İzmir şehir otelciliğinde büyüme sınavı!

Şehir otellerinden “turizm anayasası” çağrısı

SEDA GÖK

Gökdelenleri, tarihi semtleri ve ödüllü küresel markalarıyla son yıllarda şehir otelciliğinde kabuk değiştiren İzmir, turizmde güçlü bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcilerinin ortak analizi; kentin tek bir “B planına” sıkışıp kalmaması gerektiği yönünde.

Uzmanlar; fuar-kongre, tarih-kültür, sağlık ve gastronomi segmentlerini tam bir entegrasyon içinde büyüterek, tüm paydaşların ortak bir “Turizm Anayasası” etrafında birleşmesi gerektiğini vurguluyor.


Doluluk sınavı ve maliyet enflasyonu

Sektörün 2025 yılı performansı incelendiğinde, stabil ancak kârlılık noktasında otelleri oldukça zorlayan bir tablonun hâkim olduğu görülüyor. Sahil şeridinde beklentilerin altında kalan yaz sezonunun aksine, İzmir şehir otelleri ciro bazında hedeflerine ulaşmayı başardı; fakat yüksek yiyecek-içecek enflasyonu ile artan enerji maliyetleri kârlılık oranlarını ciddi şekilde baskıladı. Bu süreçte şehir otelleri genel olarak istikrarlı ve dirençli bir çizgi izlese de büyüme endeksi geçmiş yıllara oranla daha düşük kaldı.

Makroekonomik dengeler de sektörü doğrudan etkiledi. Bastırılan döviz kurları ve yüksek yerel enflasyon nedeniyle Türkiye, yabancı turistlerin gözünde Akdeniz’deki güçlü rakiplerine karşı fiyat avantajını kaybetmeye başladı. Buna paralel olarak yerli pazarda da şirketlerin tasarruf politikalarına gitmesi, iş seyahatleri amacıyla yapılan konaklamaları ciddi oranda azalttı. Diğer yandan sektör temsilcileri, resmi verilerde görülen turist artışının sektörü yanıltmaması gerektiğinin altını çiziyor; çünkü kente gelenlerin büyük bir bölümünü şehirde konaklamayan kruvaziyer yolcuları veya doğrudan kıyı resortlarına geçiş yapan turistler oluşturuyor.


İzmir’in gerçek gücü; zincir otellerin iştahı

Son beş yılda misafir taleplerinin kişiselleştirilmiş hizmet ve yüksek konfor beklentisine doğru evrilmesi, İzmir genelinde büyük bir yenileme ve yeni tesis yatırımı dalgası başlattı. Küresel zincir otellerin geçmiş yıllarda şehirden ayrıldığı karamsar dönem artık tamamen geride kaldı. Aksine, şu anda dev zincirlerin İzmir pazarına girmek için büyük bir “iştah” duyduğu ifade ediliyor. Kentin sadece mevcut yerel pazarına sıkışıp kalmak yerine, doğrudan yurt dışı pazarlara odaklanarak doğru fiyat politikasını kanıtladığı aktarılırken, İzmir’in gerçek bir küresel turizm merkezine dönüşmesi için önceliğin kent altyapısını güçlendirmek olduğu savunuluyor.


Fuar ve kongrelerde nitelik ve bölge arayışı

İzmir’in tarihinden gelen güçlü bir fuarcılık genetiği var ancak sektör artık sadece niceliğe değil, “niteliğe” odaklanılması gerektiği görüşünde birleşiyor.

Kongre ve fuar organizasyonlarında katılımcı profilinin kalitesini artırmanın önemine dikkat çekiliyor. Lokal fuarcılık anlayışından sıyrılıp, gerçek uluslararası otoritelerin yönettiği ve paydaşların sadece stant parası ödemenin ötesine geçerek vizyon kazandığı etkinliklere ihtiyaç duyuluyor.

Bununla birlikte kent için daha radikal mekânsal çözümler de gündeme getiriliyor. İzmir’in, dünyadaki büyük örneklerinde olduğu gibi, kongre otellerinin kümeleneceği özel bir bölgeye acilen ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Yıllardır imar sorunları nedeniyle atıl kalan İnciraltı Bölgesi’nin sağlık ve kongre turizmi odaklı planlanması, kentin hak ettiği büyük ölçekli uluslararası kongreleri çekebilmesinin tek anahtarı olarak gösteriliyor.


