İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, nisan ayı meclis toplantısında ihtisas kredi limitlerinin artırılması, kullanım şartlarının hafifletilmesi ve vergi muafiyetlerinin hayata geçirilmesi taleplerini dile getirdi
SEREN KARAŞAHİN
İzmir Ticaret Borsası (İTB) olağan nisan ayı meclis toplantısı Ömer Gökhan Tuncer başkanlığında İzmir Ticaret Odası Yeni Binası’nda gerçekleşti. İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, konuşmasında enerji krizi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel ekonomi, ülke ekonomisi, tarımsal üretim ve gıda güvenliği dijital ürün pasaportu ve dış ticarette dönüşümü ele aldı. İran savaşı sebebiyle Hürmüz Boğazı’nda şubat ayından beri 4 milyon varillik petrol arzının devre dışı kaldığını söyleyen Kestelli, ihtisas kredi limitlerinin artırılması, kullanım şartlarının hafifletilmesi ve vergi muafiyetlerinin hayata geçirilmesini talep etti.
“Asya’daki yavaşlama dünyaya yayılabilir”
Küresel risklerin en görünür ve en sarsıcı hissedildiği alanın enerji sektörü olduğunu belirten Kestelli, “Dünyanın en kritik enerji arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar artık sadece bölgesel bir gelişme değil, küresel ekonomik dengeleri tehdit eden yapısal bir soruna dönüştü. Şubat ayından bu yana İran dışındaki gemilere büyük ölçüde kapalı olan bu hayati geçiş hattı nedeniyle, 4 milyon varillik petrol arzı devre dışı kaldı. Eğer Hürmüz Boğazı kısa vadede yeniden açılmazsa, küresel ölçekte bir stagflasyon riskinin ciddi şekilde artması kaçınılmaz. Petrokimya üretimi daralıyor, plastik üretimi geriliyor, havayolu taşımacılığı aksıyor ve Asya’da başlayan bu yavaşlama, fiyat mekanizması üzerinden tüm dünyaya yayılma potansiyeli taşıyor” dedi.
Düşük tempolu büyüme ve dirençli enflasyon
Dünya ekonomisi yeni ve zorlu bir eşikten geçtiğini belirten Kestelli, Orta Doğu’da, şubat sonunda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan gerilim halen sürdüğünü dile getirdi. Bu durumun, birkaç ay öncesine kadar görece iyimser olan küresel beklentilerin hızla zayıflamasına ve belirsizliklerin derinleşmesine neden olduğunu söyleyen Kestelli, “Nitekim Uluslararası Para Fonu tahminlerine göre küresel büyüme beklentisi yüzde 3,1 seviyesine gerilerken, enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle küresel enflasyonun da artması bekleniyor. Gelinen noktada dünya ekonomisi acı bir gerçeklikle yüz yüze. Daha düşük tempolu bir büyüme ve kolay kolay gerilemeyen, dirençli bir enflasyonla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.
Türkiye ekonomisinin bu süreçte kontrollü ve temkinli bir denge arayışı içerisinde olduğunu ifade eden Kestelli, IMF’nin 2026 yılı için Türkiye’nin büyüme beklentisini yüzde 3,4 seviyesinde öngördüğünü söyledi. Kesteli, “Bölgesel gerilimler, ticaret yollarında yaşanan aksamalar ve artan maliyet baskıları, büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edilmesine neden oldu. Enflasyon cephesinde ise kat edilmesi gereken mesafe hâlâ çok uzun. Merkez Bankası’nın, tazyiklere rağmen sıkı duruşu önemli ama nisan ayı verisi, dezenflasyon sürecinin başarısına dair önemli bir test olacak gibi görünüyor” dedi.
FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin mart ayında 128,5 puana yükseldiğini ifade eden Kestelli, “Bu durum, bazı ürünlerde çok daha güçlü bir maliyet ve talep baskısı oluştuğunu açıkça gösteriyor. Enerji maliyetlerindeki artış; gübre, üretim ve lojistik giderlerini artırırken aynı zamanda biyoyakıt talebini yükselterek tarım ürünlerini enerji piyasasının bir parçası haline getiriyor. Gıda piyasaları artık yalnızca üretimle değil; enerji, jeopolitik ve ticaret dinamikleriyle birlikte şekillenmektedir” ifadelerini kullandı.

Tekstil ihracatının yarısı AB’ye
Avrupa Birliği’nin hayata geçirdiği Dijital Ürün Pasaportu, her ürün için dijital bir kimlik oluşturarak içeriğinden üretim yerine, çevresel etkilerinden tüm yaşam döngüsüne kadar bilgilerin izlenebilir olmasını sağladığını kaydeden Kestelli, “Yaklaşık 30 milyar dolar değerindeki tekstil ve konfeksiyon ihracatımızın 14 milyar dolarını Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle yeni sisteme hızlı uyum sağlamak, sektörümüzün yeniden güç kazanması açısından kritik öneme sahiptir. Bunu bir zorunluluktan ziyade rekabet avantajı sağlayacak bir fırsat olarak görmeliyiz” dedi.
Krediye erişim ve vergi muafiyeti isteği
Ülkelerin yeni arayışlara, yeni anlaşmalara ve iş birliklerine yönelmiş durumda olduğunu belirten Kestelli, “Bu süreçte hükümetimizden; yüksek faiz ortamında tarımsal ticaret erbabı ve üreticiler için ihtisas kredilerinin limitlerinin artırılması ve kullanım şartlarının hafifletilmesi, enerji ve gübre gibi temel girdilerde üretim gücümüzü koruyacak destekleme mekanizmalarının kurulması ve yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlayacak KOBİ ölçekli tarım işletmelerine özel hibe ve vergi muafiyetlerinin hayata geçirilmesi gibi talep ve beklentilerimizi dile getirmek istiyorum” diye konuştu.
