İnşaat sektörü ekonominin lokomotifi olmayı sürdürüyor

Türkiye’de standartlara uygun beton üretilmesi ve inşaatlarda doğru beton uygulamalarının sağlanması için 38 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Türkiye Hazır Beton Birliği’nin 39. Olağan Genel Kurulu yapıldı. THBB Başkanı Yavuz Işık İnşaat sektörünün 2025 yılında yüzde 10,8 büyüme ile ekonominin lokomotifi olmaya devam ettiğini ifade etti

Türkiye Hazır Beton Birliğinin (THBB) 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı THBB’nin İstanbul Kavacık’taki merkez binasında yapıldı. Genel Kurulda konuşan Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “İçinden geçtiğimiz dönem, ekonomik göstergelerin yanı sıra jeopolitik gelişmelerle de şekillenen son derece kritik bir süreçtir. 2025 yılında Türkiye ekonomisi sıkı para politikasının etkisiyle yüzde 3,6 büyürken inşaat sektörü yüzde 10,8 büyüme kaydederek ekonominin lokomotifi olmayı sürdürdü” dedi. 2018–2022 dönemindeki durgunluğun ardından sektörün güçlü bir toparlanma sergilediğini belirten Işık, bu performansta deprem sonrası yeniden inşa faaliyetleri, kamu yatırımları ve özel sektör projelerinin etkili olduğunu söyledi.


“İnşaat sektörü büyümesini sürdürecek”

İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerini paylaşan Işık, “2025 yılında konut satışları yüzde 14’ün üzerinde arttı ilk el konut satışları 540 bin adedi aşarak son 7 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Özellikle yılın son ayında görülen güçlü artış, ertelenmiş talebin devreye girdiğini göstermiyor ancak ipotekli satış oranlarının hâlâ sınırlı seviyelerde kalması, finansman koşullarının talep üzerindeki belirleyici rolünü sürdürdüğünü ortaya koyuyor” dedi. Faiz oranları ve krediye ulaşımdaki zorlukların “erişilebilirlik” sorununu gündemde tuttuğunu belirten Işık, yüksek faiz ve peşinat yükünün talebi daha çok üst-orta gelir grupları ve kurumsal yatırımcılar tarafına yönlendirdiğini vurguladı.

2026 yılına ilişkin beklentileri de paylaşan Işık, inşaat sektörünün büyümesini sürdüreceğini ancak daha dengeli bir görünüm sergileyeceğini söyledi. Deprem bölgesindeki inşa faaliyetleri ve kamu projeleri sayesinde sektörün güçlü performansını koruyacağını belirten Işık, konut satışlarının ise kredi faizlerine bağlı olarak şekilleneceğini ifade etti. Bu çerçevede 2026 yılının büyümenin devam ettiği ancak kârlılık, maliyet yönetimi ve finansmana erişimin kritik olduğu bir dönem olacağını kaydetti.


Türkiye hazır beton üretiminde Avrupa lideri 

Türkiye Hazır Beton Birliği ve çalışmaları hakkında bilgiler veren Işık, her yıl Hazır Beton Sektör Raporu hazırladıklarını ifade ederek, “Sektörümüz 293 milyar TL cirosu, 50 bini aşan istihdam hacmi ve yıllık 140 milyon metreküplük üretimiyle inşaat sektörüne ve buna bağlı olarak ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Bu büyüklük yalnızca üretim hacmini değil; istihdam, lojistik, ekipman, agrega, çimento, kimyasal katkı ve hizmet ekosistemiyle birlikte çok geniş bir katma değer alanını temsil ediyor. Türkiye’nin Avrupa’da hazır beton üretiminde lider konumda olması da bu başarının en somut göstergelerinden biri” diye konuştu.


Sektörde dönüşüm ihtiyacı daha görünür hâle geldi

Sektörde dönüşüm ihtiyacına da dikkat çeken Işık, “Sektörümüzün geleceği daha fazla üretmekte değil, daha akıllı üretmekte yatıyor. Daha verimli, izlenebilir, düşük karbonlu ve dayanıklı bir üretim anlayışı artık bir tercih olmaktan çıkarak bir zorunluluk hâline geldi. Bu noktada yeşil dönüşüm kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Düşük karbonlu üretim sadece teknik bir detay değil, rekabetin belirleyici unsurlarından biri oldu. Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri ve emisyon ticaret sistemi gibi uygulamalar, sektörümüzün bu dönüşüme hızla adapte olmasını gerektiriyor” dedi.


THBB’nin “Üçüz Dönüşüm” modeli sektöre yön verecek

Bu kapsamda hayata geçirdikleri “Üçüz Dönüşüm” modelinin; yeşil, dijital ve insani dönüşümü kapsayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu belirten Işık, “Dijital tarafta; GPS ve nesnelerin internet tabanlı sistemlerle filo yönetimi, yapay zekâ destekli rota optimizasyonu ve veri temelli performans yönetimi gibi uygulamalar devreye alınıyor. Yeşil dönüşüm tarafında ise; düşük karbonlu beton üretimi, geri kazanılmış malzeme kullanımı, su verimliliği ve elektrikli araç dönüşümü gibi alanlarda somut adımlar atılıyor. İnsani dönüşüm boyutunda ise eğitim, yetkinlik gelişimi ve iş güvenliği kültürü ön plana çıkıyor. Bu üç alanın birlikte ele alınması, sektörümüzün sürdürülebilir bir şekilde büyümesi açısından kritik öneme sahip” şeklinde konuştu.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM