ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, AB’nin yeni rekabetçilik stratejisi karşısında Türk sanayisi için “alarm zilleri” çaldığını belirterek, “Sanayimizin bu stratejiyle uyumlu şekilde dönüşmesi, Avrupa ile ekonomik bütünleşmemizi korumanın tek yoludur” dedi
ESİAD tarafından düzenlenen “”ade in Europe ve AB Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM)” toplantısında, küresel ticaretin yeni kuralları masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, AB’nin yeni rekabetçilik stratejisi karşısında Türk sanayisi için “alarm zilleri” çaldığını belirterek, “Sanayimizin bu stratejiyle uyumlu şekilde dönüşmesi, Avrupa ile ekonomik bütünleşmemizi korumanın tek yoludur” dedi. ESİAD Yönetim Kurulu Üyesi; Sanayi ve Ticaret Politikaları ve Yatırım Ortamı Yuvarlak Masası Başkanı Cem Heris ise “Made in Europe” yaklaşımının Türk sanayiciler ve ihracatçılar üzerinde tedirginlik yarattığını belirterek, “Uluslararası ticaret kurallarının yeniden yazıldığı bir ortamda gümrük birliğinin acilen güncellenmesi gerektiği ortadadır” diye konuştu.
ESİAD Sanayi ve Ticaret Politikaları ve Yatırım Ortamı Yuvarlak Masası’nın katkılarıyla düzenlenen “AB Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ve Made in Europe” başlıklı çevrim içi toplantı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü ESİAD Ekonomi Gözlem Grubu Başkanı Muhittin Bilget’in üstlendiği toplantıya Brüksel’den katılan katılan AB Nezdinde Türkiye Daimi Temsilci Yardımcısı Bahar Güçlü, “Made in Europe” vizyonu ve karbon vergisi düzenlemelerinin Türk sanayicisi üzerindeki etkilerini anlattı.
“Yeşil ve dijital dönüşüm bir tercih değil”
Toplantının açılışında konuşan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, dünya ticaretindeki güç dengelerinin değiştiği bu kritik dönemde, Türkiye’nin pozisyonunu ve karşı karşıya olduğu riskleri değerlendirdi. Zorlu, Gümrük Birliği’nin beklentieri karşılamadığını, acilen güncellenmesi gerektiğini dile getirdi. AB’ye yapılan ihracatta SKDM’nin risk oluşturduğu bir dönemde farklı sorunlar ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Zorlu, “Bir yandan Made in Europe diğer yandan AB’nin Hindistan ve Mercosur ile gerçekleştirdiği STA’lar karşısında Türk ekonomisi ve sanayisi ile ilgili alarm zilleri çalıyor. AB’nin Hindistan gibi yükselen bir güçle imzaladığı STA karşısında rekabetçiliğimizi yitirme riski bulunuyor. Bizim için yeşil ve dijital dönüşüm bir tercih değil, Avrupa ile olan ekonomik bütünleşmemizi korumanın ve ‘Made in Europe’ ekosisteminde vazgeçilmez bir ortak olarak kalmanın tek yoludur. Bu noktada, gümrük birliğinin güncellenmesi müzakereleri yarın başlayacakmış gibi sektörel etki analizlerimizi güncel tutmak, olası mevzuat değişikliklerine karşı hazırlıklı olmak durumundayız” dedi.

“Gümrük Birliği güncellenmeli”
ESİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sanayi ve Ticaret Politikaları ve Yatırım Ortamı Yuvarlak Masası Başkanı Cem Heris ise “Made in Europe” yaklaşımının Türk sanayiciler ve ihracatçılar üzerinde ciddi bir tedirginlik yarattığını dile getirdi. AB ile 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin eskimiş ve ihtiyaçlara cevap vermekten uzak kalmış olduğunu belirten Heris, “Uluslararası ticaret kurallarının yeniden yazıldığı bir ortamda gümrük birliğinin acilen güncellenmesi gerektiği ortadadır. Ne yazık ki AB tarafında bu yönde somut adım atılması için henüz siyasi bir sinyal görülmemektedir. AB’nin uzak coğrafyalardaki ülkelerle dahi serbest ticaret anlaşmaları yaparken gümrük birliğini güncellemekten bahsetmiyor olması; ayrıca Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında gündeme gelen ade in Europe kapsamında Türkiye’nin durumunun ne olacağı sanayicimizi tedirgin eden başlıklar arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
Ticaretin beşte biri etkilenebilir
AB Nezdinde Türkiye Daimi Temsilci Yardımcısı Bahar Güçlü ise AB’nin yeşil dönüşümü artık bir “sanayileşme stratejisinin bir parçası” olarak gördüğünü ve rekabetçilik pusulasını bu yöne çevirdiğini vurguladı. SKDM’deki revizyon hazırlıklarına dikkati çeken Güçlü, AB Komisyonu’nun 17 Aralık’ta sunduğu paketle SKDM’nin kapsamını önemli ölçüde genişletmeyi teklif ettiğini kaydetti. 180 ürünün daha sürece dahil edilmesinin planlandığını vurgulayan Güçlü, “Bu listede kara taşıtlarından makine ekipmanlarına, yedek parçalardan elektronik parçalara kadar geniş bir yelpaze var. Türkiye açısından baktığımızda SKDM kapsamındaki ihracatımızı bir anda iki katına çıkartan bir öneri. Dolayısıyla eğer bu paket onaylanırsa, artık ticaretimizin neredeyse beşte birinin SKDM kapsamında yer alacağını görüyoruz” diye konuştu.
AB’nin, Hindistan ve Mercosur gibi ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının Türkiye’nin gümrük birliğinden kaynaklanan rekabet avantajını değiştirdiğini belirten Güçlü, “Bir Hint ürünüyle aynı gümrük vergisi koşullarında rekabet edebilmenin yolu; standartlar, katma değer ve lojistik avantajlar gibi farklı yönleri ön plana çıkarmaktan geçiyor” dedi. Güçlü, ‘Made in Europe’ kriterlerinin içine Türkiye’nin de dahil edilebilmesi için en üst düzeyde girişimlerini sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
