İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, likidite destek mekanizmalarının oluşturulması ve dönüşüm desteklerinin devreye alınması gerektiğini söyledi. Özgener ayrıca makro istikrar ile mikro dayanıklılığın birlikte sağlanmasının önem taşıdığını vurguladı
GÜLCİHAN ALTINKAYA
İzmir Ticaret Odası (İZTO) şubat ayı meclis toplantısı Meclis Başkanı Selami Özpoyraz başkanlığında İZTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, enflasyonu düşürme kararlılığından taviz vermeden; sektörel, bölgesel ve gelir gruplarına özgü farklılaşan etkileri azaltacak mikro politikaların hızla devreye alınması gerektiğini söyledi. Bu çerçevede özellikle üç alanda adım atılmasının önem taşıdığına değinen Özgener, “İlki; finansal sıkılık döneminde nakit akışı bozulan ancak üretim kapasitesi güçlü firmalar için, geçici ve performans kriterine bağlı likidite destek mekanizmalarının oluşturulması, ikincisi rekabet baskısı altında olan sektörlerde kapasite kaybını önlemek amacıyla, verimlilik ve teknoloji yatırımı şartına bağlı dönüşüm desteklerinin devreye alınması. Üçüncüsü ise bölgesel maliyet farklılaşmalarını dengelemek amacıyla, üretim ve ihracat odaklı firmalara yönelik seçici ve geçici maliyet azaltıcı uygulamaların tasarlanması ve makro istikrar ile mikro dayanıklılığın birlikte sağlanması önem arz ediyor” dedi.
Sanayide sorunlar sarmalı büyüyor
Sanayi sektöründe; finansmana erişim zorluğu, yüksek işletme sermayesi ihtiyacı, reel kur baskısı, iç talep daralması ve kapasite kullanım oranlarında dalgalanma gibi ciddi sıkıntılar yaşandığını aktaran Özgener, “Özellikle emek yoğun ve KOBİ ağırlıklı sektörlerde bu baskı daha belirgin hissediliyor. Ancak enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürülebilir şekilde çözülmesi mümkün gözükmüyor. Bu bir sarmal: Yüksek ve oynak enflasyon fiyatlama düzenini bozar. Uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırır. Reel faizi sağlıklı hesaplamayı imkânsız hale getirir. Kaynaklar üretime değil, finansal kazanç (arbitraj) arayışına yönelir. Sonuç olarak; sağlıklı rekabet yerine maliyet baskısıyla oluşan adaletsiz fiyatlamalar ortaya çıkar. Bu sarmaldan çıkışın tek yolu da enflasyonun kalıcı biçimde düşürmek” diye konuştu.

Ticaret kayıplarının önlenmesi için mücadele çağrısı
Son dönemdeki serbest ticaret anlaşmalarıyla Asya kaynaklı dış rekabetin, Türkiye ihracatı açısından ne kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Özgener, “Hindistan ile Avrupa Birliği arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması bu perspektifle birleşince, iş dünyamız için ciddi bir rekabet alanı olduğu anlaşılıyor. İhracat benzerlik endeksimizin yüksek olduğu bir ülkenin Avrupa Birliği ile imzaladığı anlaşmanın, ihracatta rekabet ettiğimiz sektörler açısından yapısal kırılmalara yol açabileceğini öngörüyoruz. Tekstil, otomotiv yan sanayi, kimya, makine ve plastik gibi sektörlerde ülkemiz açısından baskının artma ihtimali söz konusu. Hâlihazırda baskı altında olan emek yoğun sektörlerde, kur baskısına ek olarak Hindistan rekabetinin boyutu da büyüyebilir. Bu nedenle, iş dünyası ve ekonomi diplomasisi el ele vererek tüm gücümüzle Türkiye’nin ortak üye olarak anlaşmalardan doğan haklarının korunması ve olası ticaret kayıplarının önlenmesi için mücadele etmeliyiz” ifadelerinde bulundu.
İzmir’deki hayat pahalılığına vurgu
İzmir’deki hayat pahalılığına değinen Özgener, “TÜİK’in 2024 yılı verilerine baktığımızda; İzmir’de genel tüketim harcamalarının fiyat düzey endeksi ülke ortalamamızın yüzde 10 üzerinde. Lokanta ve oteller grubunda ülkemizin en pahalı ili konumundayız. Konut ve eğitim harcamalarında da üst sıralarda yer alıyoruz. Başta genel tüketim harcamaları olmak üzere, ortalamanın üzerindeki fiyat düzeyi maliyetlerin de ülke genelinde farklılaşmasına neden oluyor. Satınalma gücü paritesindeki ayrışma, işgücü maliyetlerinden başlayarak diğer tüm maliyet kalemlerine kadar geniş bir alana sirayet ediyor. Sektörel yoğunluk nedeniyle, kur etkisi ve rekabet edilen ülke baskısı daha yüksek hissediliyor. Buna ek olarak; maliyetlerde Türkiye geneline göre daha yüksek fiyatlara maruz kalınması da genel ortalama verilerden yola çıkarak politika yapmanın ötesine geçmemiz gerektiğini gösteriyor” dedi.
Ülkemiz ekonomisinin gücünü artırmak için, acilen daha fazla mikro politika üretilmesi gerektiğini dile getiren Özgener, desteklenmesinin önemli olduğunu düşündükleri politika önceliklerini paylaştı. Mahmut Özgener, “Enflasyon kalıcı biçimde tek haneye yaklaşana kadar öngörülebilir para politikası duruşunun sürdürülmesi ve bu yönde politika iletişiminin güçlendirilmesi ile beklenti yönetiminin iyileştirilmesi. Kamu maliyesinde harcama kompozisyonunun verimlilik ve üretken yatırımlara yönlendirilmesi. Bankacılık sisteminde kredi tahsis kalitesinin güçlendirilmesi ve kredi büyümesinin üretken sektörlere yönlendirilmesi. İşgücü piyasasında beceri uyumsuzluğunu azaltacak reformların hayata geçirilmesi, kadın ve genç istihdamını artırıcı düzenlemeler yapılması. Dijitalleşme ve otomasyon yatırımlarının hızlandırılması, KOBİ’lerin teknolojiye erişimini artıracak mekanizmalar oluşturulması ve tabii ki en önemlisi Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve yüksek katma değerli üretime geçişi destekleyen sanayi politikaları” diye konuştu.

İki liman arasındaki seferlerle entegre taşımacılığa katkı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Mitçotakis arasında yapılan görüşmeler kapsamında İzmir Limanı ile Selanik Limanı arasında Ro-Ro seferleri konusunda yeni bir adım atılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Özgener, “İki dost liman arasında seferlerin başlatılması sadece iki ülke arasındaki ticaret ve lojistik bağlarını güçlendirmekle kalmayacak, ayrıca İzmir üzerinden denizyolu ile başlayarak Selanik’e ve devamında Avrupa’ya ulaşan entegre bir taşımacılık olanağı da sunacak. Bir diğer faydası ise; karşılıklı turizm iş birliklerinin geliştirilmesine de zemin oluşturacak. Seferlerin sürdürülebilir olması için en önemli iki konuyu; transit süre ve maliyet hesabı olarak değerlendiriyoruz. Hem İzmir hem de Selanik’te liman ve gümrük süreçlerinin operasyonel olarak iyileştirilmesi ve doğru bir plan çerçevesinde teknik konuların eksiksiz hayata geçirilmesiyle, seferlerin kentimiz ve ülkemiz ekonomisi için büyük kazanç olacağına inanıyorum” dedi.