B Planı değil, çok boyutlu turizm hareketi

Fuar turizminin ötesinde kentin geleceğini inşa edecek alternatif segmentler konusunda da stratejiler oldukça net. Tek bir acil durum planı yerine, tüm turizm başlıklarının bir arada büyümesi gerektiği savunulurken, özellikle yükselen sağlık turizminin gelecekte kentte kalıcı ve devasa bir rol oynayacağı öngörülüyor. Kültür, inanç ve son dönemdeki gastronomik atılımların kenti küresel lige taşıdığı ifade ediliyor. Sağlık turizminde başarıyı yakalamak adına İzmir; yüksek kaliteli klinik, hastane ve doktor altyapısı ile havalimanı kapasitesi açısından kusursuz bir eşleşme sunuyor; bu alanda eksik olan tek şeyin ise daha agresif bir uluslararası tanıtım ve direkt uçuş olanakları olduğu aktarılıyor.


Kemeraltı’dan İzmir turizmine kaldıraç etkisi

Tüm sektör temsilcileri, İzmir turizmini bir üst lige çıkaracak en büyük ortak kaldıraç olarak tarihi kent merkezinde yürütülen restorasyon ve koruma projelerini işaret ediyor. Kültürel miras yatırımlarının kenti “zamansız bir kültür destinasyonu” yapacağı, bu sayede turist profilinin zenginleşerek konaklama sürelerinin uzayacağı öngörülüyor. Dünyanın en büyük açık hava pazarlarından olan Kemeraltı, Konak, Agora ve Mimar Kemalettin bölgesindeki tabela, cephe ve zemin regülasyonlarının sıkılaştırılmasının yabancı turist akışını dramatik şekilde artıracağı, bölgenin sabah akşam yaşayan bir kültür ve gastronomi merkezi olması gerektiği de beklentiler arasında yer alıyor.


Kronik sorunların çözüm formülü: Turizm Anayasası

Analizin en can alıcı noktası ise sektör temsilcilerinin yıllardır süregelen kronik sorunlara getirdiği ortak çözüm reçetesi oluyor. Bu sorunların başında, İzmir’in potansiyelinin önündeki en büyük bariyer olan yurt dışı direkt uçuşların yetersizliği geliyor. Kentin aktarmalı uçuşlara mahkum edilmesi küresel rekabet gücünü ciddi oranda kırıyor. Bir diğer kronik sorun olarak ise sektörde yetişmiş insan gücü bulmanın ve istihdamı korumanın her geçen gün zorlaşması öne çıkıyor. Ayrıca, turizmin net döviz getirisiyle aslında bir ihracat faaliyetinden farkı olmadığı, ancak ihracatçıya verilen finansmana erişim, muafiyet, hibe ve yeşil pasaport gibi kolaylıkların turizmcilerden esirgendiği, bunun da yeni yatırımların finansal mantığını zorlaştırdığı belirtiliyor.

Tüm bu zorluklara karşı sektörün ortaya koyduğu en büyük vizyon; Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret Odası ve kent vakıfları gibi tüm dinamiklerin katılımıyla, kentin tüm potansiyelini tek bir stratejik çatı altında toplayacak kapsayıcı bir “Turizm Anayasası” oluşturulması. Sektör temsilcileri, sürdürülebilir başarı ve yerel ekonominin yeniden ayağa kalkması için bu ortak iradenin ve kararlılığın acilen devreye sokulması çağrısında bulunuyor.


Yeni yatırımlar ve vizyon planları

Mevcut makroekonomik tedbirlere ve dönemsel zorluklara rağmen, büyük yatırımcı gruplarının İzmir’in uzun vadeli potansiyeline olan inancı ve pazardaki stratejik hamleleri devam ediyor. Sektör temsilcilerinin paylaştığı vizyon planları, önümüzdeki süreçte kentin hem küresel markalar hem de yerli sermaye eliyle yeni konseptlere ev sahipliği yapacağını gösteriyor. Bu kapsamda, uluslararası bazı konaklama zincirlerinin kente yeni markalar kazandırma, mevcut tesislerinde lüks gastronomi alanları oluşturma ve imza aşamasındaki projeleri hayata geçirme yönünde iştahlı olduğu görülüyor. Yerli yatırımcılar kanadında ise mevcut yatak kapasitelerini artıracak yeni şehir oteli yatırımları ve plazalar bölgesine yönelik dinamik iş oteli projeleri planlanırken, bir yandan da mevcut tesislerin renovasyon süreçlerine odaklanılıyor. Diğer taraftan, otelcilikteki maliyet yapılarını dengelemek isteyen bazı köklü markaların ise mevcut operasyonlarını koruyarak kaynaklarını lojistik gibi alternatif sektörlere veya yurt dışındaki farklı gayrimenkul projelerine yönlendirerek strateji çeşitliliğine gittiği dikkat çekiyor.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM