Antalya Ticaret Borsası Ocak Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Vekili Abdullah İnan başkanlığında üyelerin katılımıyla yapıldı. ATB Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve Antalya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Meclis konuşmasına Antalya’da yaşanan sel, dolu, fırtına ve hortumun verdiği zarar ile başlayan Başkan Ali Çandır, afetten 5 bin dekarın üzerinde tarım alanının zarar gördüğünü kaydetti. Çandır, “Son günlerde Kumluca, Finike, Demre ve Aksu başta olmak üzere kentimizde yaşanan hortum ve sel afetleri hepimizi derinden üzdü. Afetler ilk belirlemelere göre 5 bin dekarı aşan örtüaltı üretim alanlarımızda ciddi zararlara yol açtı. Zarar gören üreticilerimize ve tüm hemşerilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Zarar gören alanlara baktığımızda büyük bölümünün aynı çay ve dere havzalarında tekrar ediyor. Çözüm ise planlı, bilimsel ve uzun vadeli altyapı yatırımlarından geçiyor” diye konuştu.
2 bin üreticiye destek talebi
Yağışların devam ettiğini, en büyük tesellinin genel hayatı etkileyen daha büyük bir afetin yaşanmamış olması olduğunu söyleyen Çandır, “İlgili tüm kurum ve kuruluşların ilk günden itibaren teyakkuz hâlinde hareket etmesini ve hızlı müdahalede bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak yüksek maliyetler altında üretim yapan ve karlı bir hasat dönemine girerken zarara uğrayan yaklaşık 2 bin üreticilerimiz açısından acil nakit desteğinin sağlanması, mevcut kredilerin ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun kredi imkânlarının acilen devreye alınması büyük önem taşıyor” diye konuştu.
Tarım yüzde 7 küçüldü
Meclis’te ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Ali Çandır, “2025 yılına 2024’ten daha iyi bir yıl olacağı beklentisiyle başlamıştık. Ancak gerek ülke gerek kent gerekse sektörümüz açısından 2025 yılı, birçok göstergede 2024’ün gerisinde kaldı” dedi. 2025 yılında GSYH büyümesinin yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu, ticaretin yüzde 5, sanayinin yüzde 4 büyümesini beklenirken, tarım sektörünün yaklaşık yüzde 7 küçüleceğinin öngörüldüğüne dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “En dikkat çekici tablo tarımda. Çünkü tarım yalnızca ekonomik değil, stratejik bir sektör. Tarih bize göstermektedir ki tarımını kaybeden, geleceğini kaybeder. Bu nedenle stratejilerin ve politikaların merkezinde tarım olmak zorunda. Tarım sektörü; ürünlerini maliyet-fiyat ilişkisiyle değil, piyasanın belirlediği fiyatlarla satar. Üretimini sezon içinde esnek biçimde ayarlayamaz ve doğa risklerine tamamen açık. Sezon sonunda ya ayakta kalır ya da sektörden çekilmek zorunda kalır. Bu nedenle tarımın stratejik niteliği tartışmasızdır ve politikalar bu gerçekliğe uygun biçimde oluşturulmalı” diye konuştu.
