Pazartesi, Mart 9, 2026

ESİAD Olağanüstü Genel Kurul’da gündem İran

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, İran’a yönelik askeri müdahalenin enerji fiyatları, ticaret yolları ve finansman koşulları üzerinden Türkiye ekonomisine doğrudan yansımaları olacağını söyledi

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) 27. Olağanüstü Genel Kurulu, dernek merkezinde gerçekleştirildi. Divan Başkanlığını ESİAD’ın kurucularından ve 10. Dönem Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Kemal Çolakoğlu’nun yaptığı genel kurulda, kâtip üyeliklere Yücel Öztürk ve Sibel Katrancı seçildi. ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, ekonomik istikrar ve öngörülebilir bir yatırım ortamının güçlendirilmesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.


Zorlu: Savaş üzerimizde ek baskı yaratacak

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, Türkiye’nin güney ve doğu sınırlarının bir “yangın hattına” dönüştüğünü belirterek, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri müdahalesinin bölgeyi büyük bir belirsizliğe taşıdığını ifade etti. İran’ın Türkiye için üçüncü büyük doğalgaz tedarikçisi olduğunu hatırlatan Zorlu, Hürmüz boğazının kapatılmasının ardından petrol fiyatlarının 100 dolarları geçmesinin enerji faturalarına milyarlarca dolarlık ek yük getirecek ve cari açıkta ciddi sapma riski yaratacağını dile getirdi. Bu maliyet artışlarının Merkez Bankası’nın yüzde 15-21 aralığındaki enflasyon tahminine ulaşılmasını neredeyse imkânsız hale getirmekte ve dezenflasyon sürecini zorlaştırmakta olduğunu ifade eden Zorlu, “Bir diğer önemli konu da finansman koşullarıdır. Jeopolitik gerilimler yüksek faiz ortamındaki iş dünyamız için ilave bir baskı anlamına gelir. Ayrıca İran, yalnızca bir enerji tedarikçisi değil; Orta Asya’ya açılan stratejik bir ticaret koridorudur. Sınır geçişlerinde yaşanabilecek aksamalar, ihracat ve transit ticaret gelirlerimizi doğrudan etkileyecektir. Buna ek olarak, olası insani hareketlilik ve artan güvenlik maliyetleri de kamu maliyesi üzerinde yeni yükler oluşturabilir” dedi. 

Zorlu, Trump’ın ikinci dönemiyle artan küresel korumacılık ve AB’nin Hindistan-Mercosur gibi yeni ortaklıklarına dikkat çekerek, rekabet gücünün artık ucuz işgücünden değil yüksek katma değerli üretimden, teknoloji yatırımlarından ve inovasyondan geçtiğini vurguladı. Dünyanın hızla değiştiğini ve jeopolitik risklerin artmasıyla rekabetin sertleştiğini belirten Zorlu, “Dünya hızla değişiyor, jeopolitik riskler artıyor ve rekabet sertleşiyor. Böyle dönemlerde en büyük gücümüz; ortak aklımız, kurumsal hafızamız ve birlikte hareket etme irademizdir. Bizim yönümüz; yüksek katma değerli üretimdir. Yönümüz; enerji ve kaynak verimliliğidir. Yönümüz; teknoloji yatırımı ve kurumsal güven ortamıdır. Yolumuz ise akıl ve iş birliğidir” ifadelerini kullandı. 

Toplantının Divan Başkanlığını üstlenen ESİAD 10. Dönem YİK Başkanı Kemal Çolakoğlu, dünyada yaşanan gelişmelere dikkati çekerek dünyada ciddi bir savaş atmosferi olduğunu vurguladı. Buna rağmen üretimin gündemin birinci maddesi olmadığını ifade eden Çolakoğlu, “Ekonominin önü açılmadıkça enflasyonun sadece parasal tedbirlerle düşürülemeyeceğini yıllardır söylüyoruz. Geçmişte söylediklerimizle bugün söylediklerimiz arasında en ufak bir fark yok. Türkiye’de sanayicinin ve iş insanının üretime dört elle sarılması gerektiğini anlatmaya devam edeceğiz” dedi.


Akgerman: Türkiye’nin potansiyelinin hayata geçebilmesi için güven ikliminin güçlendirilmesi şart

Toplantıda konuşan ESİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Bülent Akgerman, küresel düzenin sarsıldığı, kuralların yeniden yazıldığı bir dönemden geçildiğini belirterek ülkede en çok ihtiyaç duyulan kavramın başında güvenin geldiğini ifade etti. Akgerman, “Zor dönemler, pusulanın en net olması gereken dönemlerdir. Bugün ülkemizde en çok ihtiyaç duyduğumuz kavramların başında güven geliyor. Ekonomik, kurumsal ve toplumsal güven olmadan yatırım olmaz, uzun vadeli planlama olmaz, sermaye kalıcı olmaz. Bu güveni duyabilmemiz için yargının bağımsızlığı, öngörülebilirlik ve şeffaflığın tam olarak tesis edilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin potansiyeli büyüktür. Hala genç nüfusu, girişimci ruhu, üretim kabiliyeti ve Avrupa ile bütünleşmiş değer zincirlerindeki konumu önemli bir avantajdır. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçebilmesi için ülkemizde güven ikliminin güçlendirilmesi şarttır” ifadelerini kullandı. 

Konuşmaların ardından 2025 yılı faaliyet raporu ve mali rapor okundu. Yönetim ve Denetim Kurulu raporları oy birliğiyle ibra edildi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM