Son yıllarda artan psikolojik farkındalık, beraberinde yeni bir baskıyı da getiriyor. Birçok kişi artık duygularını da sürekli değerlendirme eğilimi gösteriyor
Kendini tanımak ve duyguların farkında olmak psikolojik iyi oluşun önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Ancak bazı durumlarda farkındalık, kişinin kendisini sürekli değerlendirdiği bir öz denetim mekanizmasına dönüşebiliyor. Özellikle sosyal medyada yaygınlaşan psikoloji içerikleri, bireylerin her duygu ve davranışlarına anlam yükleme eğilimini artırabiliyor. Yaşadığı her duygunun nedenini bulmaya çalışan bireylerin zaman zaman duyguyu deneyimlemekten çok onu çözümlemeye odaklandığını belirten Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu sürecin kişinin iç dünyasıyla kurduğu doğal ilişkiyi zorlaştırarak zihinsel yorgunluğu da arttırdığını da belirtti. Dr. Psk. Abudaram, duyguların anlaşılması kadar hissedilmesinin de psikolojik süreçlerin önemli bir parçası olarak öne çıktığına değindi.
Duygular yaşanmaktan çok yönetilmeye çalışılıyor
Dr. Psk. Sevilay Abudaram, çatışmalarda ölçülü davranmanın, duygularını yönetebilmenin ve sağlıklı iletişim kurabilmenin değerli beceriler arasında yer aldığını fakat bu yaklaşımın zaman zaman görünmez bir performans baskısı yaratabildiğini vurguladı. Sürekli dengeli kalma isteğinin kişinin gerçek duygularını geri plana itebileceğine dikkat çeken Dr. Psk. Abudaram, bireylerin zaman zaman yaşadıkları duyguları anlamaya çalışmak yerine onları kontrol etmeye ve bastırmaya yönelebildiğini belirtti. Bu durumun kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırabileceğini ifade eden Dr. Psk. Abudaram, duygulara alan açmanın sağlıklı ilişkiler ve güçlü bir öz farkındalık için önemli olduğunu vurguladı.

“Duygularımızı sürekli kontrol etmeye çalışmak kendimizden uzaklaştırabiliyor”
Son yıllarda psikoloji alanındaki bilgiye erişimin artmasının, insanların kendilerini daha iyi tanımalarına katkı sağladığını ifade eden Dr. Psk. Sevilay Abudaram, “Ancak bazı kişiler için bu süreç, sürekli kendini değerlendirme ve denetleme alışkanlığına dönüşebiliyor. Birçok insan yaşadığı duyguyu deneyimlemek yerine onu ne kadar doğru yaşadığını sorguluyor. Öfke hissettiğinde bunu bastırmaya çalışıyor, kırıldığında bunu göstermemeyi tercih ediyor, hayal kırıklığı yaşadığında güçlü görünmeye odaklanıyor. Oysa öfke, üzüntü, kırgınlık ve belirsizlik insan deneyiminin doğal parçaları arasında yer alıyor. Psikolojik dayanıklılık, duyguları kontrol altında tutma çabasından çok onları fark etme, kabul etme ve sağlıklı biçimde ifade edebilme kapasitesiyle güçleniyor. İnsanların kendilerine kusursuz olma hedefi koymaları, zamanla kendi duygularından uzaklaşmalarına neden olabiliyor. Ruh sağlığını destekleyen en önemli unsurlardan biri, insan olmanın getirdiği tüm duygulara alan açabilmekten geçiyor” açıklamasında bulundu.
