PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan çalışmada, en büyük büyüme alanı 800 milyar dolarlık hacimle sağlık ve beslenme olarak öne çıkıyor
PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan ‘Gıdanın Geleceği 2.0 Küresel gıda ekosisteminde dönüşüm ve büyüme fırsatları’ başlıklı çalışma, küresel gıda sisteminin önümüzdeki on yılda karşı karşıya kalacağı dönüşüm dinamiklerini ve yeni büyüme alanlarını ele alıyor.
Artan talep, iklim kaynaklı riskler ve üretim üzerindeki baskılar nedeniyle kritik bir dönüşüm dönemine giriyor. Yüzyıl ortasına kadar 9 milyardan fazla insanı besleyebilmek için, kalori üretiminin 2010 seviyelerine kıyasla yüzde 50’nin üzerinde artması gerekiyor. Ancak iklim değişikliği ve bozulan araziler nedeniyle her yıl yaklaşık 100 milyon hektar verimli tarım arazisi kullanım dışı kalıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin şehirlerde yaşaması da üretim ve tedarik sistemleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Çalışmada, gelecekteki talebi karşılamak için yalnızca verimlilik artışının yeterli olmayacağı; aynı zamanda toprak restorasyonu, yeni üretim yöntemleri ve daha dayanıklı tedarik zincirlerinin kritik hale geldiği vurgulanıyor. Rapora göre bu dönüşümü erken fark eden ve buna göre konumlanan şirketler, önümüzdeki dönemin büyüme fırsatlarını daha güçlü şekilde değerlendirebilecek.
Gıda ekosisteminde 9 yeni büyüme alanı öne çıkıyor
Önümüzdeki on yılda değerin en hızlı kayacağı alanları belirlemek amacıyla yapılan analiz sonucunda üç ana kümede toplanan dokuz yüksek büyüme alanı tespit edildi. Bu alanların toplam pazar büyüklüğünün 2025’teki seviyesinden 2035’e kadar yaklaşık 3,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Çalışmadaki “Nasıl yetiştiriyoruz” başlığı altında; yeni nesil tarım çözümleri, bağlantılı üretim sistemleri ve tarımsal altyapı alanları öne çıkıyor. Çalışmaya göre bu alanın toplam büyüklüğünün 2025’te 150 milyar dolardan 2035’te 400 milyar dolara çıkması bekleniyor. Raporda, büyümenin ölçeklenebilmesi için çiftçilerin günlük sorunlarına çözüm sunulmasının kritik olduğu belirtiliyor. Daha iyi üretim koşulları, daha düşük maliyetler ve daha yüksek verimlilik sağlayan çözümlerin benimsenmesini hızlandırabilecek beş temel unsurun öne çıktığı ifade ediliyor. Bu unsurlar arasında finansal teşvikler ve sürdürülebilir üretime yönelik artan talep dikkat çekiyor.
Alternatif içerikler ve sürdürülebilir üretim yükselişte
“Nasıl üretiyoruz” başlığı altında ise ileri gıda işleme teknolojileri, alternatif içerikler ve proteinler ile sürdürülebilir ambalaj çözümleri yer alıyor. Bu alanın 2025’te 290 milyar dolardan 2035’te 680 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Çalışmada; kakao ve kahve gibi ürünlerde yaşanan fiyat dalgalanmalarının ve iklim kaynaklı risklerin, şirketleri alternatif içerik kullanımına yönelttiği belirtiliyor. Keçiboynuzu gibi alternatif içeriklerin daha sık kullanılması veya yeni formülasyonların geliştirilmesi, üretim süreçlerinde önemli değişiklikleri beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm; yeni tedarik stratejileri geliştirilmesini, daha fazla tedarikçiyle çalışılmasını ve üretim altyapısının farklı içeriklere uyum sağlayacak şekilde güncellenmesini gerektiriyor.
Sağlık ve beslenme, en büyük büyüme alanı olarak öne çıkıyor
“Nasıl tüketiyoruz” başlığı altında sağlık ve beslenme, kolaylık ve müşteri deneyimi alanları öne çıkıyor. Çalışmaya göre bu kümenin toplam büyüklüğünün 2025’te 1,06 trilyon dolardan 2035’te 2,06 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Raporda özellikle sağlık ve beslenme alanının yaklaşık 800 milyar dolarlık büyüklüğüyle en önemli fırsat alanı olduğu vurgulanıyor. Sağlıklı yaşam trendleri, tüketicilerin içeriklere yönelik artan hassasiyeti ve sürdürülebilirlik beklentileri; ürün geliştirme, tedarik zinciri ve üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor.
Gelişmekte olan pazarlarda ise tüketici beklentileri, altyapı, regülasyonlar ve satış kanallarının önemli ölçüde farklılık gösterdiği belirtiliyor. Çin, Hindistan ve Afrika’nın bazı bölgeleri stratejik büyüme alanları arasında gösterilirken; başarı için bölgesel tedarik, yerel ihtiyaçlara uygun ürün geliştirme ve doğru pazara giriş modellerinin kritik olduğu ifade ediliyor.
Gıda şirketleri için dört stratejik öncelik öne çıkıyor
Çalışmaya göre önümüzdeki dönemde büyümenin yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlı olmadığı; farklı sektörlerin yetkinliklerini bir araya getiren daha bütüncül bir yaklaşım gerektirdiği belirtiliyor. Strategy& uzmanları, yeni nesil büyümenin önünü açacak dört temel başlığa dikkat çekiyor:
- Güçlü liderlik, ekosistem iş birlikleri ve ölçeklenebilir teknoloji altyapısına yatırım yapılması.
- İnovasyonun sektörler arası yetkinlikleri bir araya getirecek şekilde yeniden ele alınması,
- Regülasyonlar, yetkinlik eksiklikleri ve belirsiz iş modellerinin yarattığı engellerin aşılması,
- Kurum içi geliştirme yerine iş birlikleri ve satın alma modellerinin daha etkin kullanılması,
Gıda sisteminde yeniden yapılanmanın 3 temel başlığı
Çalışmanın sonuç bölümünde ise önümüzdeki on yılda yaklaşık 3,1 trilyon dolarlık değerin yeni büyüme alanlarına kayacağı vurgulanıyor. Bu dönüşüm ortamında şirketlerin yalnızca mevcut operasyonlarını geliştirmesinin yeterli olmayacağı; aynı zamanda gelecekte hangi alanlarda rekabet edeceklerine ve nasıl değer yaratacaklarına karar vermeleri gerektiği belirtiliyor.
Raporda, değişen gıda sisteminde rekabetçi kalabilmek için şirketlerin üç temel başlıkta yeniden yapılanması gerektiği ifade ediliyor:
- “Değeri iş sonuçlarına yansıt” yaklaşımıyla da inovasyonu ölçeklenebilir iş sonuçlarına dönüştürmek.
- “Nerede rekabet edeceğini seç” yaklaşımıyla geleceğin büyüme alanlarını netleştirmek,
- “Ekosistem genelinde bağ kur” yaklaşımıyla ekosistem genelinde stratejik iş birlikleri kurmak,
