Bilezik çıkarmak diye yazınca bitkisever arkadaşımız Orhan Yıldız biraz daha bilgi istemiş. 2 hafta önce dalında köklendirme konusunu yazarken bu konudan bahsetmiştik.

Kısaca yöntemden bahsedelim. Bir çakı, bıçak ya da falçata yardımıyla 4 ya da 5 cm ara ile 2 tane çepeçevre dalı kestikten sonra bir de bunların 2’si arasında, bunlara 90 derece dik olarak 3. bir kesi yaparak kabuğu kaldırmaktır. Burada kesilerin derinliği önemlidir. Tüm bu kesileri dalların kambiyum tabakasını da içini alacak şekilde yapmak gerekir.
Çizimlerde göstermeye çalıştık ama kısaca anlatalım. Dalın kabuğunun altındaki kambiyum tabakası dışa doğru büyüyerek ağacın kabuğunu oluşturur. İçe doğru da büyüyerek dalın kalınlaşmasını sağlar. Zaten hepimiz kalınlaşmanın tabaka tabaka oluştuğunu biliyoruz.
Böylece ağacın o bölümünün kaç yaşında olduğunu da hesaplayabiliyoruz. Buna ikincil ya da sekonder büyüme diyoruz. Birincil ya da primer büyüme ise dalların en ucundan yukarı doğru oluyor.

Söz konusu ağaç kabuğunun hemen altında içe ve dışa doğru büyüyen bu iki tabakanın ortasında kambiyum denen tabaka vardır. İşte bilezik çıkardığımız zaman bu tabakayı da çıkarmamız gerekir. Bilezik çıkardığınız zaman eğer bu yeşil tabakayı çıkaramıyorsanız çakı, bıçak gibi keskin bir gereç ile bu bölgeyi kaşıyarak çıkartabilirsiniz ya da yaralayabilirsiniz.
alında köklendirmek için bilezik boyu 4 ya da 5 cm kadar olmalıdır. Böylece dal içindeki borucukları keseceğimiz için bitki büyümesi için gerekli olan maddeler, fitohormonlar bileziğin üstünde kalacağından konsantrasyonları değişiklik göztermeyeceğinden köklenme daha rahat olacaktır.

Aynı şekilde asmalarda da bilezik çıkarabilirsiniz. Böylece bitkinin ürettiği yararlı maddeler doğal şartlarda bitkinin köküne doğru inmesi gerekirken, bileziğin üst kısmında kalır. Böylece önemli bir özsuyu üzüm salkımlarına doğru gider. Yalnız 2 cm. kalınlığındaki açıklık bir ya da iki hafta içinde kapanarak eski haline gelir. Unutmadan hemen söyleyelim kivide de aynı yöntemi uygulayabilirsiniz.
Bu hafta yazımız biraz kısa sürdü galiba. Hemen de fotoğraflara sıra geldi. Sayfamızın destekçilerinden Selen Daver İzmir, Çeşme’den bir kermes meşesi (Quercus coccifera) yapraklarını fotoğraflamış, bize yolladı.
Fransız dilinin önemli yazarlarından Marcel Pagnol kermes meşesini “Babamın Zaferi” ve “Annemin Şatosu” adlı kitaplarında bol bol kullanmıştır. Özellikle ortaokul yıllarında bol bol okunan bu yazar, kitaplarında Güney Fransa’nın kırsal Akdeniz bölgesini betimlemiştir. Kermes sözcüğünün 2 kökeni var.

Birincisi Hollandacadan gelen (Kerk+misse) kilise ayini, festivali ya da şöleni anlamına geliyor. Bu nedenle okul kermesi lafı bize biraz garip geliyor. Diğeri ise, daha doğrusu meşe ile ilişkili olan ise Sanskritçe krmi-ja (böcek ürünü) ve krmis (kurt-böcek) sözcüklerinden Farsça ve Arapça’ya kirmiz olarak geçmiş.
Bazı yaprak bitkileri ezilince kırmız renk verir; bu ağaç da yaprak bitlerini bolca çeker. Zaten coccifera eki de buradan türetilmiştir. Kırmızı ya da kızıllık taşıyan anlamındadır. Yaprak bitlerinden elde edilen bu boyanın lohusa şekeri ve bir yığın kolalı içeceğe de renk verdiğini unutmayalım.
Son karede ise yine sayfamızın destekçilerinden Şebnem Uçarkuş, Güzey Fransa’dan bir fotoğraf yollamış. Nis ile Monaco arasındaki tepelerde yerleşmiş olan “Eze Egzotik Bahçesi”nin kaktüslerini görüyoruz. Bize en yakını fıçı kaktüs Echinocactus grusonii. Eğer yolunuz oralara düşerse kesin olarak gezmenizi öneririz.
Keyifli Bahçeler…