Antalya ekonomisinde kan kaybı
TÜİK’in il düzeyinde milli gelirin (GSYH) 2000–2024 dönemini kapsayacak şekilde yayımlandığını anımsatan Çandır, 2019 yılında Antalya’nın ülke ekonomisi içindeki toplam payının yüzde 3,5’e, ticaretteki payının ise yüzde 5,4’e ulaştığını ve en güçlü yıl olduğunu söyledi. Çandır, tarımda ise tablonun çarpıcı olduğunu kaydederken, “Antalya’nın tarımdaki payı 2010 yılında yüzde 6,1 düzeyindeyken, 2024 itibarıyla yüzde 4,6’ya geriledi. Başka bir ifadeyle, son 15 yıl içinde tarım sektöründe yaklaşık yüzde 25 oranında bir pay kaybı yaşandı. Kentimiz özelinde ise tarımın milli gelir içindeki payı 2010’da yüzde 16,3 iken 2024’te yüzde 7,8’e düştü. 2025’te bu oranın yüzde 7’nin altına inmesini bekliyoruz. Bu durum yalnızca nispi bir değişim değil, kent ekonomisinde genel bir yavaşlamaya işaret eediyor. Nitekim sanayi sektörünün millî gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 11,8 iken, 2024 yılında yüzde 8,2’ye düştü. Ticaret sektöründe ise en yüksek pay 2022 yılında yüzde 38,3 olarak gerçekleşti, 2024 yılında yüzde 37,7’ye geriledi. 2025 yılının bu göstergelerin de gerisinde kalacağı tahmin ediliyor. Tarım başta olmak üzere birçok temel sektörde, 2024 yılına kıyasla daha zayıf bir performansla karşı karşıyayız. Turizmde 2025 yılında güçlü bir ziyaretçi akışı yaşanmasına rağmen, sektör katma değer üretiminde ve fiyat rekabetinde beklenen seviyeye ulaşamadı. Tarımda ise kuraklık ve iklim koşullarının ötesinde, kentimize özgü daha derin bir kırılganlık dikkat çekiyor. Tarımda yaşanan yapısal daralmayı yaş meyve–sebze ve domates ticaretinde de net biçimde görüyoruz. Son 6 yılda halde işlem gören sebze ve domates miktarı yüzde 50’nin, meyve miktarı ise yüzde 60’ın üzerinde azaldı. Buna karşın fiyat endeksleri 23 kat arttı. Bu tablo gösteriyor ki, sorun fiyatlarda değil, üretimde; geçici dalgalanmalarda değil, yapısal bir daralmada.”
2026 yılının ilk yarısı zorlu geçecek
Başkan Ali Çandır, 2026 yılı için yılın ilk yarısında sıkı, ikinci yarısında ise daha esnek politikaların beklendiğini söylerken, “İlk yarı iş dünyası için zorlukların süreceği bir dönem olacaktır. İkinci yarıdaki olası rahatlama ise ölçülü olmak zorundadır; aksi halde son yıllardaki fedakarlıkları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırız” dedi.
ATB’nin 2026 teması “su”
Antalya Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Çandır, Borsa olarak son dört yıldır çalışmalarını “sürdürülebilirlik” ekseninde yürüttüklerini anlattı. ATB’nin 2026 yılı temasının “su” olduğunu kaydeden Çandır, “Çünkü tarımın, gıdanın, ihracatın ve kent ekonomisinin geleceği doğrudan suyla ilişkili. Antalya tarımı, dış ticareti besleyen güçlü bir yapıya sahip. Ancak gerekli dönüşüm sağlanamazsa ihracatımız zorlanacak. Bu nedenle iklim dostu üretim artık bir tercih değil, zorunluluk. Su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunlar giderek derinleşiyor. Geçici yağışlar kalıcı çözüm değil. Ürün deseninin havza bazlı planlanması, kapalı devre sulama sistemleri, su hasadı, kuraklığa dayanıklı çeşitler ve kayıt dışı su kullanımının denetimi artık ertelenemez. Ayrıca, su yalnızca tarımın değil; sanayinin, turizmin ve hane halkının da ortak sorumluluğu. Antalya suyu bol sanılan ancak kuraklık baskısı yüksek bir kent. Tarım, turizm ve kentleşme aynı kaynağı paylaşıyor. Su yönetimi artık teknik değil, doğrudan ekonomik bir konu. Toprağımız, suyumuz ve doğamız ortak sermayemiz. Bu sermayemize sahip çıkmazsak hepimiz kaybedeceğiz. Unutmayalım ki, suya sahip çıkmak, bu yarınımıza sahip çıkmak” diye konuştu.
