Orta Doğu’daki savaş plastik sektörünü vuruyor. Sektör temsilcileri, savaşın belirsizlik getirdiğini söylerken ham maddede net bir fiyatlandırma yapmanın mümkün olmadığını belirtiyor
SEREN KARAŞAHİN
Orta Doğu’ya yayılan savaşın etkisi küresel ticarette kendini gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nın gemi geçişine kapatılması ve Babülmendep Kapısı’nın da kapanma tehdidi altında olmasıyla beraber dünya ticaretinin yüzde 50’sinden fazlasının geçtiği bölgede endişe devam ediyor. Akaryakıt, navlun, enerji ve ham madde fiyatlarının artması maliyetleri yükseltirken ürün fiyatlarının da katlanmasına sebep oluyor. Gündemdeki savaştan her sektörün ağır yara alacağı belirtilirken fiyatlardaki belirsizlik ve dalgalanma, üreticilerin ve ihracatçıların önlerini görememesini sağlıyor.
Savaşın etkilediği en önemli sektörlerden biri olan plastikte de durum farklı değil. Plastik ham maddesinde net rakamlar verilmemesi ve sektörün geleceğinin net olmaması sanayici ve ihracatçıyı endişelendiriyor. TİCARET Gazetesi’ne konuşan Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, plastik sektörünün dayanıklılığını artırmak için devlet destekleri ve sektör içi iş birliği mekanizmalarının önemli olduğu değerlendirmesinde bulundu. Karadeniz, hem üretim hem de ihracat planlamalarında daha esnek ve hazırlıklı olunması gerektiğini dile getirdi. Karadeniz, Orta Doğu’daki çatışmaların ham madde fiyatlarına yansımasıyla net fiyatlandırma vermenin mümkün görünmediğinin altını çizdi.
“Tüm ekonomik faaliyetler etkileniyor”
Orta Doğu’daki savaş sürecinin başta plastik sektörü olmak üzeri tüm sektörleri doğrudan etkilediğini söyleyen Karadeniz, etkinin boyutunun sadece ihracat ve tedarik zincirindeki aksamalardan ibaret olmadığını söyledi. Bölgeden gelen siparişlerde dalgalanmalar ve öngörülemeyen gecikmeler yaşanırken, lojistik maliyetlerin yükseldiğini ve bazı hammaddelerin tedarikinde ciddi aksaklıklar ortaya çıktığını dile getirdi. Durumun fiyat istikrarını bozduğunu ve sanayicilerin üretim planlarını öngörülemez hale getirdiğini ifade eden Karadeniz, etkinin yalnızca plastik sektörünü kapsamadığının altını çizdi.
Karadeniz, “Orta Doğu’daki gelişmelerin dünya piyasalarına yansıması, tüm ekonomik faaliyetleri etkiliyor. Akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki artış, sadece plastik üretimini değil, nakliyattan lojistiğe, üretimden tüketici fiyatlarına kadar zincirde herkesi etkiliyor. Yani fiyat artışları ve maliyet baskısı, A’dan Z’ye tüm üretim ve tüketim süreçlerine yansıyor. Bu belirsizlik ortamında sanayiciler, riskleri minimize etmek ve üretim sürekliliğini sağlamak için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalıyor. Aynı zamanda sektörün dayanıklılığını artırmak için devlet destekleri ve sektör içi iş birliği mekanizmaları kritik önem taşıyor” dedi.
Karadeniz, küresel jeopolitik gelişmelerin etkisinin gelecek dönemde de devam edecek olması nedeniyle hem üretim hem de ihracat planlamalarında daha esnek ve hazırlıklı olmak gerektiğine vurgu yaptı.

Fiyat değişkenliği sanayiciyi baskılıyor
Karadeniz, plastik hammadde fiyatlarında net ve kalıcı bir rakam vermenin mümkün olmadığını açıkladı. Piyasanın oldukça değişken ve belirsiz bir ortamda seyrettiğini ifade eden Karadeniz, arzın sınırlı olduğu veya tamamen yok olduğu ürünlerde, bugün belirlenen fiyatların yarın geçerliliğinin olmadığını söyledi. Fiyatların belirsizliğinin firmalar için ciddi tehlikeler ürettiğini belirten Karadeniz, “Aslında fiyatlar, sürekli olarak arz ve talep koşullarına bağlı bir şekilde değişiyor. Bu durum, özellikle hammaddeye bağımlı üretim yapan firmalar için ciddi bir maliyet baskısı yaratıyor. Sanayiciler, bu belirsizlik ortamında üretim planlamasını ve stok yönetimini daha titiz bir şekilde yürütmek zorunda kalıyor. Firmalar, maliyetlerini dengelemek ve üretim sürekliliğini sağlamak için alternatif tedarik kaynakları bulmaya, stok stratejilerini optimize etmeye ve fiyat risklerini minimize etmeye çalışıyor” dedi.
Esnek ve hazırlıklı olma çağrısı
Hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntıların maliyetleri öngörülemez hale getirip finansal planlamayı zorlaştırdığını ifade eden Karadeniz, firmaların strateji geliştirmek zorunda kaldığını dile getirdi. Karadeniz, “Bu seviyedeki fiyat dalgalanmaları, sektörün sürdürülebilirliği ve rekabet gücü açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Özellikle ihracat yapan ve yurt dışı pazarlarda rekabet eden üreticiler, maliyet artışlarını doğru yönetmek ve fiyat istikrarını yakalamak için sürekli strateji geliştirmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla plastik sektörü, sadece üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda piyasanın belirsizlikleri karşısında esnek ve hazırlıklı olabilme yeteneğiyle ayakta kalabiliyor” ifadelerini kullandı.

İnovatif çözümlere yönelme önerisi
Ham maddenin yanı sıra enerji, lojistik, işçilik ve finansman giderlerindeki artışın sanayicinin yükünü artırdığını söyleyen Karadeniz, elektrik, doğal gaz ve ulaşım maliyetlerinin zorlaştığını ve sektörün rekabet gücünün etkilendiğini dile getirdi. Durumun fiyatlama stratejilerini zorlaştırdığını, nakit akışı ve yatırımlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade eden Karadeniz, “Bu nedenle firmalar, maliyetlerini kontrol altına almak ve operasyonel verimliliği artırmak için inovatif çözümler ve teknolojik yatırımlara yönelmek durumunda kalıyor” dedi.
