Karahan: Savaşın enflasyona etkisine rağmen sıkı para politikası sürecek

SEDA GÖK

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, Orta Doğu’da yükselen jeopolitik gerilimin enerji fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu ancak Merkez Bankası’nın dezenflasyon hedefinden geri adım atmayacağını söyledi.

Karahan, özellikle ABD-İsrail ile İran arasında şubat sonunda başlayan savaşın küresel enerji piyasalarında sert fiyat hareketlerine yol açtığını belirterek, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın Türkiye’de enerji ve ulaştırma maliyetlerini yukarı çektiğini ifade etti. Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin de küresel enerji arzı açısından önemli bir tehdit oluşturduğunu kaydeden Karahan, bu gelişmelerin enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“Jeopolitik gelişmeler dezenflasyon sürecini zorlaştırıyor ancak fiyat istikrarı hedefimizden taviz vermiyoruz” diyen Karahan, önümüzdeki dönemde de tüm para politikası araçlarının sıkı duruşu destekleyecek şekilde kullanılacağını vurguladı.


Enerji fiyatlarındaki artış enflasyonu zorluyor

Nisan itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Karahan, geçen yılın mayıs ayında görülen zirve seviyeye kıyasla belirgin gerileme yaşandığını ancak enflasyonun halen yüksek seyrini koruduğunu söyledi. Özellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, son iki ayda enerji enflasyonunda yaklaşık 19 puanlık yükseliş yaşandığını belirtti.

Elektrik ve doğal gaz tarifelerinde maliyet kaynaklı güncellemelerin devreye alındığını ifade eden Karahan, doğal gazda yüksek tüketim yapan haneler için kademeli fiyat uygulamasına geçildiğini söyledi. Akaryakıt fiyatlarında ise petrol fiyatlarındaki yükselişin tüketiciye etkisini sınırlamak amacıyla eşel mobil sisteminin devrede olduğunu belirten Karahan, bu mekanizmanın enflasyona geçiş etkisini önemli ölçüde azalttığını kaydetti.

Karahan, enflasyonun alt kalemlerine ilişkin değerlendirmesinde, temel mal ve hizmet grubunda görece yavaşlama görülürken enerji ve gıda tarafında yükselişin sürdüğünü ifade etti. Nisan ayında özellikle ulaştırma hizmetleri, gıda ve giyim fiyatlarının öne çıktığını belirten Karahan, petrokimya ürünleriyle bağlantılı kalemlerde de petrol fiyatlarının etkisiyle maliyet artışları yaşandığını söyledi.


Kira ve eğitimdeki katılık zayıflama sinyali veriyor

Hizmet enflasyonunda kira ve eğitim harcamalarının belirleyici olmaya devam ettiğini aktaran Karahan, bu alanlarda geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkili olduğunu ancak son dönemde bu katılığın zayıflamaya başladığını ifade etti. Özellikle kira artışlarında mevsim etkilerinden arındırılmış verilerin aşağı yönlü eğilime işaret ettiğini belirten Karahan, eğitim ücretlerinde ise geçmiş 24 aylık enflasyon yerine 12 aylık enflasyonun dikkate alınmasına yönelik düzenlemeyi önemli bulduklarını söyledi.

Ekonomik aktiviteye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karahan, sıkı para politikasıyla birlikte iç talepte daha dengeli bir görünüm oluştuğunu ifade etti. 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının önceki yıllara göre belirgin şekilde gerilediğini, yatırımların ise büyümeyi desteklemeyi sürdürdüğünü kaydeden Karahan, ihracatta artış, ithalatta ise sınırlı düşüş görüldüğünü söyledi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişe rağmen altın ve enerji hariç ithalatta gerileme yaşandığını belirten Karahan, dış ticaret açığının nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla azaldığını ifade etti. Cari açığın ise enerji ithalatındaki yükselişe rağmen milli gelire oranla tarihsel ortalamaların altında kalmaya devam ettiğini dile getiren Karahan, 2026 yılında cari açığın uzun dönem ortalamalarının altında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.


Rezervlerde toparlanma, TL’ye güven sürüyor

Finansal piyasalara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, jeopolitik gelişmelere rağmen Türk lirasına olan ilginin korunduğunu ifade etti. TL mevduatın toplam mevduat içindeki payının yüzde 59 seviyesinde bulunduğunu belirten Karahan, kur korumalı mevduat uygulamasının sona ermesiyle sistemde çok sınırlı bakiye kaldığını söyledi.

Hane halkının döviz talebinde belirgin artış yaşanmadığını vurgulayan Karahan, altın fiyatlarındaki hareketlilik nedeniyle kısa süreli talep oluştuğunu ancak sonraki dönemde bu eğilimin dengelendiğini ifade etti. Döviz tarafında ise satış eğiliminin sürdüğünü kaydetti.

Merkez Bankası rezervlerinde de toparlanma yaşandığını belirten Karahan, savaş sürecinde gerileyen brüt rezervlerin yeniden yükselişe geçtiğini söyledi. Brüt rezervlerin nisan sonunda 171 milyar dolara, swap hariç net rezervlerin ise 36 milyar dolara ulaştığını açıklayan Karahan, rezervlerin olası şoklara karşı önemli güvence oluşturduğunu dile getirdi.


Sıkı duruş devam edecek

Para politikası kararlarının tek bir gelişmeye bağlı alınmadığını vurgulayan Karahan, enerji fiyatları, jeopolitik riskler, beklentiler ve iç talep görünümünün birlikte değerlendirildiğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki artışın kalıcılığının önemli olduğunu ifade eden Karahan, kısa vadeli etkilerin yanı sıra fiyatlama davranışları üzerindeki ikincil etkilerin de yakından takip edildiğini belirtti. Karahan, yüksek enflasyonun toplum üzerindeki etkisine de değinerek, “Enflasyonun yükünü en fazla dar ve sabit gelirli vatandaş hissediyor. Dezenflasyon süreci vatandaşın alım gücünü korumanın ve refahı kalıcı şekilde artırmanın temel şartıdır” dedi. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM