İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, saldırıları sadece “güvenlik zafiyeti” olarak değerlendirmenin hatalı olacağını belirterek, sorunun çok daha toplumsal ve geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğini vurguladı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan, öğretmenler ve öğrencilerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan silahlı saldırılara dair İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel’den dikkat çekici bir çıkış geldi. Toplum olarak hepimizi derin bir infiale ve tarif edilemez bir üzüntüye boğan bu saldırıları sadece bir “güvenlik zafiyeti” olarak değerlendirmenin hatalı olacağını belirten Yüksel, sorunun çok daha toplumsal ve geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Karşıya olduğumuz köklü zihniyet değişimiyle çözülebilir”
Alaattin Yüksel açıklamasında, “Okullarımıza polis yerleştirmek ya da fiziksel önlemleri artırmak, ne yazık ki kendi hayatını dahi gözden çıkarmış bir saldırganın yaratacağı tahribatı durdurmakta tek başına yeterli olmayacaktır. Karşı karşıya olduğumuz tablo, sadece polisiye tedbirlerle değil, ancak makro bir bakış açısı ve köklü bir zihniyet değişimiyle çözülebilir. Genç kuşaklarımızın içine düştüğü umutsuzluk girdabı; sevgi, dostluk ve dayanışma gibi insani değerlerin yerini alan “racon”, “silah” ve “şiddet” kültürüyle birleştiğinde bu acı sonuçlar kaçınılmaz hale geliyor. Özellikle televizyon dizileri ve dijital mecralar aracılığıyla şiddetin güzellenmesi, mafya figürlerinin birer kahraman gibi sunulması, toplumsal ahlakımızda ciddi bir erozyona yol açıyor. Şiddetin “geçer akçe” sayıldığı bir iklimde, okullarımızı güvenli haline getirmemiz mümkün değil” ifadelerine yer verdi.
Alaattin Yüksel açıklamasını şöyle noktaladı: “İZSİAD olarak çağrımız net: Bu kronik sorunun çözümü için vakit kaybetmeksizin sosyologlar, psikologlar ve eğitim bilimcilerden oluşan geniş kapsamlı çalışma grupları kurulmalı. Şiddet eğiliminin sosyo-ekonomik ve psikolojik kökenleri derinlemesine analiz edilmeli; hükümet, bu bilimsel çıktılar ışığında somut eylem planlarını hayata geçirmeli. Toplumun tüm katmanlarına yayılmış olan bu şiddet döngüsünden ancak sosyal politikalar ve ortak bir sağduyu ile çıkabiliriz.”
