
2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül’de başlayacak. Yaklaşık 18 milyon öğrenci 79 günlük yaz tatilinin ardından ders başı yapmaya hazırlanırken, eğitim dünyasında yapay zeka ve beceri temelli öğrenme gündemin merkezine yerleşti. Doping Hafıza Bilim Kurulu ve Yönetim Kurulu toplantısında, yapay zekanın öğrenme süreçlerine etkisi, geleceğin becerileri ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin beceri yaklaşımı değerlendirildi
Doping Hafıza Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Arif Karakuş, yapay zekanın bilgiye erişim ve içerik üretimini hızlandırmasıyla birlikte eğitimde öğrencilerden beklenen yetkinliklerin de değiştiğine dikkat çekti. Karakuş’a göre yeni dönemde öğrencilerin yalnızca bilgiye sahip olması değil, bilgiyi sorgulaması, doğrulaması, farklı bilgiler arasında ilişki kurması ve karşılaştığı problemleri çözmek için kullanabilmesi daha kritik hale geliyor.
Karakuş, “Yapay zekayla birlikte bilgiye erişim hızlandı. Eğitim açısından kritik soru artık ‘Ne biliyorsun?’ değil, ‘Bildiğini nasıl değerlendiriyor ve kullanıyorsun?’ oldu” değerlendirmesinde bulundu.
İş dünyasının aradığı beceriler değişiyor
Eğitimdeki dönüşümün iş dünyasının ihtiyaçlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Karakuş, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) en güncel “Geleceğin Meslekleri” araştırmasına işaret etti.
55 ekonomide binden fazla işverenin görüşlerine dayanan ve 14 milyondan fazla çalışanı temsil eden araştırmaya göre, mevcut beceri setlerinin yüzde 39’unun 2030’a kadar değişmesi veya güncelliğini yitirmesi bekleniyor. İşverenlerin yaklaşık yüzde 70’i analitik düşünmeyi temel beceriler arasında gösterirken, yaratıcı düşünme, dayanıklılık ve esneklik, teknoloji okuryazarlığı, merak ve yaşam boyu öğrenme de öne çıkan yetkinlikler arasında yer alıyor.
Karakuş, iş dünyasının beklentilerindeki değişimin eğitimde beceri boyutunun önemini artırdığını belirterek, öğrencilerin hızla değişen dünyada karşılaştıkları sorunları anlamlandırabilmelerinin önemine dikkati çekti.
Maarif Modeli’nde beceri vurgusu
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin resmi Beceriler Çerçevesi’nde 20 bütünleşik kavramsal becerinin yanı sıra karar verme, problem çözme ve eleştirel düşünmeden oluşan 3 üst düzey düşünme becerisi bulunuyor. Modelde ayrıca öğrencilerin kişisel, sosyal ve entelektüel gelişimlerini kapsayan 21 eğilim tanımlanıyor.
Bilginin elde edilmesi, doğrulanması ve değerlendirilmesi de model kapsamında ele alınan başlıklar arasında yer alıyor.
15 yıldır faaliyet gösteren bir eğitim teknolojileri şirketi olarak her yıl yüz binlerce çocukla etkileşim kurduklarını belirten Karakuş, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni küresel eğitim tartışmaları açısından değerlendirdiklerini söyledi.
Karakuş, modelin başka ülkelerdeki eğitim sistemlerinin doğrudan bir karşılığı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, modeldeki bazı önceliklerin dünyada giderek daha fazla öne çıkan beceri temelli eğitim anlayışıyla kesiştiğini ifade etti.
“Modelde bizi özellikle ilgilendiren noktalardan biri, bilginin yalnızca edinilmesine değil sorgulanmasına, ilişkilendirilmesine ve kullanılmasına da odaklanan beceri yaklaşımı” diyen Karakuş, bu yaklaşımın dünyadaki eğitim politikalarında tartışılan ihtiyaçlarla örtüştüğünü kaydetti.

Yapay zekada performans artışı, kalıcı öğrenme anlamına gelmiyor
OECD’nin 2026 tarihli Dijital Eğitim Görünümü raporu da yapay zekanın eğitimde kullanımına ilişkin önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Rapora göre üretken yapay zeka öğrencilerin belirli görevlerdeki performansını artırabilse de bu artış her durumda kalıcı öğrenme kazanımına dönüşmeyebiliyor.
Karakuş, bu nedenle yapay zekanın eğitimde kullanımında asıl meselenin teknolojinin ne kadar gelişmiş olduğundan çok, öğrencinin düşünme ve öğrenme sürecini nasıl etkilediği olduğunu belirtti.
Teknolojik kapasitenin artmasıyla etik sorumluluğun da önem kazandığını vurgulayan Karakuş, “Yetkinlikle sorumluluğu birlikte ele almak, özellikle yapay zeka çağında daha kritik hale geliyor” dedi.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde de “Erdem-Değer-Eylem” yaklaşımı kapsamında adalet, saygı ve sorumluluk çatı değerler olarak tanımlanıyor.
Modelin karnesini sınıf uygulaması belirleyecek
Beceri temelli eğitim yaklaşımının başarısının yalnızca müfredatta yer alan başlıklara bakılarak ölçülemeyeceğini vurgulayan Karakuş, asıl belirleyicinin uygulama ve ölçme-değerlendirme süreçleri olacağını söyledi.
MEB’in öğretmen görüşlerini analiz etmesinin ve bağlam ile beceri temelli soru modellerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmesinin önemine işaret eden Karakuş, bir eğitim modelinin başarısında öğretmenin sınıftaki uygulaması, ölçme-değerlendirme sistemi, teknolojinin kullanım biçimi ve zaman içinde ortaya çıkacak öğrenci çıktılarının belirleyici olacağını ifade etti.
Karakuş, önümüzdeki dönemde temel ölçütün, modelde tanımlanan becerilerin öğrencilerin düşünme, problem çözme, karar verme ve bilgiyi kullanma biçimlerine ne ölçüde yansıdığı olacağını belirtti.
Eğitim teknolojilerinin öğrencinin düşünme sürecinin yerine geçmemesi, bu süreci desteklemesi gerektiğini vurgulayan Karakuş, 2026-2027 eğitim öğretim yılının beceri temelli yaklaşımın sınıf içindeki uygulamalarının ve ölçülebilir öğrenci çıktılarının izlenmesi açısından kritik bir dönem olacağını kaydetti.
