon kontrol altındayken etkili olabileceğine vurgu yaptı. Başkan Karahan, enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizlerinin gerilediğine değindi.
Politika faizindeki gerilemenin piyasa faizlerine yansıdığını dile getiren Karahan, risk primindeki azalmanın da yabancı para faizlerini düşürdüğünü ifade etti. İhracatın dış talep, göreli fiyatlar ve sektörel dinamiklerden etkilendiğini belirten Karahan, 12 aylık birikimli şekilde ele alındığında Mayıs 2023’te 254 milyar dolar olan ihracatın, Aralık 2025’te 273 milyar dolara yükseldiğini, ihracatın 19 milyar dolar arttığını ifade etti. Karahan, aynı dönemler itibarıyla ithalatta ise 11 milyar dolarlık bir azalmanın görüldüğünü belirtti.
İhracatın temel belirleyicisinin dış talep gelişmeleri olduğunu kaydeden Karahan, “Dış talep büyümesi 1 yüzde puan artarsa ihracatımız yüzde 2,3 artıyor. Reel kur yüzde 1 düşerse, ihracatımız yüzde 0,2 artıyor” dedi.
“Küresel ihracattaki pazar payı korundu”
Küresel büyüme ve ana pazarlardaki beklentilerin görece olumlu seyrettiğini ifade eden Karahan, “Maliyetler avro cinsinden geriledi. Maliyet gelişmeleri sektörlere özgü unsurlarla farklılaşıyor. Reel kur Çin’e karşı sınırlı miktarda arttı ama diğer rakiplere karşı geriledi. Avrupa’da pazar payımız artarken, küresel ihracattaki pazar payı korundu” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarının, yatırım ve üretim ortamını iyileştirmeye devam ettiğini belirten Karahan, düşük enflasyonun reel sektörün maliyetlerini azaltacağını vurguladı. TCMB Başkanı Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecek. Kurul, politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecek. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçiriliyor. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacak.”
