NATO, Kuzey Atlantik Anlaşması 4 Nisan 1949’da Sovyetler Birliği’ne karşı kuruldu. Türkiye Güney Kore’ye 25 Eylül 1950’de bir tugay asker gönderdi. Sonra 3 tugay daha asker gönderdi, toplam asker sayımız 21 bin 212’ye ulaştı. Türk askeri kahramanca savaştı ve 800’ün üzerinde şehit verdi. Türkiye NATO’ya 18 Şubat 1952’de kabul edildi.
Sovyetler Birliği de 15 Mayıs 1955’te Polonya’nın başkenti Varşova’da Varşova Paktı’nı kurdu. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra 1 Temmuz 1991’de Varşova Paktı dağıldı. NATO devam etti, Varşova Paktından ayrılan ülkelerin bir kısmını bünyesine katarak genişledi, 32 üyeye ulaştı.
NATO Avrupa’da olmamasına karşın bazı devletler için 1994’te “Akdeniz Diyaloğu” mekanizmasını başlattı. Bu mekanizma ile İsrail, Mısır, Moritanya, Fas ve Tunus Akdeniz Diyaloğuna katıldı. Sonradan Cezayir ve Ürdün de dahil oldu. Bunlara da yakın ortaklar dendi.
NATO, “Barış için Ortaklık” sloganı ile Japonya’yı da NATO ittifakına katılmış gibi yaptı. NATO bu şekilde ortaklarına, ortaklarının komşularına, eski Sovyetler Birliği’nden ayrılıp şimdi Rusya’dan çekinmesini beklediği ülkelerle temas kurma çabasına girdi.
NATO’nun görünüşü böyle. Ortada küresel savaş tehlikesi olmadan küresel savaşa hazırlanan NATO’yu yöneten kim? Tabii ki ABD.
ABD, daha doğrusu Trump NATO’ya ortak her ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının yüzde 5’ini silahlanmaya ayırmasını şart koşarken amacının ne olduğu ortada; tüm ülkelere silah ve mühimmat satmak. ABD daha önceki dünya savaşlarındaki işgal ederek sınırını genişletmek ve ülkelerin gelirlerine el koymak anlayışından farklı bir yöntem uyguluyor. İkili anlaşma ile, ülkelerin kaynaklarına çökmek, ülke gelirlerini onlara silah ve diğer ürünlerini satarak ABD’ye çekmek. Bu konuda bir ülkede iktidarın değişmesi için her yolu kullanmak.
Trump’ın uluslararası anlaşmalara uymakta herhangi bir niyetinin olmadığı Orta Doğu savaşında bir kez daha görüldü. İşin ilginç yanı kafes döğüşü tutkunu Trump’ın FİFA’nın uluslararası kurallarına uymadığı FİFA 2026 Dünya Kupasında ortaya çıktı.
ABD’nin golcüsü Blogun rakibinin ayak bileğine bastığı için VAR incelesi ile oyundan atıldı. Sonra Trump FİFA başkanına telefon etti. FIFA, Balogun’un cezasını bir yıllık denetim süresiyle erteledi. Böylece oyuncu Belçika ile oynanacak son 16 turu maçında forma giyebildi. Sonuçta ne oldu, Belçika ABD’yi 4-1 yendi. Ama ABD kazansaydı ne olacaktı? Trump kazanmak için uluslararası spor kurallarını bile hiçe saydı.
NATO’nun arka yüzünde kontrgerilla (Gladio) gibi örgütlenmelerin ifşa edildiği dönemler, olaylar oldu. 1 Mayıs 1977 Kanlı bir mayıs katliamı, 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül darbesi, Kahramanmaraş ve Sivas katliamları, Susurluk kazası sonrasında ortaya çıkan devlet-polis-mafya ilişkileri bunlardan sadece birkaç tanesi.
Türkiye’nin NATO’dan öğrendikleri de var. İletişim teknikleri, teknolojik gelişimler, silah sanayiindeki yenilikler gibi… Türkiye sabırla “yeni dünya” düzenini gözlerken Trump sonrası dünya düzeni için de gücünü artırmaya çalışıyor. Asya, Avrupa hatta Afrika bağlamımda 100 yıllık yurtta barış, dünyada barış sloganı ile yürüttüğü ilişkilerle görece sözü dikkate alınır getirme gayretinde.
NATO iki tarafı keskin kılıç. Rakibini korkuturken kendi elini sakın kesme.