Küresel ticaretin ana omurgasını oluşturan deniz taşımacılığı, karbon regülasyonları ve düşük emisyon hedefleriyle birlikte yeni bir yakıt dönüşümünün merkezinde yer alıyor
Arkas Bunker ve Ege Yeni Nesil Enerji iştiraki DB Tarımsal Enerji, denizcilikte biyoyakıt kullanımını sürdürülebilirlik, teknik uyum, regülasyonlar ve saha deneyimi ekseninde ele aldı. İstanbul’da düzenlenen “Denizcilikte Biyoyakıt” seminerinde, DB Tarımsal Enerji’nin yerli ve sertifikalı biyoyakıt üretim altyapısı ile Arkas Bunker’ın denizcilik yakıtı tedariki ve saha uygulama deneyiminin düşük karbonlu yakıtlara geçişte tamamlayıcı bir model sunduğu vurgulandı. Seminerde bu dönüşümün yalnızca çevresel bir başlık olmadığı, karbon regülasyonlarıyla birlikte navlun maliyetleri, ihracat rekabeti, finansman koşulları ve tedarik zinciri güvenliği açısından da stratejik önem taşıdığı belirtildi.
Küresel ticaretin ana omurgasını oluşturan deniz taşımacılığı, karbon regülasyonları ve düşük emisyon hedefleriyle birlikte yeni bir yakıt dönüşümünün merkezinde yer alıyor. IMO’nun sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefleri, Avrupa Birliği’nin denizcilik yakıtlarında karbon yoğunluğunu düşüren düzenlemeleri ve paydaşların sürdürülebilir tedarik zinciri beklentileri, gemi yakıtlarını artık yalnızca teknik bir tercih olmaktan çıkarıyor. Yakıtın karbon yoğunluğu, önümüzdeki dönemde yalnızca gemi işletmeciliğinin değil; navlun maliyetlerinin, rota planlamasının, yük sahiplerinin tercihinin ve ihracatçının rekabet gücünün de önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu yakıtlara erişim, denizcilik sektörü için çevresel sorumluluğun ötesinde ticari sürdürülebilirlik ve rekabet avantajı sağlayan bir başlık olarak öne çıkıyor.
Bu dönüşümün Türkiye denizcilik sektörü ve bölgesel yakıt tedarik zinciri açısından yarattığı fırsatlar, Arkas Bunker ve DB Tarımsal Enerji tarafından İstanbul’da düzenlenen “Denizcilikte Biyoyakıt: Sürdürülebilirlik, Teknik Uyum, Uygulama Deneyimi ve Gelecek Perspektifi” teknik seminerinde ele alındı. Hilton Bosphorus İstanbul’da gerçekleşen etkinlikte; biyoyakıt kullanımının teknik gereklilikleri, sertifikasyon süreçleri, makine uyumu, saha uygulamaları, regülasyonlara hazırlıklar ile uygulama örnekleri ve sonuçları paylaşılırken sektörler arası iş birliği fırsatları değerlendirildi.

“Atığı stratejik bir enerji kaynağına dönüştüren bir modelden söz ediyoruz”
DB Tarımsal Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı yaptığı konuşmada biyoyakıt dönüşümünün yalnızca denizcilik sektörüne değil; atık yönetiminden tarıma, enerjiden ulaşıma ve sanayiye uzanan bütünleşik bir değer zinciri oluşturduğunu vurguladı.
Borovalı, “Bugün konuştuğumuz konu yalnızca alternatif bir yakıt değil; atığı stratejik bir enerji kaynağına dönüştüren, döngüsel ekonomiyi destekleyen ve düşük karbonlu büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir modeldir. Kullanılmış bitkisel yağların izlenebilir, sertifikalı ve uluslararası standartlarla uyumlu olarak denizcilik yakıtına dönüştürülmesi hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir katma değer yaratıyor. Bu süreçte yalnızca biyoyakıtı üretmek değil, ürünün uluslararası kabul gören sürdürülebilirlik sertifikalarına sahip olması da büyük önem taşıyor” dedi.
Ulaşım sektöründe yeşil dönüşümün ancak güvenilir ve izlenebilir bir tedarik zinciriyle mümkün olabileceğini belirten Borovalı, şöyle devam etti: “Denizcilikte sürdürülebilir, düşük karbonlu yakıtlara geçiş; hammadde temininden üretime, sertifikasyondan ikmale kadar tüm aşamalarda güvenilir bir tedarik zinciri yönetimini gerektiriyor. Tamamı Türkiye’de toplanan atık bitkisel yağların kullanılması, hem ham madde tedarik güvenliğini güçlendiriyor hem de nihai ürünün karbon ayak izini önemli ölçüde düşürüyor. Bu yaklaşım iş modelimizin rekabetçiliğini artıran temel unsurlardan biri.
“Biyoyakıtı sahada kanıtlanmış bir çözüm olarak görüyoruz”
Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül ise denizcilikte yakıt dönüşümünün ancak teknik açıdan uygulanabilir, ticari açıdan sürdürülebilir ve regülasyonlarla uyumlu çözümlerle hız kazanabileceğini belirtti. Gül, “Denizcilikte düşük karbonlu yakıtlara geçiş artık uzak vadeli bir hedef değil, bugünün gündemi. Arkas Bunker olarak biyoyakıtı yalnızca çevresel bir alternatif değil; mevcut gemi altyapısıyla uyumlu, sahada denenmiş ve sektörün regülasyonlara uyumuna katkı sunan bir çözüm olarak görüyoruz. İki yıldan fazla bir zamandır operasyonlarımıza devam ediyoruz. Bu süreçte 32 farklı gemi tipine 60 sefer ve 15 bin tondan fazla yakıt ikmali yaptık, 14 bin 500 ton emisyon azalttık. Biyoyakıtlarla ilgili altyapımız hazır, ürünlerimiz hazır, regülasyonumuz hazır. Kendi operasyonlarımızda başlayan bu deneyimi sektörle paylaşmaya devam ederek Türkiye’nin yeşil denizcilik dönüşümüne katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.
Türkiye için düşük karbonlu yakıt tedarik merkezi fırsat
Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin düşük karbonlu denizcilik yakıtlarında bölgesel tedarik merkezi olma potansiyeli oldu. Türkiye, stratejik coğrafi konumu, güçlü liman altyapısı, gelişmiş lojistik ağı, denizcilik deneyimi ve yerli biyoyakıt üretim kabiliyetiyle Akdeniz, Karadeniz ve Avrupa hatlarında önemli bir rol üstlenebilecek konumda bulunuyor.
