Kaos Yaratmak ve Yönetmek…

Orta Doğu’da savaşlar durmuyor.  Bu savaşlar kendiliğinden olmadı. ABD’nin uzun vadeli planı çerçevesinde ülkeler birbiri ile savaşıyor ve hepsi zayıf düşüyor.  22 Eylül 1980’de Irak İran’ı işgal etmeye kalktı. Savaş 8 yıl sürdü, yaklaşık 1 milyon ölü, 2 milyon yaralı, büyük yıkım ve 150 milyar dolar harcama ile sonlandı.

Kuveyt İran ile savaşırken Saddam’a milyarlarca dolar yardım yaptı. Ancak ABD büyükelçisi bir toplantıda Saddam’a Kuveyt toprakları üzerinde sizin hakkınız var dedi. Yani Saddam’a gaz verildi. Milyarlarca dolar yardım almasına karşın Saddam 1990 yılının ağustos ayında Kuveyt’i işgale başladı. Bu nedenle ABD Suudi Arabistan’ı koruma amacıyla binlerce Amerikan askerini Suudi Arabistan’a yolladı. Suudi hava sahası, havaalanları, limanları ve askeri üsleri ABD askeri birliklerinin kullanımına açıldı. ABD, bu arada Birleşmiş Milletler ’den 40 ülkeyle bir koalisyon kurdu.  Savunma ve saldırı eylemleriyle Kuveyt’i kurtardı. 28 Şubat 1991’de savaş sonlandı. Bu vesile ile ABD Arap Yarımadasında her ülkede üs kurdu, silahlı kuvvetlerini yerleştirdi.

Kuveyt 28 Şubat 1991’de Saddam’ın elinden kurtarıldı ancak Saddam senaryoyu fark etmedi. 5 Nisan 1991’de Irak güçlerinin hareketini sınırlamak için 36. paralel icat edildi. Bu paralelin kuzeyinde de Barzani marifetiyle daha sonra özerk hale gelen bir düzen kuruldu.

Irak, Saddam aracılığı ile ABD’nin elinde oyuncak oldu. Saddam’ın Suriye’de Şam kentinde öğrenci iken CİA tetikçisi olduğu, sonradan değişik aşamalardan geçirilerek Irak’ta devlet başkanı yapıldığı biliniyor. ABD 2003 yılında Irak’a girdi, Saddam’ı devirdi, bu hikayeyi bitirdi.

ABD’nin senaryosu geniş bir alanı ve çok yönlü eylemleri içeriyor. Usame Bin Ladin ile Afganistan’ın bombalanmaya doğru yönlendirilmesini ABD hazırladı. El Kaide, Taliban derken terörist cihatçı örgütler kuruldu ve batıya doğru ilerledi.

Bu arada birbirine komşu dört ülkede (Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ta) PKK, PJAK, PYD ve PÇDK biraraya getirildi, KCK çatısı altında birleşti.

Batıya yürüyen terörist ve cihatçı örgütler IŞİD, HTŞ gibi yemi yapılanmayla kitlelerin kafasını karıştırdı. Saddam misali HTŞ’den Ahmed el Şara devlet başkanı yapıldı. İsmi daha önceden Ebu Muhammed el-Culani olan Şara’nın başına ABD 10 milyon dolar ödül koymuştu. Ahmed el Şara devlet başkanı olunca gerilla giysisini çıkarıp kravatlı takım elbise giydi ve Trump onu Beyaz Saray’da ağırladı.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile, onlara göre İran birkaç günde çökecekti. Olmadı. Dördüncü haftasına girerken savaş aynı hızla sürüyor. Trump istediği sonucu alamadıkça nükleer tesis, petrol tesisleri, su kaynakları gibi insanı etkileyen konuları gündeme getiriyor. Türkiye’de medya bir haftadır “Amerika Hark adasına inecek” diye yandaş haber yapıyor. Bilmiyorlar ki, Amerika Hark adasına inerse, hayal etmediği kadar asker kaybeder. İran’da iki yıl çalıştım, Hürmüz boğazı çevresinde deniz yapıları yaptık. Oraları iyi bilirim.

Olayın gerisinde başka oyunlar da oynanıyor. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye temsilcisi Tom Barrack, “Türkiye’de başlayan süreç, Kürtlerin yaşadığı 4 büyük ülke arasındaki yanlış anlamaların tüm parçalarını kapsıyor. Herkesi bir araya getirme ve Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı…” diye mesaj vermiş.

Evet, 4 ülkeden toprak kopararak bir uydu ülke yaratma hayali Avrupa’dan Amerika’ya geçmiş. Trump da yakın dostu Tom Barrack ile niyetini açık ve net söylüyor. Elli bin vatandaşımı öldüren terörist başı şimdi bu ülkenin kuruluşu için kaldıraç olarak kullanılıuor. Bu da yeni bir Saddam hayali.

ABD önce kaos yaratıyor, onu yönetirken yeni kaos oluşturuyor. Türkiye Cumhuriyeti bu kaos senaryoları içinde, taa Amerika’dan verilen demeçlerle İsrail’in yeni adımı ya da hedefi.

Türklerin binlerce yıllık devlet deneyimini yok etmeye çalışan bir ABD var. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi üzerinde yaratılmak istenen kaosu başarı ile yöneterek bu sorunu çözebileceğine inanıyoruz.

Önceki İçerik

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar