Günümüzde artan şiddet olaylarının tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirten uzmanlar, psikolojik, sosyolojik ve dijital faktörlerin birlikte etkili olduğunu söylüyor
Şiddet olayları artarken uzmanlar bu durumun tek bir sebeple açıklanmayacağını dile getirdi. Şiddetin artmasında psikolojik, sosyolojik ve dijital faktörlerin birlikte etkili olduğunu ifade ediliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gül Eryılmaz, dijitalleşme, değişen rol modeller, zayıflayan aile bağları ve küresel belirsizliklerin gençlerde değer erozyonu ve şiddet artışına nasıl zemin hazırladığını söyledi. Gençlik ve ergenlik döneminin kimlik gelişimi açısından en kırılgan süreç olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Eryılmaz, “Dijital araçlar, ergenlerin örnek aldığı ‘kahraman’ ikonlarının da değişmesine yol açtı. Eskiden ‘güçlü kahraman’ anlayışı ahlaki değerlere dayanırken, günümüzde bu anlayış yerini popülarite odaklı ve absürt bir yapıya bıraktı” dedi. Aile içi iletişimin zayıfladığını ve ‘teknostres’ etkisinin gençleri daha yalnız bıraktığını ifade eden Prof. Dr. Eryılmaz, toplumda ‘güvenlik erozyonu’ oluştuğunu ve bunun da şiddet eğilimini artırdığını aktardı.
Değerler erozyona uğradı
Günümüzde artış gösteren şiddet olaylarının nedenleri incelendiğinde psikolojik, nörolojik ve sosyolojik pek çok faktörün karşımıza çıktığını ifade eden Prof. Dr. Gül Eryılmaz, “En kritik noktalardan biri, kimlik gelişiminin en kırılgan olduğu gençlik ve ergenlik dönemindeki değişimlerdir. Eskiden ‘çevre’ dediğimiz olgu, dokunabildiğimiz ve görebildiğimiz insanlardan ibaretti. Ancak dijital araçlar bu sınırları ortadan kaldırdı; artık dünyanın öbür ucundaki birine anında bağlanabiliyoruz. Bu durum, ergenlerin örnek aldığı ‘kahraman’ ikonlarının da değişmesine yol açtı. Günümüzde; daha çok ‘like’ (beğeni) alan, daha çok izlenen, daha absürt davranan veya küfrederek dikkat çeken kişiler rol model haline geldi. Eskiden ‘güçlü kahraman’ anlayışı ahlaki değerlere dayanırken, günümüzde bu anlayış yerini popülarite odaklı ve absürt bir yapıya bıraktı. Gençlerin ikonları karmaşıklaştı ve değerler erozyona uğradı” ifadelerini kullandı.
Eskiden ailenin, birey için en güvenli sığınak, şefkat ve birliğin merkezi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Eryılmaz, bugün aile yapısının da ciddi bir erozyonla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Dünyayı yöneten liderlerin güç gösterilerinin ve tehditkâr dillerinin, bireylerde ‘güvende değiliz’ hissini pekiştirdiğine işaret eden Prof. Dr. Eryılmaz, “Sonuç olarak; ailedeki şefkat bağının zayıflaması, rol modellerin yozlaşması ve küresel belirsizliklerin yarattığı bu ‘güvenlik erozyonu’, şiddet olaylarının artmasına zemin hazırlayan en temel unsurlardır” dedi.
