Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Koordinatör Başkan Yardımcısı Mehmet Fatih Uysal, Avrupa Birliği’nin çelik ürünlerine yönelik devreye aldığı yeni kota sistemi ve ticaret önlemlerinin ihracatçılar açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Uysal, sektörün yeşil dönüşüm yatırımlarının hız kesmemesi için ise saatlik mahsuplaşma yerine yeniden aylık mahsuplaşma sistemine geçilmesi çağrısında bulundu
SEDA GÖK
Avrupa Birliği’nin (AB) çelik ürünlerine yönelik uygulamaya koyduğu yeni ticaret önlemleri ve kota sistemindeki değişiklikler Türk ihracatçılarının rekabet gücünü zorluyor. Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (EDDMİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı Mehmet Fatih Uysal, küresel ölçekte artan korumacılık eğiliminin sektör üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, özellikle Avrupa Birliği’nin aldığı yeni kararların ihracat açısından önemli riskler barındırdığını söyledi.
EİB’in 20216 yılı ilk yarı yıl değerlendirme toplantısında konuşan Uysal, küresel demir ve çelik sektörünün en önemli sorunlarından birinin kapasite fazlası olduğuna dikkat çekti. Uysal, özellikle Çin kaynaklı arz baskısının dünya piyasalarında fiyatları aşağı çektiğini, bunun da birçok ülkeyi yerli üreticisini korumaya yönelik yeni ticaret savunma önlemleri almaya yönelttiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin çelik ürünlerinde uygulamaya aldığı yeni kota sistemi ve ticaret tedbirlerinin Türk ihracatçılarını doğrudan etkilediğini vurgulayan Uysal, bu süreçte ilgili bakanlıklarla koordinasyon içinde Brüksel nezdindeki temasların sürdürüldüğünü kaydetti.
Yılın ilk yarısına ilişkin ihracat rakamlarını da paylaşan Uysal, Türkiye genelinde demir, demir dışı metaller ve çelik sektörlerinin ihracatının yüzde 6,1 artışla 15,6 milyar dolara ulaştığını söyledi. Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin ise aynı dönemde ihracatını geçen yılın ilk altı ayına göre yüzde 1 artırarak 1,3 milyar doların üzerine çıkardığını belirten Uysal, demir dışı metaller sektörünün yüzde 20 büyüdüğünü, çelik ihracatının ise yüzde 7 gerilediğini ifade etti.
Birlik kanalıyla 182 ülkeye ihracat gerçekleştirildiğini belirten Uysal, Avrupa Birliği’nin en önemli pazar olmayı sürdürdüğünü, bunun yanında Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar’da pazar çeşitlendirme çalışmalarının devam ettiğini söyledi. 2026 yılı için belirlenen 2,5 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşacaklarına inandıklarını dile getirdi.

Saatlik mahsuplaşma yeşil dönüşüm yatırımlarını yavaşlatıyor
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) mali uygulama dönemine geçmesiyle birlikte karbon emisyonlarının doğru hesaplanması ve raporlanmasının ihracat süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Uysal, Birlik olarak üyelerin uyum sürecini eğitimler, webinarlar ve UR-GE projeleriyle desteklediklerini söyledi.
Ancak sanayicinin yeşil dönüşüm motivasyonunu olumsuz etkileyen önemli bir uygulamaya dikkat çeken Uysal, saatlik mahsuplaşma sisteminin özellikle güneş enerjisi yatırımlarının ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflattığını ifade etti. İhracatçıların yeşil dönüşüm yatırımlarını kararlılıkla sürdürebilmesi ve uluslararası rekabet gücünü koruyabilmesi için yeniden aylık mahsuplaşma sistemine geçilmesinin sektör açısından daha doğru bir adım olacağını söyledi.
Finansman ve maliyet baskısı devam ediyor
Firma ziyaretleri ve sektör toplantılarında üyelerin en önemli gündem maddelerinin finansmana erişim, yüksek üretim maliyetleri ile kur-enflasyon dengesindeki bozulma olduğunu belirten Uysal, bu gelişmelerin ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücü üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu kaydetti.
Rekabetçiliğin korunabilmesi için uygun finansman imkanlarının güçlendirilmesi, üretim maliyetlerini hafifletecek ve öngörülebilirliği artıracak yapısal adımların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Uysal, yılın ikinci yarısında küresel talepteki yavaşlama, jeopolitik gelişmeler ve Avrupa Birliği’nin ticaret politikalarındaki değişimlerin sektörün gündeminde olmaya devam edeceğini söyledi. Buna karşın güçlü üretim altyapısı, katma değerli üretim ve sürdürülebilirlik yatırımları sayesinde sektörün zorlu süreci başarıyla yönetebileceğini ifade etti.

